1959 yılında çöl haline geldiği için buradaki köylülerin evlerini terk edip göç etmek zorunda kaldığı Karapınar'ın Gındam Yaylası'nın virane görüntüsünün, küresel iklim değişikliğini tartışan dünya için örnek olay olarak inceleniyor.
Karapınar Erozyonla Mücadele Sahası ve TEMA Vakfı yetkililerinden alınan bilgiye göre, Türkiye'de çölleşmenin en yoğun görüldüğü Karapınar, bu açıdan Moğolistan ve Rusya'daki benzerleriyle birlikte dünyadaki 3 önemli örnekten biri konumunda...
1959 yılındaki şiddetli kum fırtınaları ile başlayan süreçte ilçeye bağlı Gındam Yaylası'nın da içinde bulunduğu 165 bin dekar arazi, büyük oranda çöl haline geldi. Bütün bir yıl Gındam Yaylası'ndaki evlerinde kalan, çoğunlukla hayvancılıkla uğraşan yaklaşık 20 aile, bölgeyi kaplayan kumlar nedeniyle hayvanlarını otlatamayınca zorunlu olarak başka köylere ya da Karapınar ilçe merkezine göçmek zorunda kaldı. Rüzgar erozyonuna bağlı çölleşmenin bölgede daha da yayılacağı endişesi üzerine 1960'lı yıllarda devlet eliyle erozyonla mücadele çalışması başlatıldı. Rüzgar setleri oluşturma ve fidan dikimi yöntemleri kullanılarak, büyük bir kararlılıkla uzun yıllar devam eden bu çalışmada başarıya ulaşıldı ve çölleşen araziler tekrar kazanıldı. Çölleşmekten kurtarılarak ıslah edilen 76 bin dekar arazi vatandaşların kullanımına sunulurken, halen koruma altındaki 89 bin dekar erozyonla mücadele sahasının 45 bin dekar, iğde, cam, akasya, sedir, dişbudak, mahlep, akçaağaç cinsi 20–30 yaşındaki ağaçlarla yeşillendirildi.
İBRET İÇİN VİRANE EVLER YIKILMIYOR
Erozyon sahası içinde bulunan, batı ve güney kısmı ağaçlandırılmış olan Gındam Yaylası yerleşim yeri ise terk edilmiş virane evleriyle geçmişte yaşanan acının izlerini taşıyor. Erozyonla mücadele sahası yetkilileri, bölge halkının erozyona bağlı olarak yaşadıkları toprakları terk edip başka yerlere göç ettiği gerçeğinin herkes tarafından görülmesi için, “ibret olsun” diye buradaki evleri bilinçli olarak yıkmadıklarını vurguluyor. TEMA Vakfı İl Temsilcisi Namık Ceyhan ise Karapınar'da erozyonun yol açtığı büyük yıkım ve ardından gelen erozyonla mücadelede elde edilen başarının, Çukurova Üniversitesi tarafından bir rapor haline getirildiğini belirtti.
KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ANAHTARI “KARAPINAR”
Karapınar'ın, küresel ısınmaya bağlı sorunlarla karşı karşıya olan tüm dünya için de ders alınması gereken çok önemli bir deneyim olduğunu ifade eden Ceyhan, şunları kaydetti: Karapınar iklim değişikliğiyle mücadelede dünyadaki çölleşen alanlarda yapılacak çalışma için bir laboratuar anlamına geliyor. Bu nedenle, ülkemizi çölleşmeden korumak ve çok önemli tecrübelerimizi tüm dünyaya ile paylaşmak için Karapınar'a uluslararası bir erozyon araştırma enstitüsü kurulması kaçınılmaz.
Ceyhan, Fransızlar, Avusturyalılar ve Japonlar başta olmak üzere yabancı bilim adamlarının Karapınar'a gelerek erozyonla mücadelenin sonuçlarını yerinde araştırdıklarını, benzer duyarlılığı Türkiye'deki üniversitelerden de beklediklerini sözlerine ekledi. Mithat Korkusuz-Memleket