Erbakan Hocamız, bir partinin tekelinde değil

Özellikle sosyal medyadaki paylaşımlarıyla dikkat çeken AK Parti Konya Milletvekili Cem Zorlu, Cumhurbaşkanlığı seçimleri, paralel yapı ve Konya gündemine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu

Son günlerde sosyal medya üzerinden Konya'da Paralel Yapı'ya yönelik eleştirileriyle dikkat çeken AK Parti Konya Milletvekili Prof. Dr. Cem Zorlu ile Paralel Yapı ve Konya gündemini konuştuk.

-Röportajımızın hemen başında Konya gündemindeki sıcak bir gelişmeyi size sormak istiyorum. Halkapınar Belediye Başkanı AK Partiye katıldı, ne diyorsunuz?

-Zaten bizdendi arkadaşımız. Şartların oluşmasını bekledi ve şartlar oluşunca yeniden partimize katıldı.

-Yeni katılımlar olacak mı?

-Olabilir... Beklemek lazım.

-Peki,  cumhurbaşkanlığı seçimlerine geçersek. Adayların performanslarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-İhsanoğlu beyi eskiden tanırım. İslam İşbirliği Teşkilatı'ndan tanıyorum. Ben de Parlamento üyesiyim. Birlikte çalıştık. Siyaseti bilmiyor tabi. Mesela 3 sene önceki Cem Zorlu ile şimdiki Cem Zorlu aynı değil. İhsanoğlu büyük gaflar yapıyor. Bazen siyasette az konuşmak her şeyden iyidir. İstiklal Marşı örneği ortada... Akif'in meal çalışmasını yakan şahıs İnsanoğlu'dur. Performansı zayıf, gittikçe puan kaybediyor. MHP ve CHP kazanacağına inanıyor ama zaten siyasette kazanacağınıza inanmazsanız baştan kaybedersiniz.

-Onun çalışmalarıyla ilgili sahadan sizlere dönüş nasıl?

-Zayıf... Kazanmadığı takdirde her iki partinin başındaki insanların genel başkanlıkları sorgulanacaktır. Yanlış aday diyorum.

-Peki, Demirtaş'ı nasıl buluyorsunuz?

-Gayet iyi... Kürtçü bir politika izliyor zaten. Etnik bir politika yapıyor. O politikanın dışına çıkamaz. Partisinin oyundan biraz daha fazla oy alabilir diyorum.

-Partilerden kaymalar olacak mı?

-Bizden kaymalar olmaz. Yüzde 5 civarında oy gelecek. MHP ve CHP'den gelir diyorum. Muhafazakâr tabandan AK Parti'ye kaymalar olur diye düşünüyorum.

-Saadet ve BBP'den de kaymalar olacak mı?

-Onlar kendilerine yazık ettiler. Ortada bir realite var. Yapılan işler ortada. Erbakan Hocamızın birçok idealini biz gerçekleştirdik. Erbakan Hocanın düşündüğü her şeyi gerçekleştirme noktasında, sona geldik. Ben Kamalak'ın yaklaşımını yadırgıyorum.

-En son Konya’da yaşanan Pankart konusunda ne diyorsunuz? Orada ‘Milletin Adamları’ Olarak gösterilen isimler arasında merhum Erbakan da vardı. Saadet cephesi buna tepki gösterdi. Bu tepkileri nasıl görüyorsunuz?

-Erbakan bu ülkenin değeridir. Bir tek partinin değeri değil. Bugün Recep Tayyip Erdoğan'ın da hocası ve AK Parti'de de birçok kişinin hocası. Biz o tezgâhta yetiştik. İnkâr etmedik. Hep sürekli demagoji yaptık Milli Görüş gömleğini çıkardık diye. Bir stratejiydi bu ve Sayın Başbakan da bu stratejiyi iyi kullandı. Kolay mı kimlik çıkarmak, kimlik değiştirmek. Biz, hepimiz bu davayla büyüdük, yetiştik. Bizim hepimizin ruhunu fikrini nakış gibi işledi Erbakan hoca. Aslında gözleri yaşarıp insanların bunu görmesi lazım. Hangi günlerden, hangi süreçlerden buraya geldiğimizin farkına varmamız lazım artık.  Şimdi herkes yerini konumunu bildi.

Bilecek... Sorun orada zaten... Ben siyasetçiyim beni değiştirecek tek yapı millet olmalıdır. Biz buralara geldik. Yani Erbakan hocanın istediği bütün şeyleri gerçekleştirdik.

-Peki, Konya Teşkilatı tarafından hazırlanan filmi nasıl buldunuz?

-Sayın Başbakanımızla Konya arasında özel bir bağ var. 'Hitamul misk' denir Kur'an ifadesiyle. Mis kokulu son... Bu davanın temeli Konya'da atılmıştır. Erbakan Sinoplu olmasına rağmen Konya'da atmıştır bu davanın temellerini. Bu aslında Sayın Erbakan'ın misyon ve vizyonunu ne kadar üstlendiğimizin de tezahürüdür. Sayın Başbakanımızın bize yaptığı jeste karşılık, Konya İl Teşkilatı da güzel bir jestle karşılık vermiştir. Ellerine sağlık diyorum. Tebrik ediyorum.

-Konya'dan bir Başbakan çıkar mı?

-Sayın Başbakan'dan sonraki Başbakan'a Allah kolaylık versin. Bir anekdotla örnekleyeyim. Hz. Peygamber sonrasında imamın, halifenin kim olacağı soruluyor. Hz Aişe bunu efendimize götürmüyor ve ısrarlardan sonra şöyle yorumluyor; ortada bir efendimiz gibi bir fenomen varken, kimse bir başkasını kabullenemezdi. Kimse ondan hoşnut olmayacaktı. Vahyin kendisine gelen bir peygamberden bahsediyoruz. Şimdi de aynı şey... Türkiye'nin son 100 yılda yetiştirdiği, duruşuyla, hitabetiyle bir fenomeni var. Karizması var...  Bundan sonra elbette bir başbakan gelecek. Sayın Başbakan'ın çizdiği özellikleri yan yana koyduğumuzda bir takım isimler saf dışı kalıyor. Ve mevcut kabine içinden birisinin olması gerekir diye düşünüyorum. Tabi bu benim şahsi görüşüm. Yine bu noktadan baktığınız zaman, Böyle bir değerlendirme yaptığınız zaman, dış politikadaki başarısı, vakarı, ciddi duruşu, bazen sert hareketleriyle Sayın Bakanımızın yakıştığını söyleyebiliriz. Tabi ki birkaç isim geliyor benim aklıma.

-Kimlerdir bunlar?

-Buradan söylemek doğru olmaz ama bu değerlendirmeleri yaptığınız zaman, yani bu taraftan bakınca Konyalı olarak Ahmet bey ön plana çıkıyor diyebiliriz.

-Sayın Bakanla bu konuyu hiç görüştünüz mü?

-Yani birebir konuşmadık ama gündeme geliyor değişik sebeplerle.

-Nasıl yaklaşıyor kendisi?

-Bu şekilde gündeme gelmeyi çok istemiyor. Bunu zaten kendisi dışındakiler konuşuyor. Vatandaş konuşuyor. Bir beklenti var. Henüz o makamda bir başbakan var. Seçim sürecinden sonra konuşmak daha mantıklı olur diye düşünüyorum.

-Peygamberimiz örneği doğru muydu?

-Ben şu noktada söyledim. Efendimizden sonra kim gelirse gelsin, çok üstün şahsiyet olsa bile kabullenmek zor olacaktır. Aksi halde benzetme yapamam bir ilahiyatçı olarak. Bir peygamberlik izafesi gibi anlaşılmasın. Gayri ahlaki bir yakıştırma olur.

Belki de Sayın Başbakanımızdan sonraki gelecek isim de Başbakanımızın performansını yakalayamasa da uyumlu çalışacak ve güzel şeyler ortaya koyacak bir isim olacaktır. Zira insanların performanslarını ortaya koyabilmeleri adına, onlara bir şans verebilmelisiniz. Yoksa onları bir köşede tutmak suretiyle bilemezsiniz. Verirsiniz bir sorumluluk ondan sonra bakarsınız.

-Son günlerdeki diyanet atamaları paralel operasyonlarla bağlantılı mı?

-Diyanet'e henüz sıra gelmedi...

-Gelecek mi?

-Gelecek... Gelmesi gerekir. Şu anda işin gayri meşru sisteme malzeme sağlayan kurum emniyet olması hasebiyle oradan başlanıldı. Bu işin yargı ayağı gelecek, Diyanet ayağı gelecek, üniversite ayağı gelecek. Ama yapılanlar var tabi ki, Gümrük Bakanlığı'nda var, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nda var, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nda var, Maliye Bakanlığı'nda var. Bu operasyonların arkası gelecek ve bu bitecek. Hiçbir devlet kendi bekasını tehdit edecek yapılanmaya izin vermez, veremez.

-Diyanet'te o zaman bizim tahmin edemediğimiz kadar bir yapılanma mı var?

-Diyanet'in içerisinde ciddi bir yapılanma var. Zaten bu yapının beslendiği kaynak din... Zaten biz dava erleri dediğimiz samimi insanları bu işlerin dışında tutuyoruz. Ne varsa tepede var. Bu insanların 200-300 dolara Allah rızası için çalıştıklarını biliyorum. Bütün yaşananlar en tepede yaşanıyor. Tabanda samimi insanlar var.

-Bugün gelinen nokta bunu gösteriyor değil mi?

-Evet, gelinen nokta çok ciddi. Biraz klasik olacak ama ben bunu daha önceden sezdim ve bundan 3-4 sene önce bir takım ağabeylerimize aktarmıştım. Bundan rahatsız oluyordum. Şu anda ismini vermeyeceğim bazı ağabeylerimiz ve bakanlarımıza ilettim. Şunu 3sene önce söyledim;''şu anda Ergenekonvari yeniş bir yapılanma var'. Bu hangi cemaat ve cemiyet olursa olsun bu tür yapılanmalar devlet için tehlikedir.

-Neye dayanarak söylediniz bütün bunları?

-Bunu bir takım yapılanmalar, üniversitelerdeki rektörlük seçimlerine müdahaleler, özellikle Selçuklu Tıp'ta olan şeyler...

-Türgev neden hedef haline geldi?

-Aslında insanların bir takım sosyal ihtiyaçları vardır. Pek çok aile çocuklarının iyi ortamlarında eğitim görmesini ister. Söylemekte hiç mahsur görmüyorum, benim iki çocuğumda bu yapının okullarında okudu.

-Halen okuyorlar mı?

-Hayır... Ben zaten birini İmam Hatip'e gönderdim diğeri üniversiteye gitti. Sayın Başbakan'ın şu ifadesini önemsiyorum; "ne istediler de vermedik?"  Değerlere uygun ve ahlaklı gençler yetiştirme işini bunlara bırakmıştık. Korkunç şekilde kadrolaştılar. 78'den itibaren bu cemaatin bütün yapılarını bilirim. Bu tarihlerde arkadaşların eşleri çarşaflı idi. Evlerinde televizyon yoktu. Yeri geldi namazlarını terk ettiler, yeri geldi içki içebilecek kadar değiştiler. Bir anekdotumu anlatayım, bu cemaatin içinden bir akademisyen arkadaşıma sordum dedim ki, siz bazı noktalarda içkiye bile cevaz veriyormuşsunuz öyle mi?

O da, olabilir dedi... Şaşırdım... Ve bana Hazreti Ömer örneği verdi, Belli bir noktadan sonra kalpleri İslam'a ısınacak olanlara zekat verilme işini nasılki, Hz. Ömer kaldırabiliyorsa başlarındaki adamın da bu konularda yetkili olduğunu düşünüyorlar. Gördük ki bunlar şahsiyetli, onurlu nesiller yetiştirmekten uzak, bir sıvı niteliğinde, her türlü kalıba uyacak, adaptasyon sahibi olabilecek insanları yetiştiriyor olunca ve bütün görünce rahatsız oldum zaten. Hâlbuki efendimiz, yeri gelmiş eziyet görmüş ve yeri gelmiş hicret etmiş. Nereye koyacağız o zaman bütün bunları.

-Bu "yeni fark ettiğim bir şey değil" diyorsunuz...

-Evet yıllarca rahatsız olduğum bir tutumdu zaten.

-Neden beklediniz peki hem parti hem de bireysel olarak?

-Benim şimdi bir siyasi parti mensubu olarak görüyorsanız, o partinin bir takım kuralları vardır. Yine de ben ilettim ilgili alanlara. İlgili mercilere...  Maalesef 'Hüsn-ü zan' etmişiz. Gerçi Bülent ağabey dedi ya;"çok safmışız"... Bunlar karşısındaki herkesi bertaraf edebilmek adına, her türlü şeyi meşru gören bir din anlayışına sahip. Nusret Argun'un evine kamera koyuyorsun, sonra da kamerayı sökmek için izin istiyorsun savcıdan. İnsanların özel hayatlarına giriyorsun ve sonra da bunları insanların, senin istediklerini yapmak karşılığında kullanıyorsun. Bunların hepsi belgeli. Sorarım size; hangi dini ve ahlaki değere sığar bir insanın odasına kamera koymak?

-Amacı neydi Nusret Argun'un odasına kamera koymalarının?

-Nusret Argun'a istediklerini yaptırmaktı yurt istediler mesela, öğrencilere burs istediler ama yaptıramayınca 6 yılını yediler.

-Neden Nusret Argun seçildi?

Nusret Argun'un ciddi parası vardı. O günkü bu paralel bir finans şirketinin müdürü bana şunu demişti? O günlerde İlahiyat'ın ek binası yapılıyordu. Bu bina için destek istemeye gittiğimde, 'parası çok fazla insanları bana yönlendir de oradan 3-5 kuruş alalım' deyince bana "Konya'da en çok sıcak paraya sahip olan insan Nusret Argun'dur" demişti.  Bunların tek hedefleri vardı, güç elde edebilmek için para... Hepsi kayıtlarda var. Bütün malına tedbir konuluyor. Sadece el konulmayan iki yer var. Birisi Meram Yeniyol Konakları'ndaki daire, diğeri de eski adıyla Gaznet. O tedbir konulmayan ve şahsın üzerine tapusu devredilen konut kime aitti biliyor musunuz? Bugün Konya'da cemaate ait bir üniversitenin mütevelli heyetinden birisine ait.

-Nusret Argun bundan sonra ne yapacak?

-Argun her şeyden önce benim hemşerim ve mağduriyetinin giderilmesi için her türlü siyasi desteği vereceğim.

-Nusret Argun'u büyütenler bunlar mıydı?

-Kendilerinin büyüttükleri şahıslar kendilerine diyetlerini öderler. O kadar ilişkilerini bilmiyorum ama demek ki Argun, onlardan büyümedi ve diş gösterdi. Konya'da bu kesimden dediğimiz yine 'hizmet ehlini' dışarıda tutarak söylüyorum. Bunların birçoğu bu gelenekten gelmez zaten. Pek çoğunu tanırım ben. Bunların çoğunun siyasi geçmişleri farklıdır. Orada ekonomik güç gördükleri için geldiler. Pek çok zengin himmetinin karşılığında para kazandı. Kazandığı paranın karşılığında himmet verdi. Bir kere şunu söylemek istiyorum. 'Hırsız' diyorlar hükümete. Allah'tan korksunlar, hırsızlık yolsuzluk görmek istiyorlarsa kendilerine baksınlar. Yıllarca milyarları 'himmet' diye topladılar. Hiçbirinin karşılığı, makbuzu, tutanağı yok.

-Peki, Süleyman Okudan Hoca’yı konuşmaya davet ettiğiniz twitter mesajları. Süleyman Hoca’nın anlatacakları önemli mi? Hangi sorulara cevap bulmak istiyorsunuz?

-Süleyman Okudan iki dönem rektörlük yaptı. Bir de baktık sürpriz bir şekilde içeri girdi. Süleyman Hoca konuşmalı. Ve şu sorulara cevap vermeli;

Onu içeriye kim tıktı?

Onu, içeriden Rektörlüğünün kanunen bitmesine birkaç gün kala kim çıkardı?

Hangi anlaşmalar yapılmak suretiyle çıktı?

Sizden sonraki rektörün belirlenmesi noktasında bütün gücünüzle çalıştınız mı?

Bir aday lehine oy topladınız mı?

Rektörlük seçimlerindeki oy kullanımlarının resmini çekip istediniz mi?

Süleyman Hocanın konuşması gerektiğini düşünüyorum YÖK’ü göreve çağırıyorum. Hangi rektörün paralel yapının bir uzantısı olduğu hangi dekanın ilişkisi olduğunu herkes biliyor. İlahiyat Çeşitli Fakültelere öğretim elemanları kimlerden alındı?  Sorgulanmalı. Biz yüzlerce cemiyet, cemaat biliriz ama bu kadar hırslı, kapıcısına, şoförüne varıncaya kadar “Benim elemanımdan olsun” anlayışı göstermezler. Bu ekip bunu yapıyor. Allah korusun eğer bu operasyon 17 Aralık’ta başarılı olsaydı belki bir solcuya belki başka görüşten birilerine yaşama hakkı verirken, başka cemiyetten cemaatten olanlara yaşama hakkı vermeyecek kadar acımasızlar.

Bu ülke bizim sadece bir kesimin değil. Hiçbir devlet mekanizması yeni bir yapıya izin vermez. Paralel yapı bitecek boşuna uğraşmasınlar. Dava erlerini boşuna üzmesinler. Mesele devlet meselesidir hangi iktidar gelirse gelsin. Nasıl darbeler bitti bu paralel yapılanmada bitecek.

-Süleyman Okudan konuşacak mı ve konuşunca ne değişecek?

-Umut ediyorum. Konuşunca birilerinin ahlaksızlıkları ortaya çıkacak. İçeriye sokan ekip kimdi? Bunları anlatsın.

-Sizin Süleyman Beyle bir görüşmeniz oldu mu?

-Olmadı. Ben kendisini severim, vicdan sahibi bir insan, seçkin bir aileden geliyor. İçindeki vicdan sayesinde gerekli açıklamaları yapacağını biliyorum. Ona bir operasyon yapıldı.

-Bugünkü rektör bu yapının uzantısı mı?

-Valla herkes her şeyi biliyor. Bazı şeylerin adını koymaya gerek yok.

-Süleyman Bey konuşursa çok şey değişir mi?

-Elbette. Konya’da çok şeyi değiştirir. Türkiye’de de uzantılarını biliyoruz. Biz insanların evlerine ses cihazları, kameralar koymadık hiçbir zaman. İnsan şundan utanır. Bir Müslüman kardeşinin ayıplarını gösterdiler. İktidar uğruna yaptılar bunu. Geldiler her yerde yargıda, maliyede ağabeyler hiyerarşisi kur sonra da biz bir şey bilmiyoruz dediler. Yukarıda siyasi güç derleme peşine düştüler.

-Konya’da yargıda var mı böyle sıkıntılar? Veya başka kurumlarda?

-Yani oldu, yeni başsavcı geldi. Yine Milli Eğitimde oldu değişiklikler. Hassas çalışmalar yürütülüyor. Bir adamı üç farklı yerden soruşturunca elinize yeterli bilgiler geliyor.

-Mağduriyetler oluyor mu?

-Bazen kurunun yanında yaş da yanabiliyor. Takiyye dini inancın parçası bunlarda. Küçük mağduriyetlerdir, kin nefret savaşına götürmemek lazım olayı. Vesayet oluştu yanımıza yıllarca. Güvenimiz istismar edilmek suretiyle.

-Milli Eğitime geri dönersek eski Milli Eğitim Müdürü Halil Şahin’in geri geleceği söylendi. Var mı böyle bir şey?

-Yok, öyle bir şey Mukadder Bey’le devam ediyoruz. Milli Eğitim çok önemli, bizzat takip ediyorum. En küçük okul bile olsa başarabilecek en nitelikli arkadaş oraya atanmalı. Okul müdürlüğü en önemli görevlerden biri. Yeni eğitim yılında da öğrencilere en iyi sürpriz iyi bir müdürlerinin olması olacaktır onlar için.

Marka okullar vardır. Vali Necati Çetinkaya, Mareşal Mustafa Kemal gibi. Bu marka okulların arkasında yönetim var. Yönetim öğrenciyi öğretmeni motive eder ve başarı gelir.

-Cem Zorlu neden bu topa girdi?

-Çalışmalarda ne kadar başarılı olacağız bunu zamanla göreceğiz. Tüm vücuduyla bu işe girmiş bir Başbakanımız varken Cem Zorlu bir köşede mi dursaydı. Ben kendime yakıştıramam. Ben bu alanı bilen biriyim. Yüksek sesle eksiklikleri dile getirmiş biriyim, bundan dolayı da bu gerçekleri gündeme getirmek bana göre farz.

-Bitireceğiz diyorsunuz bu yapılanmayı?

-Bu iş bitecek. Emniyet ayağından sonra yargı daha sonra üniversite ayağı ele alınacak. Bu arkadaşlar arasında masum olduğunu ispat eden suça karışmayan varsa onlar bizim değerlerimizdir. İktidar şirk kabul etmez. Tek iktidar olur.

-Birileri artık korksun diyebilir miyiz?

-Suç işleyenler korksun. Temiz olan, Allah rızası için koşturan insanların olduğuna inanıyorum ben.

-Pazar günü Cumhurbaşkanlığı seçimi için sandığa gideceğiz ne söylemek istersiniz?

-Aslında adı konmamış bir yarı başkanlık sistemine doğru gidiyoruz. Cumhurbaşkanının halktan aldığı güç hükümete göre daha yüksek olur. Vatandaşlar tercihlerini yapsınlar. Kendi kontrol mekanizmaları var oranın tek adamlığa gitmez. Bunun propagandası çok yapılıyor.

Cem Zorlu kimdir?

Cem Zorlu, 9 Temmuz 1963'te Konya Ereğli'de doğdu. Babasının adı Süleyman, annesinin adı Sebla'dır. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdi. Aynı üniversitede yüksek lisans ve doktorasını yaptı. Selçuk Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak göreve başladı. İslam Tarihi dalında doçent, 2007 yılında da profesör oldu. Almanya, Mısır, Ürdün, Azerbaycan'da eğitim öğretim faaliyetlerinde bulundu. İÜ İlahiyat Fakültesinde bir yıl süreyle Dekan olarak görev yaptı. Yayınlanmış 6 kitabı bulunmaktadır. 24. Dönemde Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu ve İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği Üyesi oldu. Çok iyi düzeyde Arapça, iyi düzeyde Almanca ve İngilizce ile az düzeyde Farsça bilen Zorlu, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Yerel Haberleri

MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?
ARANAN ŞAHISLARA SIKI TAKİP
BİR İLÇE SULAR ALTINDA
KONYA'NIN SU GÜVENLİĞİ