Açıklamasında eğitime ayrılan bütçenin az olduğunu söyleyen Demir, öğretmen ve derslik açığının artarak devam ettiğini belirtti. Maaşlarında yetersiz olduğunu ifade eden Demir mesajında şunları kaydetti: Eğitime gereken önem verilmiyor. 2010–2011 eğitim öğretim yılı birinci dönemi sona erdi. Ancak ne yazık ki geçtiğimiz bu dönemde eğitimin sorunları çözülme yerine artarak devam etmektedir. Eğitime ayrılan bütçe yetersizdir: Hükümetin, 2011 yılı bütçesinde Milli Eğitim Bakanlığı’na ayırdığı pay oldukça yetersizdir ve nitelikli eğitim hedefini gerçekleştirmekten çok uzaktır. Bu hedefe yaklaşmak için OECD ülkelerinde olduğu gibi GSYH’nin en az yüzde 5,5’nin kamu eğitim harcamalarına ayrılması gerekmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin neredeyse tamamına yakını personel giderlerine ayrılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı okullara yeterli ödenek ayırmadığı için eğitim harcamalarının önemli bir bölümü öğrenci velilerinin üzerinden bağış, kayıt parası gibi isimler altında karşılanmaya devam etmektedir. Türkiye’de okullaşma oranı yetersizdir: Eğitimin önde gelen sorunlarından biriside okullaşma oranındaki düşüklüktür. Özellikle Ortaöğretimde okullaşma oranı yüzde 60 düzeyindeyken mesleki ve teknik eğitimde okullaşma oranı çok daha düşüktür. Öğrenci sayısının artması ile okul, derslik ve öğretmen ihtiyacındaki artış bu yıl da karşılanamamıştır. OECD ülkelerinde derslik başına düşen öğrenci sayısı ortalama 22 civarında iken Türkiye’de ilköğretimde derslik başına 32 öğrenci düşmektedir. Ülkemizde hala okulu olmayan köyler, öğretmeni olmayan okullar bulunmaktadır. Bugün 4 kişilik bir ailenin zorunlu giderleri 2 bin 826 TL’dir. Açlık sınırı 867 TL ve 16 yaşından büyükler için asgari ücret net 629,96 TL’dir. Bir eğitimcinin ortalama bin 300 TL civarında olan maaşının yoksulluk sınırının yarısına bile ulaşmamış olması, AKP iktidarının politikalarının getirdiği bir sonuçtur. Ayrıca atama bekleyen öğretmen sayısı bugün 400 binlere yaklaşmıştır. Bakanlığın can simidi haline gelen ‘sözleşmeli öğretmenlik’ uygulaması ile ücret karşılığında çalışan öğretmenler köle haline getirilmekte, iş güvenlikleri ellerinden alınmakta, mesleklerine ve sisteme adapte olamamakta ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalmaktadırlar. Ders kitapları ve müfredat: Devletin politik amaçlarla dağıttığı kitaplar içerik ve kullanım yönünden oldukça yetersizdir. Bu da öğrenciyi ek kaynağa yöneltmektedir. Yeni maliyetler getiren ek kaynaklar ise zaten ekonomik sıkıntı içinde olan veliyi büsbütün zora sokuyor. Böylece devlet adına hükümetin propaganda amacıyla dağıttığı kitaplar, işlevsiz hale gelmekte ve devlet bütçesinden gereksiz harcamaya neden olmaktadır. Bunun yanı sıra okullarımızdaki eğitim teknolojisi hala yetersiz durumdadır. Milli Eğitim’de gerici kadrolaşma: SBS sınavının uygulamada hezimete uğramasının ardından kaldırılması, zaten sınavlarla deneme tahtasına dönen eğitim sistemini iyice güvenilmez hale getirmiş, öğrencileri ve velileri tamamen belirsizlik içinde bırakmıştır.
'Eğitime gereken önem verilmiyor'
Eğitim İş Konya Şube Başkanı Veli Demir, 2010-2011 eğitim öğretim yılının ilk yarı yılının sona ermesi nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı
Yerel Haberleri
Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?