"Ermeni Tarafı Bir Algı Operasyonu Yapıyor"

Türk Tarih Kurumu Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Atnur:- "Bütün Ermeniler ölmüş olsaydı, bugün Amerika'da, Fransa'da, Lübnan'da, Paraguay'da, Arjantin'deki Ermeniler nereden neşet etti. Böyle bir iddianın hiçbir akademik, hiçbir insani temeli yok ama Ermeni

ANKARA (AA) - İSMAİL ÇİMEN - Avrupa Parlamentosunun (AP) 1915 olaylarına ilişkin kararı çeşitli çevrelerce tepkiyle karşılanırken, olayların tek taraflı değerlendirilmesinin yanlış olduğu belirtiliyor.

Türk Tarih Kurumu Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ethem Atnur, AA muhabirine, AP'nin aldığı kararın bir tarihçi olarak kendisini son derece üzdüğünü ve rahatsız ettiğini söyledi.

Parlamentoların siyasi kararlarla tarihe yön vermelerinin hiç hoş olmadığını ifade eden Atnur, "Bu akademi açısından kabul edilebilecek bir şey değil. Orada birtakım iddialar var; Türklerin, İttihati Terakki yönetiminin, Osmanlının 1,5 milyon Ermeni'yi yok ettiğine dair bir söylem var. Orada 'arşivlerinizi açın' diye muğlak bir ifade var. Bunları kabul etmemiz mümkün değil" dedi. 

- "Osmanlı devletinde en iddialı nüfus rakamı 1,5 milyon"

Ermeni tarafının bir algı yönetimi oluşturma çabası içinde olduğunu, "sözde Ermeni soykırımı"nı dünya kamuoyuna kabul ettirmeye çalıştığını belirten Atnur, "Yani 1,5 milyon Ermeni rakamı nereden çıktı, açık arşivlerimize rağmen 'arşivlerinizi açın' söyleminin altyapısı nedir? Bunların altyapısı, Ermeni tarafı bir algı yönetimi yapıyor, 24 Nisan meselesinde olduğu gibi ve bunu gerçekmiş gibi de dünya kamuoyuna kabul ettirmeye çalışıyor. Maalesef bunu gerçekmiş gibi kabul eden ya da kabul etmiş gibi gözüken siyaset de bunu bize dayatıyor" diye konuştu.

Osmanlı devletinde en iddialı nüfus rakamının 1,5 milyon olduğunun altını çizen Atnur, "1,5 milyon Ermeni'nin tamamını öldürmek, tamamen kötü bir edebiyat. Çünkü biz şunu söyleyebiliriz, 'Şu kadar insan tehcire gitti, şu kadar insan kamplarda yaşadı, şu kadar insan şöyle oldu, böyle oldu'. Bunların tartışması bir kenara, 1919 yılında Ermeni nüfusu ne kadardı? Sonuca baktığınız zaman 1915'in nüfus rakamlarını da ortaya çıkartıyorsunuz" dedi.

Atnur, Osmanlı devletinin 1918'in sonunda tehcirdeki insanları topraklarına geri döndürdüğünü aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Devlet, kendi imkanlarıyla 400 bin civarında Ermeni'yi tekrar eski bölgelerine döndürmüş, evlerine yerleştirmiş, kiliselerini almış. Patrikhane 1919'un Ağustos ayı itibarıyla 676 bin Ermeni'nin bugünkü Türkiye sınırları içerisinde yaşadığını söylüyor. Bu kendi rakamları. Bunların 400 bini tehcire gidip dönenler. Zaten 276 bin civarı da tehcire gitmemiş. Geriye kalanlar ise Türkiye'nin hemen doğusu yani bugünkü Ermenistan ve İran. O zaman tabi bugünkü Ermenistan yok, Rusya toprakları var. Buraya kaçanların sayısı ise Milletler Cemiyeti rakamlarına göre 350 bin ile 540 bin arasında. Bugün Ermenistan'ın temelini de bu Ermeniler teşkil ediyor. İran'a, Bulgaristan'a, Mısır'a, Fransa'ya, Amerika'ya giden var. O dönemde Milletler Cemiyeti rakamlarına göre 1 milyon 200 bin Ermeni sağ, hayatta. Nasıl 1,5 milyon insan öldü?

Bütün Ermeniler ölmüş olsaydı, bugün Amerika'da, Fransa'da, Lübnan'da, Paraguay'da, Arjantin'deki Ermeniler nereden neşet etti. Böyle bir iddianın hiçbir akademik, hiçbir insani temeli yok ama Ermeni tarafı bunu bir algı yönetimi ile yöneterek, bir propaganda aracı haline getirerek gerçekmiş gibi dünya kamuoyuna sunup sonra oradan siyaset olarak da bir algı operasyonu yapıyor."

- "Arşivlerinizi açın çağrısı Ermeni tarafına yapılmalıydı"

Türkiye'nin arşivlerinin yıllardan beri açık olduğunu anlatan Atnur, "Bir akademisyen olarak kapalı arşiv göremiyorum. Acaba Ermeni tarafı kendi arşivini açıyor mu, ben bir akademisyen olarak Ermenistan'a gidip bir çalışma hakkına sahip miyim? Böyle bir şey yok, kapalı. Boston'daki Taşnak arşivi var, kapalı. Kudüs'teki Patrikhane arşivi kapalı. Bence bu çağrıyı Türklerden ziyade Ermenilere yapmalıydılar" diye konuştu.

Asıl meselenin Ermeni meselesi olmadığını, gerçekleştirilmek istenenin bir algı operasyonu olduğunu vurgulayan Atnur, şöyle devam etti:

"Ermeni tarafı öyle bir algı operasyonu yapıyor ki karşı taraf da buna inanmış gibi gözükerek Türkiye üzerinde kendi emelleri doğrultusunda bir siyaset üretiyor. Bu mesele aslında Ermeni meselesi değil, Avrupalıların da buna çok inandıklarını düşünmüyorum. Onlar Osmanlının son döneminde olduğu gibi kendi siyasetleri üzerinden, kendi emelleri doğrultusunda özne olarak Ermenileri koyarak bir faaliyet yürütüyor. Yoksa onlar da biliyor 1,5 milyon Ermeni'nin ölmediğini ve en basit olarak arşivlerin kapalı olmadığını. Almanya ve Danimarka son olarak şunu açıkladı, 'Bu bir siyasetin kararı olamaz, bu bir akademik konu. Tarihçiler buna karar versin'. Uluslararası kamuoyu, özellikle akademik çevreler bunu ciddi bir görüş olarak kabul etti ama Ermeni tarafını bu masanın bir kenarına getirmek mümkün olmadı. Protokollerin iptalinde sınır meselesi ile tarihçiler komisyonu, Ermeni tarafını ciddi manada rahatsız etti. Gelinen noktada olay akademik boyuttan çıkmış ve tam bir siyasi boyut kazanmıştır." 

- "Türk-Ermeni ilişkilerinde tarih 1915'e hapsedildi"

Ermeni meselesinde Türk tarafının da yanlışları olduğunu savunan Atnur, "Bunların en başında karşı taraf yani Ermeni tarafı, Türkleri 1915'e sıkıştırdı. Türk-Ermeni ilişkilerinde tarih 1915'e hapsedildi. Bu kesinlikle kabul edilecek bir şey değil. 1915 bir sonuç. Bizim insanımız çok az okuduğu için 1915'in resmine baktıkları zaman sadece Ermenilerin göçünü, sürgününü, sevk ve iskanını görüyor. Halbuki 1915'in genel resmi bu değil" ifadesini kullandı. 

Söz konusu dönemde yaşananların hep tek taraflı görüldüğünü belirten Atnur, şunları kaydetti:

"Çocukluğumda yaşadığım Erzurum'un Aşkale ilçesine bağlı Cinüs köyünde duvar diplerinde ağlayan insanlar vardı. Bu toplum acılarını içine gömmüş. Yani Ermeni tarafı çektiği acıları üzerine katbekat koyarak anlatıyor. Evet onlar da acılar yaşadılar ama Müslüman toplumlar, Türk olsun, Kürt olsun, Çerkez olsun; Türk toplumu, Müslüman toplumu da yaşadığı acıları içine attı. Türk tarafı sadece kendini savunmamalı. Türk tarafının da 1914'ten 1919'a kadar Anadolu'nun doğusunda, Kafkaslar'da öldürülen 523 bin insanın da hesabını sorması gerektiğini düşünüyorum."

- "İnsanların topraklarından kopması ölüm kadar acıdır"

Prof. Dr. Atnur, cumhuriyetin kurulduğu dönemde Osmanlı topraklarında 200-250 bin civarında Ermeni nüfus kaldığını, diğerlerinin ise istiklal mücadelesi döneminde Osmanlı topraklarından ayrıldığını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Cumhuriyet kurulduğunda 200-250 bin civarında Ermeni kalmıştı Osmanlı ülkesinde. Onlar da zamanla ayrıldılar ve bugünkü hal oldu. Yoksa bu insanlar kırılmadı, bu insanlar öldürülmedi. Tabi ki şunu da anlamak lazım, insanların topraklarından kopması, ayrılması hiç kolay değildir. Ölüm kadar da acıdır. Bu Anadolu'dan göçen Ermeniler de hakikaten bunun acısını yaşadı. Türkler de çok büyük acılar yaşadı ama Türk tarafı toprağında kaldığı için belki bu acıyı kendi içinde yumuşatabildi. Ermeni halkı bu acıyı, diasporadaki cemiyetlerin ortak çalışmalarıyla gittikçe bir kine dönüştürdü. 1925'te Anadolu'da acı yaşamış bir Ermeni, Türk'e daha hoş bakarken, ortak geçmişi hatırlarken, onun çocuğunun torunu daha nefretle bakıyor."

Türkiye Haberleri

BUNLAR YOKSA 1246 TL'Yİ HAZIRLAYIN
İFŞA YASAKLANDI
TAPUDA AVUKAT ZORUNLULUĞU
2. KEZ YAPANIN EHLİYETİNE EL KONULACAK