"Mitinge katılımın hem BDP'ye hem de AK Parti'ye verdiği iki mesaj vardı"
BDP'ye Kürtler üzerinde sivil dikta uygulama, Stalinist baskı bumerang etkisi yapar, döner seni vurur, dedi.
AK Parti'ye ise Kürtleri BDP'nin insafına terk etme bak, hayatımız pahasına biz sana sahip çıkıyoruz. Çünkü biz seninle aynı dili konuşuyoruz, mesajını verdi.
Abdülkadir Selvi/ Yeni Şafak
Başbakan'dan sonra Diyarbakır...
Başbakan Erdoğan henüz Diyarbakır'a gelmemişti. Diyarbakır surlarının dibinden Mardinkapı'ya doğru giden yolun üstünde 9-10 yaşlarında bir çocuk araba lastiğini ters çevirdikten sonra, üstüne tahta parçalarını yerleştiriyordu.
Bunu yaparken öylesine rahat hareket ediyor, öylesine bir alışkanlık halinde yapıyordu ki şaşırdım.
Çünkü her eylem olduğunda o ya da onun yaşıtı çocuklar bulundukları yerde araba lastiklerini tersine çevirip, üstüne üç dört tahta parçası koyup, ateşe veriyorlardı.
Sabah gördüğümde henüz ateşi tutuşturmamıştı. Başbakan Erdoğan şehirden ayrıldıktan sonra aynı yerden geçtim. Bu kez ateşi yakmıştı ancak eylem yapılacak bir şey kalmadığı için birkaç hayta çocuk etrafında toplanmış, oynuyorlardı.
Eğer BDP gerginlik siyasetinde başarılı olabilseydi o çocuklar eylem için yakacaktı, ancak plan tutmayınca yaşlarının gereği oyun için yaktılar.
Başbakan Erdoğan'ın mitinginden sonra Diyarbakır'ın nabzını tutmaya devam ettik.
Çünkü bölge satır satır, harf harf Başbakan'ın konuşmasını ve mitingini tartışıyor.
Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır mitingini özetlemek gerekirse;
'Geldi, konuştu, alkışlandı ve gitti' demek mümkün.
Ya da başka bir deyimle,
Dindar Kürtlerle gönül bağlarını tazeledi, BDP'ye de posta koydu.
O nedenle Başbakan'ın konuşmasının içeriğini çok doyurucu bulup, "Gönül pasımızı sildi" diyen "İslamcı Kürtler" de vardı. "Sertti" diye değerlendiren Diyarbakırlılar da...
Ama hepsinin ittifak ettiği bir nokta vardı.
Kürt sorununun çözümü konusunda 2005 yılında ettiği sözün arkasında durduğunu ilan etmesi olumlu karşılanmıştı.
"Bu sorunu bu kardeşiniz çözer" sözü bir kararlılık ifadesi olarak görülmüştü.
Ama en çok da Başbakan gelmeden son üç gün önceden başlayarak, müthiş bir gerilim yaşayan şehir, olayların çıkmaması üzerine derin bir nefes almıştı.
Daha önce daha kalabalık mitingler oldu, ancak ilk kez bu denli canlı bir miting yapıldı diyenler çoğunluktaydı.
Bölgeyi iyi bilen bir akademisyen, Başbakan'ın mitingi hakkında "iki ayrı analiz yapmak mümkün" dedi.
Bir, Kılıçdaroğlu'nun mitingine bakarak bir değerlendirme yapmak mümkün.
İkincisi ise son 15 günde Şırnak ve Hakkari'de yaşananlara ve ANF'den yapılan, "Mitinge katılan, oy veren herkesin eli Kürt kanına bulaşmıştır" tehdidine rağmen, 'katılım olmasın' açıklamasına rağmen mitingi değerlendirmek mümkün.
Ve ekledi, "Başbakan'ın mesajlarından ziyade mitingin yapılması ve katılım önemli."
Mitinge katılım önemliydi.
Sağduyulu bir Kürt kardeşimiz, "BDP tehdit ettikten sonra 40-50 kişi katılsın, Tayyip Bey bir şok yaşasın diye bekliyordu. Ancak katılımın yüksek olması, onları huzursuz etti" dedi.
Bir başkası, "Tehdit vardı. Ev ev dolaşmışlardı. Ancak halk ayaklandı" diye konuştu.
Bölgede görev yapan bir meslektaşımız mitinge katılımı, "Esnaf beni çevirip, nedir bu boykot diye soruyordu. Kürtlerin direnci örgütü geri adım atmak zorunda bıraktı" diye yorumladı.
Kürt sorunu üzerine çalışan bir akademisyen ise, "Mitinge katılımın hem BDP'ye hem de AK Parti'ye verdiği iki mesaj vardı" diye konuşmasına başladı.
BDP'ye Kürtler üzerinde sivil dikta uygulama, Stalinist baskı bumerang etkisi yapar, döner seni vurur, dedi.
AK Parti'ye ise Kürtleri BDP'nin insafına terk etme bak, hayatımız pahasına biz sana sahip çıkıyoruz. Çünkü biz seninle aynı dili konuşuyoruz, mesajını verdi.
Diyarbakır'da geceyarısı kahvehane önünde oturup sohbet ettiğimiz Diyarbakırlılar örgütün baskılarına ilişkin olarak, "Seçim sürecinde böyle baskı yaparlarsa, yarın özerkliği ilan ettiklerinde asıl baskıyı kendilerinden olmayan Kürtlere uygulayacaklar. Biz o zaman ne yapacağız?" diye sormuştu.
"Örgütün baskısı bizde PKK'lı olmayan Kürtler ne olacak kaygısını uyandırdı" diyen bir başkası ise, "Liberal Kürtlerle-İslamcı Kürtler ele ele vereceğiz. Kendimizi korumak için önlemler alacağız" diyordu.
Bölgede 'makul Kürtler'in geldiği nokta bu.
Seçim sonuçlarında dengeleri tayin edecek de, Kürt sağduyusu olacak.