Konya’nın Hadim ilçesinde, Türk mutfağının binlerce yıllık lezzetlerinden biri olan kavut unu, geleneksel yöntemlerle yaşatılmaya devam ediyor. Kor ateş üzerinde sacda saatlerce kavrulan doğal ürünlerle hazırlanan kavut, zahmetli sürecin ardından tatlı olarak tüketiliyor.
Unutulmaya Yüz Tutmuş Bir Kültür Mirası
Hadim’e bağlı Bolat Mahallesi’nde yaşayan İbrahim Çakar, geçmişte hemen her evde yapılan kavut ununu günümüze taşıyan sayılı isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Eskiden yaylaya çıkmadan önce mutlaka hazırlanan bu geleneksel ürün, bugün Çakar’ın özverisiyle ayakta tutuluyor.
Saatler Süren Emek, Köz Ateşinde Kavurma
Kavut ununun yapım sürecinin oldukça zahmetli olduğunu belirten Çakar, buğday, nohut, mısır, kabak çekirdeği, ay çekirdeği ve menengiç gibi malzemelerin tek tek seçildiğini ifade ediyor.
Yaklaşık 6–7 saat boyunca odun ateşinde, köz üzerinde kavrulan ürünler, soğutulduktan sonra geleneksel değirmenlerde undan biraz daha iri olacak şekilde öğütülüyor. Kavut unu, çoğunlukla pekmezle karıştırılarak tatlı olarak tüketiliyor.
Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde Yer Aldı
Kavut, yalnızca bir yiyecek değil; aynı zamanda tarihî bir değer olarak da öne çıkıyor. Ünlü seyyah Evliya Çelebi, Seyahatname adlı eserinde kavuttan bahsederek bu lezzeti kayıt altına alan isimler arasında yer alıyor.
“Atalarımızdan Kalan Bir Miras”
İbrahim Çakar, kavut ununun kendileri için yalnızca bir gıda olmadığını vurgulayarak, “Bu bize atalarımızdan kalan bir miras. Son 8–10 yıldır bu işi yapan neredeyse sadece ben kaldım. Gücüm yettiği sürece bu geleneği sürdüreceğim” ifadelerini kullandı.
Kış Aylarının Doğal Enerji Kaynağı
Özellikle kış aylarında yoğun talep gören kavut unu, yüksek protein ve lif içeriğiyle biliniyor. Geçmişte soğuk iklim şartlarında enerji kaynağı olarak tüketilen kavutun, günümüzde Türkiye’nin birçok ilinden sipariş aldığı belirtiliyor.
Çakar, “60–70 yaşındaki teyzeler ‘Çocukluğumuzu yaşattın’ diyerek teşekkür ediyor. Bu bizim en büyük kazancımız” dedi.