Edebiyat dergileri

Şiir, öykü gibi edebi metin denemelerine başladığımda daha ortaokul sıralarındaydım.

Zeki Oğuz

Şiir, öykü gibi edebi metin denemelerine başladığımda daha ortaokul sıralarındaydım. Karalamalarım defterimin sarı yaprakları arasında saklıydı. Türkçe öğretmenimizden başkasına göstermeye cesaret edemezdim. O yazdıklarımı sabırla okur, öneriler yapar, yazmaya teşvik ederdi. 

Bol resimli çocuk dergilerini biliyordum ama edebiyat dergilerinden haberim yoktu. O yıllar Gazi lisesinin karşısında küçük bir kitapçı dükkanını keşfetmiştim. Genellikle eski kitaplar alıp satıyor ve okuduğum kitapları çok ucuza değiştirme imkanı buluyordum. Türk klasiklerinin yanısıra dünya klasiklerini de bu kitapçıdan edinerek okudum. Bunun yanında en büyük keşfim edebiyat dergileri olmuştu. İlk keşfim de Varlık Dergisiydi. Derginin kurucusu Yaşar Nabi özellikle Köy Enstitülerinden yetişen eğitimci-yazarlara öncelik veriyordu. Kırsal kesim bütün ağırlığıyla roman ve hikayemize girmeye başlayordu. Varlık’ta okuduğum hikayelerle kendi yazdıklarım arasında bir paralellik kurmaya başlamıştım. Okuduğum o güzel öykülerin yanında benim yazdıklarımın ne denli acemice şeyler olduğunu da farketmiştim. 

Bir yerel gazetede muhabirliğe başlayınca ilk hikayemi de yayınladım. Yerel ve ulusal gazeteler edebiyata geniş yer verdikleri gibi haftada bir edebiyat sayfası düzenleyen gazeteler de vardı. Bende çalıştığım gazetede bir edebiyat-sanat sayfası düzenlemeye başladım. Bu sayfada genellikle Selçuk Eğitim Enstitüsü öğrencisi arkadaşların ürünleri yayınlanıyordu. Bu arkadaşlar şiir ve hikayede öyle usta işi ürünler üretiyorlardıki ulaştırdıkları her dergi yer veriyordu onların ürünlerine.

 Hikaye konusunda ne denli acemi olduğumu biliyordum ama bunu geliştirmenin yolunun da yayınlamak ve okuyucu ile paylaşmaktan geçtiğini anlamıştım. Sonraki yıllar bir evde mutfağın işlevi neyse edebiyat dünyasında da dergilerin işlevi aynı olduğunu öğrenecektim. 

Varlık, Türk Edebiyatı, Türk Dil Kurumunun yayınladığı Türk Dili, Halil İbrahim Bahar’ın yayınladığı Soyut, Feyzi Halıcı’nın şehrimizde yayınladığı ve ülkemizin en eski edebiyat dergisi Çağrı, Cemal Süreya’nın yayınladığı Papirüs vb. gibi dergileri okumak için ay başlarını sabırsızlıkla beklerdim. 

Sonraki yıllar bir Yaba Öykü dergisi geçti elime. Bu dergide hikayelerim yayınlanmaya başladı. Sahibi Aydın Doğan ilede iyi arkadaş olmuştuk. Kayseri’de yayınlanan Eşik’ de hikayelerimin yayınlandığı bir başka dergi olmuştu. Çağrı’da arada bir hikayelerim yayınlanıyordu.

Yazdığım birkaç hikayeyi Varlık Dergisine göndermiştim ama yayınlanacakları konusunda pek emin değildim. Edebiyatımızın en büyük ustaları Varlık’ta yazıyorlardı. Güvendiğim tek şey Yaşar Nabi Nayır’ın genç yeteneklere önem vermesiydi, onların yolunu açmasıydı. Varlık’ta ilk hikayem yayınlandığında dünyalar benim olmuştu sanki. İlkini başka hikayeler izledi. İstanbul’a yolum düştüğünde derginin bürosuna uğradım, birkaç hikayemi elden vermek için. Hikayeleri verdim, tam dışarı çıkacakken Yaşar Nabi seslendi arkamdan.

Hikayeleriyin telif ücretini muhasebeye uğrayıp al, diye.

Böylece ilk telifimi de almış oldum. 

Edebiyatın başkenti İstanbul sayılır bu yüzden taşradaki yazarlar İstanbul’da yayınlanan dergilere pek ürün göndermeye cesaret edemezler, nasılsa yayınlanmaz, diye. Bu düşünce bazen İstanbul taşrayı horluyor noktasına kadar varabiliyor. İçinde küçük doğruları barındırsa da bu yargıyı haketmez İstanbul’da yayınlanan  dergiler. Ellerine iyi ürün ulaştığı zaman kesinlikle yayınlamak zorunda kalırlar.

İnsan edebi bir metin ürettiği zaman bunu bir dergide ya da kitapta yayınlamak ister. Acemi heyecanı ve aceleciliği derim ben buna. Birçok yazarın bu heyecanla ilk kitaplarını yayınladıklarını sonra pişman olup bu ürünlerini ilerki yıllarda yok saydıklarını biliyorum. 

Bazı genç arkadaşlarımın dergi yayınlama çabalarını çok iyi anlıyorum. İlerki yıllar için edinilecek tecrübe böyle çabalarla kazanılır. Ayrıca genç arkadaşlarımın yanlış yapmaktan korkmamalarını, yanlış yapa yapa iyi ve güzele ulaşacaklarına inanırım. 

Yıllar önce Çalı’yı yayınlamaya başladığımda aynı acemilik korkuları, kaygıları vardı içimde. Şimdi geldiğim noktada geriye dönüp bakıyorum, ilk ürünü Çalı’da yayınlanan arkadaşlarımızın birkaç kitabı olmuş bile. 

Ne zaman yeni bir edebiyat dergisi yayınlanacağını duysam Çalı’yı ilk yayınladığımız günlerdeki heyecanı duyarım ve bir dost selamı gönderirim o çabaya giren genç arkadaşlara:

Yolunuz açık olsun, başarılı olmanızı dilerim.  

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?