Aydınlar Ocağı’nın mutat olarak düzenlediği Salı sohbet toplantılarının bu haftaki konuşmacıları, gazetemiz köşe yazarlarından eğitimci Mustafa Durdu ve Merhaba gazetesi köşe yazarı Mustafa Sinan Ümit’ti. Durdu katılımcılara ‘Oğuz Kağan Destanı’ Ümit ise ‘Amerika’nın (Postmodern) Tetikçileri’ hakkında katılımcılara çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Türklerin Milli bir destanından bahsetmenin mümkün olmadığını belirten Memleket Gazetesi Yazarı Mustafa Durdu, “Bizim destanlarımız bir birlerinden az çok bağımsız ve parça parçadır. Yani bizde destanları milli bir destan hüviyetine sokacak şair çıkmamıştır. Bu nedenle bizim destanlarımız bağımsız parçalar halindedir” dedi. Oğuz Kağan Destanının İslamiyet öncesinde yaşayan Türk kültürünü yansıttığı gibi İslamiyet’ten sonraki motifleri de bünyesinde barındırdığına dikkat çeken Durdu, Oğuz Kağan Destanında Türk boylarının izahının var olduğunu söyledi. Ergenekon destanını ise Moğolların türeyişini anlatan bir destan olduğunu vurgulayan Durdu, şöyle konuştu: “Ergenekon kelimesi aslında Moğollarda ‘Sarp Geçit’ börteçine ise ‘Bozkurt’ anlamında olup Cengiz’in atası sayılmaktadır.” ‘Amerika’nın (Postmodern) Tetikçileri’ hakkında çarpıcı açıklamalarda bulunan Gazeteci-Yazar Mustafa Sinan Ümit, konuşmasında sık sık John Perkins’in ‘Bir ekonomik tetikçinin itirafları’ isimli kitabından örnekler verdi. Amerika’nın üçüncü dünya ülkelerini üç ayrı yöntemle sömürdüğüne dikkat çeken Ümit, “Bu yöntemlerden ilk tercih edileni, Şirketokrasi yöntemidir. Yani büyük şirket temsilcileri gittikleri ülkeleri yanlış ve pahalı yatırımlara yönlendirerek borçlandırırlar. Bu yöntemle başarılı olunmaması halinde ‘Çakallar’ (ajanlar), Çakallarda başarısız olursa son olarak ordu devreye girer. Tıpkı Irak ve Pakistan’da olduğu gibi” dedi. Gelişmiş ülkelerde en fazla satan kitap türlerinin başında biyografi kitaplarının geldiğini ifade eden Ümit, şöyle konuştu: “Gelişmiş toplumlar için kendilerini yönetecek insanların özgeçmişleri çok önemlidir ve devleti yönetenler daha önce mutlaka büyük şirketlerde görev alan insanlardır. Bizde ise durum tam tersidir. Devlet kademelerinde görev alanlar daha sonra büyük şirketlerde üst düzey yöneticilik yaparlar.” Şirketokrasi için yönetimin şeklinin çokta önemli olmadığını vurgulayan Ümit, Doların birinci sırada olduğu hiçbir ülkenin ekonomisinin güçlü ve bağımsız olmasından bahsedilemeyeceğini kaydetti.