Günlük hayatınıza bir bakın. Bir şeyler başarmak, bir yer edinmek için ne kadar çok şeyle uğraşıyor ve mücadele veriyoruz. Pek çok gencimiz kendini geliştirmek, yeniliklerin gerisinde kalmamak uğruna yıllarca emek verip okuyor, üniversite yıllarını bu yüzden ailesinden ve arkadaşlarından ayrı, evden uzakta geçiriyor. Düzenli hayatlarından bir süreliğine de olsa vazgeçip bir serüvenin içinde buluyorlar kendilerini. Metropollerdeki birçok kişi de stres ve baskı altında hayatını sürdürürken yine düzensizlikten, özellikle de beslenme düzeninin bozulmasından etkileniyor.
Peki şehir dışına çıkıp evden uzakta kalanlar (özellikle de öğrenciler) sağlıklı biçimde beslenemez mi? Kolay olmasa da böyle bir düzen kurmak mümkün. Önce sağlıklı beslenme açısından önemli olan altın kuralları hatırlayalım: Asla öğün atlamayın. Yemeklerinizi hızlı yemeyin. Yemeklerinizi küçük lokmalar halinde yiyin. Bol bol su için (ortalama 2-2,5 lt.). Mümkün olduğunca fazla hareket edin.
Tüm besin gruplarını sofrada bulundurmak önemli
Yurtta ya da evden uzakta yaşayan öğrencilerin yemek yemek için seçeneklerini hem mekan hem de gıdalar açısından değerlendirmek gerekiyor. Burada önemli olan, günlük beslenmemizde tüm besin gruplarının yer alması gerektiğinin unutulmamasıdır. Önemli olan bunları doğru kombinasyonlarla ve belli miktarlarda tüketmektir.
Sağlıklı bir beslenmede en önemli öğün kahvaltıdır. Çünkü kahvaltı hem metabolizmanızın hızı hem de güne başlarken enerjiniz için çok önemlidir. Bu öğün için önünüzde pek çok seçenek olabilir. Peynir, zeytin, reçel, tereyağı, bal, domates ve salatalık gibi. Burada yapılması gereken 1-2 dilim ekmek (mümkünse kepekli), peynir, zeytin, 1-2 çay kaşığı reçel ile domates ve salatalık gibi vitamince de zengin olan sebzelerden tüketmektir. Haftada bir kez yumurta da yiyebilirsiniz.
--
Şekerli ve gazlı içecekleri bırakın; su, ayran ve süt için
Kilo alıp vermede kan şekeri dengemiz büyük önem taşır. Bu seviyeyi hızla yükseltecek gıda maddelerinden (reçel, bal, beyaz unla yapılmış gıdalar vs.) uzak durmak gerekir. Öğle yemeğinde tabağımızda mevsim sebzelerinden biri, çorba, salata ve tatlı olduğunu düşünelim. Sebzeyi (eğer çok yağlı ise suyunu ihmal ederek), çorbayı (tercihen çok yoğun olmayanlar) ve salatayı rahatlıkla tüketmek mümkündür. Tatlıya gelince, bu ihtiyacımızı en doğru şekilde taze mevsim meyvelerinden karşılayabiliriz. Akşam öğününe geldiğimizde ise hafif yeme anlayışı yine geçerli. Protein ihtiyacınız için ızgara et, tavuk, balık (ızgara, haşlama, sote, fırında pişirme yöntemi öneriliyor) gibi gıdaları tercih edebilirsiniz. Yanında bol salata yiyebilirsiniz.
Bunların dışında günlük beslenmede vücudunuzun vitamin ihtiyacını karşılayabilmek için 3 porsiyon meyve, her gün 2 ceviz, 5 fındık veya 5 badem, kuru kayısı, vişne, kuru erik gibi kuru meyveler yemelisiniz. Ayrıca şekerli ve gazlı içecekler yerine bol su, ayran, süt gibi mineralce zengin içecekleri içmenizi öneririm.
--
Uzaktakilerin favorisi: Makarna
Makarna pratik bir yemektir, kolayca hazırlanabilir. Uzun süre muhafaza edilebilir. Besleyici ve lezzetlidir. Büyük bir çeşitliliğe sahiptir. İşte tüm bu özelliklerinden dolayı evde tek başına kalan ve yoğun çalışanlar, evden uzakta yaşayanlar, iş ya da okul nedeniyle düzenli bir yaşamdan uzaklaşan kimseler için vazgeçilmez besinler arasında yerini alıveriyor.
Besin değeri açısından ele aldığımızda ise, karşımıza makarnanın vitamin ve mineraller bakımından da zengin ve yararlı olduğu gerçeği çıkar. Makarna A, B1, B2 vitaminleri, demir, kalsiyum, fosfor, potasyum ve protein yönünden de oldukça zengindir. Yağ ve sodyum oranı düşüktür, kolesterol riski yoktur.
Makarna etkin bir karbonhidrattır. Metabolizmada çabucak parçalanır, hemen enerjiye dönüşür. Dolayısıyla fiziksel güç gerektiren işlerle uğraşan herkes için tercih edilebilir bir temel besin olabilir.
Kalori ve yağ oranı çok düşük olduğu için, yerleşmiş genel kanının aksine şişmanlatma riski yüksek değildir. Şişmanlatan, makarnanın kendisinden çok içine konulan yağ ve kalorisi yüksek soslardır demek yanlış olmaz.
Sadece makarnanın değil, tüm gıda maddelerinin tüketiminde kilo alıp-vermede asıl olan kan şekeri dengenizdir. Makarnanın bu açıdan masum -glisemik endeksi düşük- olduğunu düşünürsek, hafif bir sosla (örneğin domates ve baharatlarla hazırlanmış), lif oranı daha yüksek olan (kepekli) makarnayı belli aralıklarla ve doğru miktarlarda tüketerek sağlıklı beslenme yolculuğunuza devam edebilirsiniz.