Konya’dan büyük bir heyecanla yola çıktık.
Aracımızda çocuklar için montlar, botlar ve belki de en çok mutluluk veren oyuncaklar vardı.
Yola çıkarken tek düşüncemiz; bir çocuğun üşümemesi, bir çocuğun yüzünde tebessüm oluşmasıydı.
Yol uzundu…
Sivas’tan sonra ağır kış şartları başladı. Yoğun kar yağışı, buz tutmuş yollar ve gecenin sessizliği içinde ilerledik. Tam 14 saat süren zorlu bir yolculuğun ardından Erzurum’a ulaştık. Ama asıl imtihan bundan sonra başlayacaktı.
İlk dağıtım noktamız Oltu’nun Güzelsu Köyü’ydü.
Köye ulaşabilmek için ciddi bir mücadele verdik. Kar diz boyu, yollar kaygan, hava sertti. Güzelsu Köyü’ne yaklaşık 500 metre kala aracımız kaydı. Büyük bir tehlike atlattık.
Ama köyde bizi bekleyen çocuklar vardı…
Köylülerin yardımıyla araçtaki emanetleri omuzlayarak köye taşıdık. Çocuklara ulaştırdık.
O an yüzlerinde oluşan mutluluğu tarif etmek mümkün değil. Yazıya dökülmez, kelimeler yetmez.
O tebessüm, bütün yorgunluğumuzu aldı götürdü.
Yine köylülerin yardımıyla aracımızı kurtardık ve Erzurum’a geri döndük.
Bir gün böyle geçti.
İkinci gün Pasinler ilçesinin köylerine gittik.
Bu kez Erzurum Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı müdürü ve ekibiyle birlikte yola çıktık. Yine köye az bir mesafe kala aracımız kaydı. Köyden gelen bir traktör bizi çekti ve küçük köy okuluna ulaştık.
Orada yaşadıklarımız…
İşte onları anlatmak gerçekten zor.
Anadolu’nun pırıl pırıl, tertemiz kalpli çocuklarıyla tanıştık.
Gülüyorlar… Tebessüm ediyorlar… Teşekkür ediyorlar…
Biz onlara hediye veriyoruz, onlar hediyeyi alırken bize dönüp,
“Abi hakkınızı helal edin” diyorlar.
Bu nasıl bir naifliktir?
Bir kız çocuğu geldi yanımıza.
Aynen şu cümleleri söyledi:
“Abi ben sizi çok sevdim. Bu hediyeler için çok mutlu oldum. Lütfen tekrar köyümüze gelin ama bir dahaki gelişinizde eliniz boş gelin.”
Şaşırdık…
“Niye?” dedik.
“Çünkü siz hediye dağıtmakla meşgul oluyorsunuz. Biz size sarılmak istiyoruz, sizi kucaklamak istiyoruz.”
İşte o an…
Boğazımız düğümlendi.
Gözlerimiz doldu.
Ağlamamak için kendimizi zor tuttuk.
Sanki büyümüş de küçülmüş bir yürekti karşımızdaki.
O çocuğu yetiştiren anne babaya, o öğretmene, o köye minnet duyduk.
İnanıyorum ki o okuldan vatanına, milletine hayırlı nice evlatlar çıkacak.
Bu yolculuk öncesi en yakınımızdaki insanlar bile bize,
“Biraz bekleyin, biraz erteleyin, hava şartları düzelsin, kar kış geçsin” demişti.
Ama o okuldan çıktıktan sonra şunu söyledik:
İyi ki gelmişiz… İyi ki zorluklara katlanmışız…
Erzurum’un ulaşılması zor köylerinde bizi evine davet eden, çay ikram etmek isteyen, sofrasını açan Anadolu insanı…
Hepsi tertemiz, hepsi gönlü zengin insanlar.
Erzurum Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı ve şube müdürleri, süreç boyunca bizlere öncülük etti, yol gösterdi, kılavuz oldu.
Destekleri gerçekten takdire şayandı.
Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mehmet Sekmen ise bizleri makamında kabul etti.
Konya halkına, bu programda emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.
Samimi sohbeti, içten yaklaşımı ve hediyeleriyle bizleri kucaklayarak uğurladı.
Biz bu yolculukta bir kez daha şunu gördük:
İyilik, karı da aşıyor…
Yolu da…
Zorluğu da…
Ve bazen bir çocuğun,
“Abi eliniz boş gelin” demesi,
bütün dünyaya bedel oluyor.