Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Yaşar Aydemir söyleşisinde edebiyat, medeniyet kavramlarını tanımladıktan sonra medeniyetin yapı taşlarını açıkladı. Divan şiirinden örneklerle medeniyetimizin zihniyet dünyasını, şairlerimizin din dilini ve din medeniyet irtibatını anlatan Aydemir, “Edebiyat, yaşanmış bir hayatın ürünüdür. Yaşanmış ve kültüre dönüşmüş bir hayat olmadan edebiyatın olması mümkün değildir. Sosyal hayata dayanmayan bir edebiyatın varlığından da söz edilemez” dedi.
HAYAT YENİDEN YORUMLANIR
Şair veya yazarın eserini ortaya koyarken sosyal hayatındaki değerler bütününden, olgulardan, eşyalardan, tabiattan, kültürden ve bunun gibi şeylerden hareket ettiğini kaydeden Aydemir şunları söyledi: Onları olduğu gibi değil dönüştürerek, estetik zevkine ve seviyesine göre yeniden yorumlar. Ama hep gördüğü, hissettiği, inandığı; kişisel görüşüne göre yanlış gördüğü ama toplumda yer bulan her şeyi malzeme olarak kullanmaktan çekinmez. Toplumun bir bireyi olan şair veya yazarın istemese de sınırlarını çoğunlukla gelenek çizer. Bu gelenek içinde yaşadığı medeniyetin şekillendirmesiyle oluşan bir gelenektir. H. Taine’nin ifadesiyle “Sanat eserini umumî ruh haleti ve muhitindeki örf ve adetler tayin eder.” Bir sanatçı, toplum kabullerini, algılayış biçimini, değerlerini, ana kültürünü kolay kolay göz ardı edemez. Hayatta ne varsa bir şekilde şair bunları yansıtır.