Mali Müşavir Celal Emiroğlu ülkemizde yaşanan iki dil tartışması hakkında görüşlerini aktardı. Emiroğlu, ticarette de iki dilin sakıncalarının olacağını belirterek şunları kaydetti: Ticaret kanunlarımızın birçok maddesinin emredici hükümleri var. Yasal defterlere kayıtların Türkçe yapılması gibi. Yılsonu gelir gider ve bilançoların Türkçe çıkartılması gibi. Beyannamelerin Türkçe verilmesi gibi. Türk Ticaret Kanunu’nun 66’ncı maddesinde, her tacirin ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tespit etmek maksadıyla, işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri Türkçe olarak tutmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
KATILIMCI DEMOKRASİYE İHTİYAÇ VAR
Emiroğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti'nin katılımcı, çoğulcu bir demokrasiye ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Resmi dilin Türkçe olduğunu ve Anayasa'ya göre bu durumun değiştirilmesinin bile teklif edilemeyeceğini söyleyen Emiroğlu, “5228 sayılı Kanunla her ne kadar yabancı sermaye ye kolaylık olması açısından değişiklikler yapılmış ise de tamamen yabancı ülkeler için geçerlidir. Aynı toprak, aynı bayrak ve aynı coğrafyada yaşayanlara yabancı sermaye gözüyle bakılamaz. Bakıldığı an Allah rahmet eylesin denir” diye konuştu.
TÜRK PARASIYLA BEYAN ESAS
Yabancı sermayeli işletmelerin her ne kadar kayıtlarını kendi para birimleriyle tutabilecek ise de, uygulama birliği açısından vergi matrahı, beyanname verilmesi gibi unsurların ayın ilk gününün kuruyla Türk parasına çevrilerek beyan edilmesi gerektiğini hatırlatan Emiroğlu şunları kaydetti: Vergi ödeme, mahsup ve iade işlemleri de Türk lirası üzerinden yapılacaktır. Kayıtlarını kendi para birimiyle tutan yabancı işletmeler, enflasyon düzeltmesi yapamayacaklardır. Türk para birimiyle kayıt yapmaya başlamaları halinde ise üç yıl süreyle anılan madde hükmünden yararlanamayacaklardır.
ÖZGÜRLÜKLERE KATKISI OLMAZ
Emiroğlu, “İki dil tartışması ile gündem oluşturmanın demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine, hukuk devletine hiçbir katkısı olamaz. Demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine katkı sağlamayacak bu tartışma yerine, temel hak ve özgürlüklere yönelik, özellikle de mecliste bekleyen yeni ticaret kanunu ve adalet alanında gerekli düzenlemelerin bir an önce yaşama geçirilmesi beklenmektedir. Siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin toplumsal ihtiyaçları gözetmesi ve gereken tedbirleri el birliği ile alması daha yararlı olacaktır” dedi.
memleket.com.tr