Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Konya Milletvekili Atilla Kart, yaptığı yazılı açıklama ile Diyanet İşleri Türk İslam Birliğinin (DİTİB)’in, Almanya’daki yapılanması ve yönetiminde ciddi sorunların yaşandığını iddia etti. AK Parti’den destek aldığını öne sürdüğü DİTİB’in bünyesinde mevcut olan grupların arasında, devlet gücü ve rantının paylaşımı konusunda ihtilaflar yaşandığını savunan Kart, “Bu mücadele sürdürülürken kamu kaynakları talan edilmekte, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın inançları istismar edilmekte ve mağdur edilmektedir” dedi.
HIRSIZLIĞIN SORUMLULARI NE ZAMAN BULUNACAK?
DİTİB’in Almanya-Köln’deki merkez binasında Ağustos 2010 ve Eylül 2011 tarihlerinde meydana gelen soygun olaylarının sorumluları hakkında bugüne kadar kamuoyuna tatminkâr bir açıklama yapılmadığını iddia eden Kart cümlelerine şu şekilde devam etti: “En son, Devlet Bakanı Bekir Bozdağ imzasıyla tarafımıza verilen 14.10.2011 tarih ve 296 sayılı önerge cevabında; 290 kg ağırlığındaki kasanın çalındığı kabul edilmiş, emniyet incelemesinin devam ettiği, bu aşamada soruşturmanın selameti gerekçesiyle bir işlem yapılmasının ön yorum anlamına geleceğinden bahisle sonuç olarak, olay ve tahkikat geçiştirilmiş ve savsaklanmıştır. Bu sorumsuz, duyarsız ve gayri ciddi yaklaşımlar sebebiyledir ki, DİTİB bünyesindeki sorunlar her geçen gün büyümekte ve kontrol edilemez bir hale gelmektedir. DİTİB’de Genel Başkan ve aynı zamanda Din Hizmetleri Müşaviri olan Prof. Dr. Ali Dere’den sonra 2. Adam konumuna getirilen Orhan Bilen’in, özellikle cami inşaatı ve personel istihdamıyla ilgilendiği, danışıklı ilişkiler içinde kurulan şirketler üzerinden DİTİB’in ihtiyaçlarının karşılandığı, böylece haksız kazanç elde edilmesine yol açıldığı yönündeki iddialar ciddiyet kazanmıştır.
CAMİ İNŞAATI RAMAZAN BAYRAMI’NDA TAMAMLANACAKTI
Köln’de devam eden Merkez Camii inşaatını üstlenen mimarlık şirketinin işine ortada haklı bir sebep olmamasına rağmen son verilmiş, başka bir mimarla inşaat devam ettirilmiştir.
Bu olay yargısal bir boyut kazanmıştır. Bu arada Camiin 25 milyon Euro olarak belirlenen bedelinin ise 40 Milyon Euro’ya mal olacağı ortaya çıkmıştır. Ramazan Bayramında tamamlanması hedeflenen inşaat ise 1 yıl daha gecikmiştir. Kuşkulu olaylar sebebiyle, DİTİB’in eski yönetimi, yeni yönetim tarafından ibra edilmemiştir. DİTİB’in 7 Ekim 2012 tarihinde Genel Kurulu’nun olduğu bilinmektedir. Görüldüğü gibi, Diyanet İşleri Merkezi’nde 1 yıl arayla vuku bulan benzeri nitelikteki soygunların faillerinin ortaya çıkarılmamış olması, soygunda ihmal ya da iştiraki olan birlik yetkilileri hakkında ciddi ve etkin bir soruşturmanın yapılmamış olması karşısında; kaçınılmaz olarak birlik bünyesinde yapılan görevlendirmeler hakkında kuşkular doğmuştur. AK Parti Hükümeti’nin bu yapıyı himaye ettiği yönünde bulgular ortaya çıkmıştır. Takdir olunur ki; bu durum bağış yapan yurttaşlarımızı hem üzmekte ve hem de tereddüde sevk etmektedir. Bu yurttaşlarımızı istismar eden suiniyetli örgüt ve odakların, DİTİB’i de etkiledikleri ve hükümetin bu yapıyı himaye ettiği yönünde izlenimler doğmaktadır. Yönetim anlamında âcz, keyfilik ve sorumsuzluk hali söz konusudur.”
BEKİR BOZDAĞ’A SORULAR YÖNELTTİ
Kart, ayrıca cevaplandırması için Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a şu soruları yöneltti:
(1) Yukarıda sözü edilen ve adli nitelik kazanan olaylara rağmen bugüne kadar idari ve adli anlamda gerekli yasal çalışmalar neden yapılmamıştır?
(2) DİTİB’e bağlı cami kuruluşları ve üyelerin aidatları denetlenmekte midir?
(3) DİTİB Merkez Camii maliyetinin artmasının sebebi nedir? Camiyi tasarlayan Mimar Böhm ile ilgili ihtilafın çözümü DİTİB’e kaça mal olmuştur? Bu zarara yol açan DİTİB sorumlularına neden rücu edilmemektedir? İhtilaf Yargı’ya intikal etmiş midir? Yargılama sonucu ortaya çıkan sonuç nedir?
(4) Mevcut DİTİB yönetimi tüm bu sorunların çözümü için neden etkili olamamaktadır? Doğmuş olan bu sorunlar ve usulsüzlüklerde mevcut yönetimin de iştiraki mi söz konusudur?