Erken yitirdiğimiz bir gazeteci: İbrahim Sur
ZEKİ OĞUZ
İbrahim’i 1968 yılında Yeni Konya’da muhabirliğe başladığımda tanımıştım. Ben dışarıdan gelmiştim ama o babaocağındaydı. Babası Mehmet Sur gazetenin başmürettibiydi. Sonradan öğrenecektim ki aslında bütün aile bir şekilde gazetenin içindeydiler. İyi çevirmen-şair Faruk Sur, iyi şair Abdullah Sur ve İbrahim.
Nur içinde yatsınlar üçünü de erken yaşlarda yitirdik. Onların beni ilgilendiren yönleri kültür-sanata hep yakın durmaları ve iyi birer şair-öykücü olmalarıydı. Fakat meslekleri ya da başka ilgi alanları bu yönlerini ya köreltti ya ikinci plana itti.
Hastalanmadan bir süre önce karşılaşmıştık Abdullah ile. Kıyıda köşede kalmış şiirlerinin bir bölümünü topladığını, Çağrı dergisinde yayınlanan şiirlerine ulaşıp ulaşamayacağımı sormuştu. Bu mümkün olmadı tabi.
Abdullah’ın Yeni Konya’da ilk yazısı 1964 Eylülünde yayınlanır. Usta gazetecilerimizden Orhan Berk, İbrahim’in ölümü nedeniyle yazdığı bir yazıda onun ilk şiirlerini 1967’de yayınlamaya başladığını belirtir. Fakat 31 Mayıs 1969 tarihli Yeni Konya’da üç kardeşin de imzası vardır. Kültür-sanat sayfasını yöneten Abdullah Sur, abisi Faruk Sur’un Rimbaud’un hayatıyla ilgili bir seri yazıya, kardeşi İbrahim’in, Bir Karasevdalıyım, adlı şiirine yer verir. Benim ilk öykülerim de Kasım 1968’den itibaren yayınlanmaya başladı.
Kültür-sanata ilgimiz öylesine yoğundu ki çevremizdeki genç arkadaşlarla 1969 mayısında Genç Edebiyatçılar diye bir dernek bile kurmuş, Sesimiz adlı tabloid bir dergi bile yayınlamıştık. Bu dergi bir sayı çıkabildi.
İlk muhabirliğe başladığımda Konya gazeteleri birleşik olarak Yeni Konya adıyla yayınlanıyordu.1969 yılında gazeteler kendi adlarıyla yayınlanmaya başlayınca ben Yeni Meram’a geçmiş, İbrahim Yeni Konya’da devam etmişti.
O yıllar Karaman Turizm Derneği’nin başında Baha Kayserilioğlu vardı. Belediye başkanı ise Kemal Kaynaş’tı. İki acemi gazeteciyi kim ciddiye alır? Baya horlandık iki gün boyunca. Karaman’dan döner dönmez İbrahim Yeni Konya’da, ben Yeni Meram’da bunları ağır bir dille yazmaya başladık. İbrahim’in dizi yazısının başlığı Karamanın Koyunu, idi. İbrahim’in yazısı hiç kesilmedi. Benim yazı üçüncü gün kesildi ve sevgili Rıdvan Bülbül tarafından muhabirlik hayatım sona erdirildi.
Sonraki yıllarda İbrahim ile ilişkimiz, arkadaşlığımız hiç kopmadı.
İbrahim iyi bir gazeteciydi. İstanbul gibi bir büyük şehre gitseydi ülkemizin sayılı gazetecilerinden biri olacağına inanıyordum ama o yaşadığı şehri çok seviyordu ve bu yüzden Konya’yı terk etmedi.
Onun başarıları hep sevindirdi beni. İki yıl üst üste iletişim öğrencileri tarafından yılın köşe yazarı seçildi. Sarı basın kartı ve basın şeref kartı sahibiydi.
Eşi Reyhan Sur da iyi şair. Üç çocuk yetiştirdiler. Birlikte gezilere gittik. Keçimuhsine’ye, Zengibar Kalesine. Zengibara çıkış zordu, Zeki beni böyle zor yerlere getirme, dediğini hatırlıyorum. O güzel insanı genç yaşında 2006’nın Aralık ayının son günleri yitirdik. Onun dizeleriyle bitirelim sözü.
Yüreğimi de Al Git
bahar gözlerinde kurşunlar çiçeklenir
güvercinler sulanır gözyaşlarından
ve yorgun bir yüreğe umut taşınır
ak sevdalar yüklü bakışlarından
beni de götür git kaygılarına
karayazgıların bana yazılsın
ellerin ellerimde olsun sonsuza kadar
adın yüreğime kanla kazınsın
beni yalnızlıklar öldürür -bilmezsin-
bir de hayınlıklardan yılarım canım
dayanamadığım ondan bırakıp gitmelerine
onun için böyle sarhoşluklardayım
ya gözlerinle gülüşün kalsın
ya yüreğimi de al git giderken
sensiz tükettiğim yıllara yanıyorum her gece
ve her gündoğumu ağlıyorum güzelim
tut bırakma ellerimi
gözyaşlarımızı sevdamızla silelim...
İbrahim Sur