Eski Bir Kelime: Deyyus

Arif Köse /ey kavmim

Eskiden ayı oynatıcılar vardı. Ehlileştirdikleri ayıların burnuna halka takar, o halkanın zincirini elinde tutar ve ayıyı oynatır, yatırır kaldırırdı.

         Modernleşti bu iş artık. Çıkın sokağa bakın, burnuna halka takılmış bir SÜRÜ göreceksiniz. Bu ayı oynatıcıların çıkardığı, dizleri yırtık pantolonları giyen erkek ve kızlar göreceksiniz. Adamlar MODA adında bir halka takmışlar burnumuza, özellikle kadınlarımızı ve kızlarımızı oynatıp duruyorlar.

         Göbek çevresi, beli açık elbise, omuzları açıkta bırakan elbiseler…

“Ne bu kardeşim? Bu sene moda bu” Yahu sen ayı mısın ki sana verilen her talimatı yapıyorsun?

Senin bir şahsiyetinin, kimliğinin olması lazım. Kendini tarif ederken “Müslüman ve Türk” diye tarif ediyorsun. Ama Türk örfünde de İslam dininde de kadınların omuz başlarını, göbek çevresini, kollarını, boyun ve bağırlarını açıkta bırakan, dizi yırtık elbise yoktur. Genetiğinizi mi bozdular sizin?

Haramdır, günahtır, Allah’a ve Resulü’ne isyandır, toplumu bozmaktır.

Karısının-kızının bu şekilde giyinmesine rıza göstererek kıskanmayan da MEL’UNdur, DEYYUStur.

“Üç kimse vardır ki, kıyamet günü Allah onların tarafına bakmaz: Anne babasına asi olan çocuk, erkeğe benzemeye çalışan kadın ve DEYYUS” (Nesai, Zekat 69)

“İçki içene, ana babasına asi olana ve DEYYUSa, cennete girmek haramdır” (İmam Ahmed, Müsned 2/69) Ha DEYYUS ne midir? Buyurun bakalım: “Arapça bir kelime olup karısının ve yakınlarının namuslarına halel getirecek davranışlarına karşı kıskanma olmayan, onların ırzlarını sakınmayan kimse demektir” (İbnü’l Esir, en Nihave v/47)

Biz Arapçadan anlamayız mı dediniz? Buyurun o zaman:

Deyyus: Karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman kimse” (Türk Dil Kurumu)

Önünüze her konulanı yemeyin kardeşim. Giyinirken de, oturup kalkarken de kısaca tüm yaşantınızda şahsiyetinize, kimliğinize uygun davranın.

Giydirmeyin bu elbiseleri karılarınıza-kızlarınıza. Müslüman şereflidir, izzetlidir. Yapmayın bunları.

Bir sözüm de bu elbiseleri tasarlayan ve satanlara: Arkadaşım sen kime hizmet ediyorsun? Sen bu elbiseleri tasarlayarak, satarak toplumu bozulmaya teşvik etmiş olmuyor musun? Eğer kendimize Müslüman diyorsak “herkes giyiyormuş, para getiriyormuş, alıcısı varmış” diye elbise yapıp satamayız.

Şimdilerde de yakınıyoruz “KRİZ VAR, hayat pahalandı, alım gücümüz düştü…” diye. E sen böyle yaşayacaksın da Allah sana gökten altın mı yağdıracak? Tabi geçim zorluğu çekeceksin, kriz yaşayacaksın.

Karını-kızını göbeği, bağrı, omzu, dizleri açık giydirip herkesin önünde gezdirirsen, suratına bir ton boya sürmesine izin verirsen yaşadığın krize şükret.

         “Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, kişinin ayağının sürçmesi, ayağını bir ağaç parçasının yırtması, bir damar seğrimesi muhakkak işlenilen bir günah yüzündendir” (Hadis - Kenzu’l-Ummal)

         E ayağına takılan taşın sebebi günahın olur da yaşadığın ekonomik krizin sebebi başkası mı olur? Alın bir de ayet:

         “Başınıza gelen her musibet, ellerinizle işledikleriniz sebebiyledir.

O (cc), yine de çoğunu affeder” (Şura Suresi, 30. Ayet Meali)

         Ekonomik krizden çıkışın yolu da, rahat yaşamın yolu da günahları terk etmek, tövbe-istiğfar etmekten geçer. Başkalarını da güzellikle uyaracağız tabiî ki de. Bu uyarı olmaksızın da kurtulamayız. Zor mu? Değil. Allah’a isyan etmiş olmaya göre hiç zor değil.

         Bu terkleri yapmazsanız da hiç krizdeyiz diye ağlamayın, vesselam.

Yorum Yap
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.