Ahlaksız, vicdansız bir dünyada yaşıyoruz. Bunu söylemek artık karamsarlık değil, gerçeğin kendisi. Çünkü her geçen gün çıkarın, dürüstlüğün önüne geçtiği bir düzeni biraz daha net görüyoruz.
Eskiden yanlış yapan utanırdı. Bugün ise doğruyu söyleyen insanlar dışlanıyor. Vicdan sahibi olmak çoğu zaman bedel ödemek anlamına geliyor. Çünkü ahlakın değer kaybettiği bir yerde en rahatsız edici şey, dürüst bir insanın varlığıdır.
Asıl tehlike ise ahlaksızlığın varlığı değil, ona alışmamızdır. İnsanların “böyle gelmiş böyle gider” diyerek susmasıdır. Sessizlik büyüdükçe haksızlık da büyür. Adaletsizlik, itiraz edilmediğinde güç kazanır.
Yine de herkes aynı değil. Hâlâ eğilmeyen, susmayan ve yanlışın karşısında duran azda olsa insanlar var çok şükür Belki azlar, belki sesleri kalabalıkların içinde kayboluyor ama karanlığın tamamen hakim olmamasını sağlayan da tam olarak onlar.
Çünkü unutulmaması gereken bir gerçek var: Ahlaksız, vicdansız bir dünyada en büyük direniş, vicdanını kaybetmemektir.
Hoşça sağlıcakla kalın ama en önemlisi ahlakını kaybetmeyen adam gibi adam kalın.
Esat Çoğal
Amcam Sami Çoğal’ın yazmış olduğu Akrostiş şiiri , akrostiş fikri çok güzel ve çok zarif bir detay gazetemiz adına çok teşekkür ediyorum . Şiirin baş harfleri Memleket Gazetesi ) şiirin ismi de benden…
Ahlaksız ve Vicdansız Bir Dünya
Memleketler yok oldu, var olanlar güçlüler.
Eğri yazarsa kalem, millete mezar kazar.
Medeniyetler çöktü, güçlü her yere çöktü.
Lakin bu köpekler öyle açlar ki doymazlar.
Emzikliler, çocuklar, kadınlar, ihtiyarlar…
Kocaman binalar, uykuda başına yıkılanlar.
Elle kalkmaz duvarlar, ses verir o yıkıntılar.
Tasvir bile yapılmaz, beyin şaşar, kalem durur.
Gürültü, toz, duman… her yer harabelerle dolu.
Anne diye ağlar çocuk, yıkıntı tek umudu.
Zira oynanan her an bir kedi fare oyunu.
En mutlu şehirlerdi, şimdi yıkıntı yurdu.
Toplum cefa çekerken aç bırakılıyordu.
Ezerken hoşlanıyor, bundan zevk alıyorlar.
Sırdaş al, gönül al, bedduâ alma.
İtil, ütül, atıl… ama asla satılma.
Sami Çoğal.