Fakirin yerine zenginsin!

M. Ali Köseoğlu

Hikâyeyi AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı’dan dinlemiştim…

Alman besteci Mendelssohn’un büyükbabası ile büyükannesinin evlenmelerinin öyküsünü anlatmıştı.

Şöyle:

Moses Mendelssohn yakışıklı bir adam değildi. Çok kısa boylu olmasının yanı sıra, çok garip bir de kamburu vardı. Günün birinde Hamburg’da yaşayan bir işadamını ziyarete gitti. İşadamının, Frumtje adında çok güzel bir kızı vardı. Moses, bu güzel kıza umutsuz bir aşkla tutuldu. Fakat güzel kız onun çirkin görüntüsünden ürkmüştü. O nedenle, yüzüne bile bakmak istemiyordu.

Evden ayrılma zamanı geldiğinde Moses, güzel kızın üst kattaki odasına çıktı ve tüm cesaretini toplayarak onunla son kez konuşma girişiminde bulundu. Fakat kızın, başını kaldırıp da yüzüne bakmamaktaki direnci, Moses’ı çok üzdü.

Moses, bu güzel kıza bir soru sordu…

“Evliliklerin kutsal bir özelliği olduğuna inanır mısınız?” dedi.

“Elbette” diyerek yanıtladı güzel kız ve gözlerini yine kaldırmayıp, Moses’in yüzüne bakmadan, kendi de ona sordu: “Peki ya siz?”

Moses, bir an bile duraksamadı:

“Evet, ben de inanırım” dedi ve ekledi:

“Biliyor musunuz? Her erkek çocuğu doğduğunda Tanrı, onun evleneceği kızı belirlermiş.   Benim doğumumda da, benim evleneceğim kızı belirlemiş ve bana ‘Senin karın kambur olacak’ demiş. O zaman ben de bir istekte bulunmuşum Tanrı’dan. ‘Tanrım, kambur bir kadın bir trajedi olur. Lütfen onun kamburunu bana ver ve onu güzel bir kadın yap’ demişim.”

Moses’in bu sözlerinden sonra Frumtje gözlerini yerden kaldırdı, onun gözlerinin içine baktı ve elini uzatıp, Moses’in elini tuttu. Sonra da onun eşi oldu.

***

Bu hikâyeyi işittikten sonra, Kayalıpark’ta görmeyen gözleriyle mendil satan adamın ‘yerine’ gördüğümü düşündüm.

Dilenen adamın yerine dilenmediğimi, evi olmayan kişinin yerine üzerimde bir çatı olduğunu, topal adam yerine yürüdüğümü düşündüm…

Bu düşünce içimi acıttı.

***  

Önceki gün KOS Genişleme Bölgesi’ndeki çalışmaları değerlendirmek üzere KSO Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil’in düzenlediği toplantıya maalesef katılamadım.

Basından takip ettiğim kadarıyla da Konya adına ‘keyifli’ işlere imza atılıyor…

Haberlerden okumuşsunuzdur: 4. Organize Sanayi Bölgesi’nden arazi talebinde bulunan 128 başvurudan 106’sı ön tahsis hakkını kazanmış.

16 Kasım’daki imzaya kalmış iş…

Emeği geçenleri kutluyorum.

***

Büyükhelvacıgil, “Yeni yatırımlarla Konya Organize Sanayi Bölgesi Türkiye’nin üretim gücü olacak. Yabancı yatırımcıları çekmek için de çalışmalarımız sürüyor” diyor.

2006’da şehrimizi Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kemal Şahin, beraberindeki işadamlarıyla ziyaret etmişti. Hatta Şahin, “Konya her yönüyle bir yatırım şehri. Konya kültürel yönüyle de Batı ile Türkiye arasında köprü olabilecek önemli bir şehirdir. Konya'ya hem yabancı, hem de yurtdışındaki Türkler'den yatırımlar gelecek, yeni iş sahaları açılacaktır” demişti. Bu sözlerden sonra ne oldu bilmiyorum. Şahin ya da beraberindekilerden Konya’ya yapılmış bir yatırım varsa bundan memnun oluruz.

*** 

Son söz şu: Konyalı işadamlarımız yukarıdaki hikâyeyi tefekkür etmeliler. Fakirlerin yerine zengin ve işçilerin yerine işadamı olduklarını unutmamalılar.

Zaten Büyükhelvacıgil ve diğer sanayicilerin çabalarında da bu algıyı görüyorum.

Öyleyse...

Kendilerini kutluyorum.

Yorum Yap
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.