FİLİSTİN’İN KURTULUŞ HİKÂYESİ DIŞARIDA YAZILACAK

Derviş Argun

Filistin, İsrail’in kuruluşunu ilan ettiği 1948 yılından bu yana direniyor. Filistin topraklarının sistematik bir işgal yaşadığı konusunda tüm dünya hemfikir. Aynı dünya, bu işgali durdurmamak ve yaşanan acıya seyirci kalmak konusunda da hemfikir.  Bir taraftan adım adım toprak işgali yaşanırken öte yandan milyonlarca Filistinli öz vatanlarından çıkartılarak sürgünlere gönderiliyor. Ürdün, Lübnan ve Suriye gibi komşu ülkeler başta olmak üzere milyonlarca Filistinli, kimi yerde mülteci kimi yerde sığınmacı olarak onlarca yıldır kamplarda yaşamaktadır.

 Artık kamplarda yaşam, üçüncü ve dördüncü nesillere devredilir oldu.  İlk işgalin üzerinden 66 yıl geçmiş olmasına rağmen acının taze ve bir o kadar da güncel olmasının sebebi sürecin halen ve kesintisiz devam ediyor olmasıdır. Yahudilere yapılan sözde soykırım, bugün bir acı anı olarak hatırlanırken ve dünya bu acıyı üzerinde yaşayan herkese ta iliklerine kadar hissetmeleri dayatmasını yaparken, her gün bu acıyı yaşayan Filistinlilere karşı kör ve sağır kalabilmektedir.  Öyle zamanlardayız ki; gücünüz yoksa yaşadığınız acıları bile kimseye anlatamıyorsunuz.

HAMAS lideri Halid Meşal’in bu savaş yüzlerce yıl da sürse direnmeye devam edeceğiz açıklaması çok önemli. Direniş, üzerine düşeni yapıyor. Bunu ispat etmek adına verilen şehit sayısını tarih bile kaydetmekten aciz kaldı. Kaç çocuk, kaç kadın bu uğurda toprağa düştü sadece Allah biliyor. Nice yetim ve dullar sabrı kuşanarak bu davayı bu günlere taşıdı ancak o topraklar şahit.  Bu, işin Filistin ve Filistinliler cephesi. Ya bize düşen görevler ve yapmamız gerekenler. Burası hep açıkta kaldı. Mücadeleye olan tüm katkımızı, patlayan bombalar arkasından gelen 5 TL’lik SMS mesajlarına icabet ederek geçiştirdik. Hem de bunun, hem doğru hem de yeterli olmadığını bilerek. Geldiğimiz noktada Filistin, bizim için yardım toplama sebebi sayılan bir camii inşaatına dönüşürken, kimileri için ise hakkında dernekler ve vakıflar açılmasına gerekçe olan bir mağduriyet coğrafyası oldu. 

Süreci doğru okuyan Filistin direnişi, yıllardır haykırmasına rağmen özelde İslam ülkelerinden genelde ise tüm dünyadan aradığı desteği bulamadı. Bu fotoğrafı ta 1948 yılında okuyan İsrail ise, işgalini adım adım tamamladı. Gelinen nokta tam da Necip Fazıl’ın dediği gibi bir kişiye dokuz, dokuz kişiye bir pul. Sayısal olarak aşağı yukarı nüfus eşitliği olmasına rağmen İsrail, coğrafyanın neredeyse % 90’ına hâkim durumdadır. Bundan 96 yıl önce hiç olmadıkları bir coğrafyada, 1948 yılında devlet kuran ve mütemadiyen işgal ve öldürme ile Filistinlileri boşaltarak o coğrafyanın tamamına hâkim olan İsrail, maalesef bunu tüm dünyanın gözü önünde yaptı.  Sıradan kınamalar, anlamsız basın açıklamaları, sonuç vermeyen tedbirler, İsrail için ancak işlerin kolaylaşmasına katkı sağladı.

Ne petrol zengini Arap devletleri ne de demokrasi ile yönetildiği iddiasındaki haçlı batılılar, Filistin’deki zulümlere ve ölümlere ilgi duymadılar. Arap devletleri el altından milyarlarca dolar vererek destekledikleri Yahudilere bir taraftan HAMAS üzerine saldırmaları konusunda telkin ve tavsiyeler verirken diğer taraftan, bir takım adında “İslam” kelimesi geçen işbirlikçi örgütler eliyle de İslam coğrafyalarını ve halklarını kontrol altında tuttular.

HAMAS lideri Halid Meşal, saldırıların ve dolayısıyla çocuk ölümlerinin yeniden başladığı şu günlerde Müslüman olduğu iddiasındaki bu ülkelere “ölüm var” diyerek hesabı hatırlatıyor. Öbür taraftan İsmail Heniye, arabuluculuk yaptığı zannedilen ülkelere,   arabuluculuk çalışmalarınızı İsrail tarafından halen devam eden saldırılar ve öldürülen çocukları da hesaba katarak yapınız diyor. Ben şahsen ne Müslüman olduğu iddiasındaki ülkelerin ne de arabulucuların Meşal ve Heniye’nin feryatlarını duyduğunu zannetmiyorum.  Bu feryatları duymak için kulak lazım. Duygusuz bedenlerin analitik hesaplarla çalıştırdığı kulaklar bu feryatları duyamaz, bu katliamları göremez, bu acıları hissedemez. Sahte duruşlar ve sıradan stratejiler de Filistin’i kurtaramaz. Filistin kendine düşeni yaptı yapmaya da devam ediyor. Ama onların kurtuluş hikâyesi içerde değil, dışarıda yazılacak. Bakalım kalemi eline alacak bir yiğit çıkacak mı?

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.