Avrupa’da İrlanda, Yunanistan ve Portekiz’in ardından İtalya’nın da reyting şoku yaşaması, Euro’yu baş aşağı çevirdi. Uluslararası borsaların zemini her olumsuz haberle biraz daha kayıyor. Batı ekonomileri kara kara bu işin içinden nasıl sıyrılacağını düşünürken Türkiye ise bu gündemi bir kenara bırakmış tamamen 12 Haziran’da yapılacak seçime kilitlenmiş durumda. Her ne kadar uluslararası borsalara endeksli bir borsa seyri söz konusu olsa da en azından ekonomideki psikoloji 13 Haziran sabahında TBMM’de oluşacak aritmetiğe endekslenmiş görünüyor. “Ha artırdılar ha artıracaklar” diyerek beklediğimiz uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları ise Türkiye’de ciddi bir cari açık sorununa işaret ediyor. Peki gündemin arka sıralarına ittiğimiz ve seçim meydanlarında her partinin kendine göre yonttuğu Türkiye ekonomisi, aslında arka planda son sürat hareket eden bir kamyona mı benziyor? Gündemin önündeki politik sis perdesi kalktığında ekonomi duvara toslama riski taşıyor mu? Yoksa Türkiye son sürat uluslararası bir otobana mı çıkıyor?
‘Ekonomide toslama yok daha iyiye tırmanış olacak’
Sabah Gazetesi Yazarı SÜLEYMAN YAŞAR:
“Türkiye’de korkulması gereken bütçenin büyük açık vermesidir, öyle bir sorunumuz yok. Seçim sonrası siyasi ortam netleşince her şey çok daha iyi olacak”
Bence seçimden sonra ekonomi daha iyi olacak çünkü siyasi belirsizlik ortadan kalkacak. Türkiye Cumhuriyet tarihinde görülmemiş şekilde düzgün gidiyor bütçe. Bütçe açığı düşük, aynı zamanda borç yükü de düşük. Dünyada, kamu maliyesi açısından hemen hemen en iyi ülkelerden biriyiz. Mevcut cari açık da devletten kaynaklanmıyor. Şimdiki açık özel sektörde. Özel sektör de kendi açığını, riskini yönetir. Bu anlamda bir risk görmüyorum. Doğrudan sermaye girişlerinde de geçen yıla göre önemli bir artış var. Bir de vergi borçlarında yeniden yapılandırma kamu maliyetine ek bir gelir sağlayacağı için bence duvara toslama değil tam tersine çok daha iyi bir durum ortaya çıkacak. Bu mali disiplin sürdüğü sürece sorun yok.
İstanbul Ticaret Üni. Ticari Bil. Fak. Öğr. Üy. Prof. Dr. KEREM ALKİN:
"Parlamentoda sürpriz olmazsa her şey yolunda"
Piyasaların risk analizine baktığımız zaman, seçimden sonra parlamento aritmetiği anlamında çok sürpriz bir gelişme çıkabileceği açıkçası piyasaların öncelikli gündemi değil. Böyle bir ihtimal öncelikli değil. Türkiye’yi en fazla yoran gündem cari açıkmeselesi. Piyasalar en çok şunumerak ediyor: Seçimden sonra oluşacak hükümet ve güvenoyu sonrasında oluşacak olan yeni kararlar ne kadarlık zaman dilimi içinde hayat bulacak ve nasıl sertlikte olacak?Mayısın ikinci yarısı Uluslararası piyasalarda oluşan kara bulutlar, keyifsizlik, Türkiye’deki seçimlerle ilgili belirsizlikle buluştu. 12 Haziran’dan sonra ortaya çıkan tablo bir sürprize işaret etmezse yurtdışındaki keyifsizliğe rağmen daha iyi bir ekonomik tablo içine girilebilir.
‘Ekonomik striptize devam edeceğiz’ ;
Marmara Üniversitesi, İşletme Bölümü Başkanı Prof. Dr. OSMAN ALTUĞ:
“Ekonomi önden de arkadan da açık. 12 Haziran’dan sonra da böyle devam edecek”
12 Haziran öncesi ile 12 Haziran sonrası arasındaki tabloda bir değişiklik yok. Türkiye ekonomisi striptiz yapıyor. Gelir giderden daha düşükse onun adı zarardır. Türkiye’de bütçenin giderlerini gelirleri karşılamıyor, bunun adı zarardır ama “açık” demek millete hoş geliyor. Açık deyince bizim milletin aklına hanımların dekoltesi gelir. Dolayısıyla bu da ekonominin dekoltesi. İthalatınız 70 milyar dolar fazla ve siz buna zarar diyeceğinize açık diyorsunuz. Ekonominin kanunları acımasızdır, dolayısıyla buna ister toslama deyin, ister dekolte deyin hiç fark etmez. İşsizlikte birinciyiz, yoksullukta birinciyiz, yolsuzlukta birinciyiz. Bütçeniz açık, dış ticaret dengesi açık, bankaların pozisyonları açık, merkez bankasının pozisyonu açık, Hazine’nin pozisyonu, özel sektörün pozisyonları açık... Türkiye ekonomisine önden bakıyorsun açık, arkadan bakıyorsun açık. Ve bu böyle devam edecek.
Ekonomist-Yazar Prof. Dr. KORKUT BORATAV:
‘Seçime kadar Allah kerim sonra inceldiği yerden kopar’
Krizin başlangıcı olan Ekim 2008 ileMart 2011 arasındaki 30 ayın 22’sinde ekonomiye kayıt dışı para girmiş; net olarak 23.1 milyar dolarlık kaynağı belirsiz “esrarengiz” fon girişi, döviz piyasaları üzerindeki gerilimi hafifletmiştir. Ekonomik krizin derinleşmesini frenleyen bu “cankurtaran simidi” üzerinde sadece spekülasyon yapabiliyoruz. Türkiye burjuvazisinin bir bölümünün büyük boyutlu bir “kara para aklama” operasyonumu? Çalkantılı Arap dünyasından kaçan servetmi? AKP iktidarına iç ve dış kaynaklı destek fonlarımı? Aralık 2010’a ait dış borç toplamı 290.4milyar dolardır ve bu rakamMart 2011’de 300milyar doları aşmış olabilecektir. Hükümet, “seçime kadar Allah kerim” anlayışındadır; ondan sonra “inceldiği yerden kopar.
habertürk