Selçuklu Belediyesi Uluslararası Kongre ve Spor Merkezi'nde düzenlenen kongreye Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, AK Parti Konya milletvekilleri ile delegeler ve partililer katıldı. Konuşmasına "Afganistan'da trafik kazasında şehit olan Konya Doğanhisar'dan Uzman Çavuş Mevlüt Baytur kardeşime Allah'tan rahmet diliyorum, milletimizin başı sağ olsun diyerek" başlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Konya Kasım 2002 seçimlerinde yüzde 55 oy oranıyla 'AK Parti' dedi. 2004 seçimlerinde bu defa Konya yüzde 62 oy oranıyla yine 'AK Parti' dedi. Konyalılar 2004 belediye seçimlerinde büyükşehiri AK Parti'ye teslim etti. 27 Temmuz seçimlerinde oy oranını artırarak yüzde 65 oranıyla AK Parti'ye desteğini sürdürdü. 29 Mart seçimlerinde yine aynı şekilde yüzde 68 oy oranıyla Konya bir kez daha gürledi. Milletimiz AK Parti'ye emaneti yine teslim etti. Buradan sizlerin şahitliğinde tüm Konyalılara sizin şahsınızda teşekkür etmeye geldim. 7 yıldır Konyalı kardeşlerimize mahcup olmadık olmayacağız. Hz. Mevlana'ya mahcup olmadık, olmayacağız. Hz. Mevlana der ki, 'Her işte insana yol gösteren derttir. Hangi işe koyulsun o işin derdini hevesini aşkını gönlünde taşımazsa işi nihayete erdiremez. Eğer ki dert yoksa iş insana kolay
gelmez.' Biz Hz. Mevlana'ya kulak verdik. Yolumuzu Hz. Mevlana'nın ışığıyla aydınlattık. Türkiye'nin meseleleriyle dertliyiz. Milletimizin dertleriyle dertliyiz. Deva buluncaya dek, derman oluncaya dek durmadan çalışacağız. Bu ülkenin meselelerini çözünceye kadar bize dinlenmek yok. Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece dedik ve gündüz gece gitmeye devam ediyoruz. Tüykiye'yi hak ettiği seviyelere ulaştırıncaya kadar bize duraklamak yok. Durmak yok yola devam dedik ve devam ediyoruz. Emanet verdiniz
hakkıyla taşıdık. Yere düşürmedik. Canımız gibi muhafaza ettik, büyüttük, yücelttik demek zorundayız. Bu emaneti gasp etmek isteyenler oldu. Emanetiniz üzerinde vesayet kurmak isteyenler oldu. Yerlere düşürülmek istendi. Ama biz hiçbirine izin vermedik. Müsamaha etmedik. Taviz göstermedik. 7 yıl boyunca milletin takdirini bizim karşımızda yok saymaya çalıştılar. Ancak güçlü AK Parti iradesini görünce geri vitese takmak zorunda kaldılar. Çirkin senaryolarla, çetelerle, mafyayla, hukuk dışılıkla üzerimize
geldiler. Hiçbirinden geri adım atmadık. Taviz vermedik. Geri adım atmayacak, mücadeleden asla taviz vermeyeceğiz. Ülkenin gündemini germek için her fırsatı değerlendirdiler. Ama biz millete efendilik değil, millete hizmetkarlık yapmaya devam edeceğiz. Milletin çıkarları konusunda varsın hassas olmasınlar. Bizler sonuna kadar bu çıkarları muhafaza edeceğiz. Varsın onlar çetelere, mafyaya, karanlık güç odaklarına avukatlık yapsınlar. Biz milletin avukatıyız. Onlar bizi yolumuzdan ayrı koymak için
uğraşsınlar. Milletin her kuruşunu koruyup kollayacağız. Eğer bizim teşkilatın içinde hassasiyetlerini kaybedenler varsa bu teşkilatla yollarını ayırsınlar" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin AK Parti'yle ilgili son günlerde bazı iddialar ortaya attığını ifade eden Başbakan Erdoğan, "Sayın Bahçeli bu işi iyi bil, bilmeden konuşma, iyi araştır. AK Parti'nin üzerinde açılmış dava yok. Şahsımla ilgili dava belediye başkanlığı dönemine aittir. Bu davalardaki belgelerin altında bir tane benim imzam yoktur. Belediye şirketlerinin yönetim kurulu üyesi değilim. O davalar bitti. Benimle birlikte yargılanan arkadaşların hepsi beraat etti. Ben milletvekili olduğum
için bizim dosyalarımız rafta bekliyor. Ayıptır. Bunlar Atatürkçüyüz diye geçiniyorlar ya, Atatürk kalksa hepsini mezara gönderir. Onlar yan gelip yattılar, biz çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
"14 Ağustos 2001'de nasıl bir coşku içindeysek, bugün ondan daha fazla coşku içinde olmak zorundayız" diyen Erdoğan, "Aramızdaki uyuma yeltenenlere karşı azami derecede uyanık olacağız. Muhalefetin medyanın işi gücü ne, aramıza nifak sokmak. Nabucco gelmeden önce Bakü Tiflis Ceyhan'la adım attık. Bakü Tiflis Erzurum doğalgaz hattıyla bir adım daha attık. Şu anda doğalgaz ihtiyacımızı Rusya, Azerbaycan, İran ve Cezayir'den sıvılaştırılmış olarak alıyoruz. Biz iktidara geldiğimizde doğalgaz kullanan il
sayısı 9'du. Şimdi 63 oldu. Modern yaşamı AK Parti sağlıyor. Çağdaşlık diyorsun da ne yaptın kardeşim modernlik adına. Lafla peynir gemisi yürümüyor. 81 vilayete doğalgazı götüreceğiz. 130 bini aştık derslik sayısında. Pazartesi Nabucco ile adeta devrim oldu. Gerçekleştirmiş olduğu projeler sayesinde dünyanın en önemli enerji aktörlerinden birisi haline geldi. 2012 yılı sonuna kadar büyük ölçüde illerimizin doğalgaz ihtiyacını karşılamış olacağız" dedi.
Askerin sivil mahkemelerde yargılanmasına ilişkin çıkan yasa hakkında konuşan Başbakan Erdoğan şöyle devam etti:
"Geçtiğimiz hafta bir kanun geçirdik. O gün görüşmeler geceye kadar sürdü ve gece bir kanun çıktı. Bu kanun oy birliğiyle çıktı. Bütün partiler gördü ve müzakere etti. Konuyu biliyorlar öğrendiler. İş oylamaya geldi. Oturumu yöneten başkan vekili kabul edenler deyince hepsi oy birliğiyle kabul ettiler. Oy birliğiyle o kanun geçti. Ertesi gün bile uyanamadılar. Hala uyuyorlardı. Bir gün sonra orada kabul edenler dendiğine elini kaldıran zat basın toplantısı yaptı. 'Bizi aldattılar' dedi. Sen ne biçim
hukukçusun. Ben de bizim vekilleri tebrik ettim. Bu türler bulunduğu sürece bizim işimiz çok kolay. Muhalefetin Genel Başkanı gece yarısı baskını diyor. Bu ülkede sabahlara kadar kanunlar çıkarılmadı mı? Siz çıkardığınız zaman oluyor da AK Parti çıkarınca niye rahatsız oluyorsunuz. Tuttular oy birliğiyle çıkan kanunu Anayasa Mahkemesi'ne götürdüler. Eğer bu kanun Anayasa'ya tersse neden parlamentoda söylemediniz. Çıkıp konuşmadınız. Yasama organı TBMM'nin bir grubusun. Siyaset ciddiyet ister, kararlılık
ister. Yalpalayan siyaset olmaz. Biz siyaset yapıyoruz. Alavere, dalavere yok. Sağa sola yalpalamak yok. Şu yasama döneminde CHP Anayasa Mahkemesi'nin kapısına 33 kere gitmiş. Böyle bir siyasi parti yok. Yatıyor kalkıyor Anayasa Mahkemesi'nin kapısında. Başka bakılacak dosya kalmadı. Siyasetten anladığı kriz üretmek, sorun çıkarmak. 81 vilayetimizi eserlerle donatırken onlar Ankara'da kriz çıkarmanın uğraşında."
İsrail'in saldırısı karşısında herkesin sustuğu sırada her zeminde haklıyı savunduklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, "Şincan'daki yaşanan vahşeti dünya kamuoyunun dikkatine taşıdık. Gerekeni net şekilde söyledim. Uygur Türkleri bizim kardeşimiz. Buradan Çin'e sesleniyorum. Nüfusunuz 1.4 milyar. Uygur Türkü'nün sayısı 30-40 milyon. Bu kadar az nüfusa sahip bir milletle asimilasyon politikasına girmeye ne gerek var. Bunlar bölücüymüş, ne alaka. Bırakın insanca yaşasınlar. Bu siyaset üstü mesele bile
MHP tarafından istismar konusu yapıldı. Sayın Bahçeli 2002 yılında Başbakan Yardımcısı iken Çin'e gittiniz. Uygur bölgesini ziyaret ettiniz. Sizin ziyaretinizin ardından üniversitelerde Uygur Türkçesiyle eğitime son verildi. 1999'da Çin, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde idamlar uluslararası af örgütü tarafından defalarca uyarıldı. Bu vahşet en şiddetli dönemindeyken Çin Devlet Başkanı Türkiye'yi ziyaret etti. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, dönemin Bakanlar Kurulu'nun imzasıyla Çin Devlet Başkanı'na
devlet nişanı verildi. Sayın Bahçeli milletin ve partisinin tepkisine kulak asmadı. Milletvekillerinin tepkisine kulak asmadı. Hem imza attı, hem de bakanlarına attırdı. Vicdanınız sızlamadı mı? İktidarda iken farklı, muhalefetteyken farklı politika ve politikacılardan artık gına geldi" diye konuştu.
Konuşmaların ardından AK Parti Konya İl Başkanı Faruk Dügen Başbakan Erdoğan'a üzerinde Erdoğan'ın fotoğrafı bulunan tablo hediye etti. Başbakan Erdoğan ise, genel kurula katılanlara karanfil dağıttı.