Ereğli’ye bağlı Beyören köyü, Türkiye’de kesilen ağaçları yerine dikilmediği için ormanları yok olan, çölleşmeye bağlı olarak topraklarının verimsizleşmesi ve kaybolması nedeniyle halkı göç eden pek çok köyden sadece biri...
Yaklaşık 50 yıl önce ormanlık alanlarla çevrili köyde tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan köylü, bilinçsizlik nedeniyle ormanda kestiği ağaçların yerine yenisini dikmedi.
Ormanların yok olmasıyla, dağlık bölgelerden akan kaynak suları da verimli toprakları yok edince, tarımın da sonu geldi ve köyün önemli kısmı zorunlu olarak göç etti.
GÜLÜ KOKAN, SUYU AKAN BEYÖREN KÖYÜ...
Bu duruma çok üzülen emekli öğretmen Rahim Demirbaş, 50 yıl önce bölgenin görülmeye değer doğa harikası bir yer olduğunu belirterek, “Önceden buraya ‘gülü kokan, suyu akan Beyören’ derlerdi. Şimdi ne gül var, ne de akan suyu” dedi. Köyünü bu durumdan kurtarmak, herkese örnek olarak toprağa sahip çıkılmasını sağlamak amacıyla 8 yıl önce kendi çabalarıyla mücadeleye başladığını anlatan Demirbaş, şunları kaydetti: Köydeki 220 haneden 200’ü göç etti. Geriye kalanların önemli bölümü de yaşlılardan oluşuyor. Onlar ölünce evlerinin kapısı bir daha açılmamak üzere kapanacak. Terk edilen evler köye adeta bir harabe görüntüsü verdi. Önceden külün evin yakınına döküldüğü gerekçesiyle komşular arasında kavgalar yaşanırdı. Şimdi birbiriyle konuşacak insan bile bulmak olanaksız hale geldi. Okulumuz, camimiz kapandı. Köyümüzün kayıtlardan silinmesine birkaç yıl kaldı.
KÖYLÜ AĞAÇLANDIRMA SAHASINDA ÜCRETLE ÇALIŞIYOR
Savaşla atalarımızın kurtardığı ve kazandığı toprakların ağaçlandırılarak korunması gerektiğini belirten Demirbaş, köyünün, ülkesinin çölleşmenin pençesinden kurtulması için kendi birikimiyle köyün dışında 400 dekarlık 2 parça arazi aldığını bildirdi.
Bu arazilere 10 bin fidan diktiğini ve suyunu 8 kilometre uzaktan kendi döşediği boruyla getirdiğini ifade eden Demirbaş, “Bu suyla 1 dakikada 2 teneke ancak dolar. Ormanlık alanlara yaptırdığım havuzları doldurup zorla da olsa 10 bin fidanı suluyorum. Örnek olmak, herkes bulunduğu yerde toprağına sahip çıkarak vatanını korusun istiyorum” dedi.
Bugüne kadar ailesiyle bazen çatışmalar yaşasa da orman kurabilmek için 3 evini sattığını ve 200 bin YTL’nin üzerinde para harcadığını vurgulayan Demirbaş, “Ağaçlandırma sahasındaki işlere tek başıma yetişmem imkansız. Bu yüzden köylüyü fidanların bakımı için parayla çalıştırıyorum. Parasını ben veriyorum ama başarıya ulaşırsam tüm yöre kurtulmuş olacak. Harcadığım paralara acımıyorum. Ömrüm oldukça elimde ve avucumdakini bu ideal için harcamaya devam edeceğim” diye konuştu.
Demirbaş, köylerinde adeta damlayla akan köy çeşmesi dışında sularının bulunmadığını dile belirterek, şöyle devam etti: Vatan topraklarını koruyamazsak, çölleşmeyi durdurmazsak kentlerdeki kapkaç ve hırsızlığı önleyemeyiz. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, DSİ Genel Müdürlüğü’nden ormanlık alanlarım için su, kuruyan birçok yerdeki topraklar için orman istiyorum. Ben bir vatandaş olarak bunun zor olmadığını göstermeye çalıştım. Ben gençliğimde Beyören köyünün ormanlık alanına girmeye korkardım. Bağlar ayrı bir güzellik katardı köyümüze. Şimdi baktığımda çıplak birkaç tepe görüyorum. Bu da beni çok üzüyor.
Demirbaş, köylerden göçün durdurulması için toprakların eski verimine kavuşturulması gerektiğini bunun için de herkesin fidan dikmeyi, ağaçları korumaya yönlendirilmesi gerektiğini belirtti. aa