Deve boynundan Gevne yaylalarına

12-13 haziranda Deve Boynu yaylasında yapılan Yörük şenliğinde bir fotoğraf sergim vardı...

Zeki Oğuz

5 Haziran Lille, 12-13 haziran Akşehir Cankurtaran köyü Deve boynu yaylası şenliği, ardından 17 haziranda İl Tarım Müdürlüğü Çiftçi Eğitim Şubesi Müdürlüğünden arkadaşlarla Gevne yaylaları 19- 20 haziranda Gevne yaylasında Yörük beyi Kuş Ali’ye konukluk ve Barcın yaylasında Yörük düğünü derken çok yoğun üç hafta geçti. 12-13 haziranda Deve Boynu yaylasında yapılan Yörük şenliğinde bir fotoğraf sergim vardı. 12 haziranda gittim Akşehir’e. Şenlik için ta Antalya’dan çıkıp gelen İsmail Akçay ve eşiyle buluştuk. Kadim dostum Nuri Haşar bizi Sultandağı ve Eber taraflarına götürdü. Akşehir’de kiraz zamanıydı. Mevlüt hocanın bahçesinde bol bol kiraz yiyerek demli çaylarımızı yudumladık.

Ertesi sabah yine birlikte şenlik alanına çıktık. Fotoğraf sergilerini dolaştık, çadırları ziyaret ettik. İkram edilen gözlemeleri yedik, çaylarını içtik. Bol bol fotoğraf çektik. Temiz yazarlarından Mustafa Karaçelebi de son yazısında bu şenliklerden ve eksikliklerinden sözetmiş. Eleştirilerinde haklı olduğu yönler var Karaçelebi’nin ama göremediği şeyler de çok. Bu şenliklerin temel amacı eğlenceden çok yöre insanının kaynaşması, birlik beraberliğinin pekiştirilmesi, belki yıllarca birbirini göremeyen insanların hasret gidermesidir. Hal böyle olunca şenlikler bir şekilde amacına ulaşıyor. Çok daha iyi yapılırmış bu da şenlik düzenleme komitelerinin ders alacağı bir kusur.

Karaçelebi her iki şenliğinde sonuna doğru geldi. Bu yüzden Lille’deki değişimi görememiş olabilir. Lille bozkırında ilk şenlikler yapıldığında bomboş bir bozkırdı orası. Günümüzde bir orman oluşmaya başladı çevresinde.

Karaçelebi Cankurtaranda bir teyzenin karnını doyurduğundan sözediyor. Teyze dediği kadın ta Antalya’dan çıkıp gelen İsmail Akçay’ın eşi. Sofra hazırlıyorduk, birlikte yedikten sonra onlar Antalya’ya bizde Nuri ile Akşehir’e dönecektik. Şenliğe katılanlar dönme hazırlığında oldukları için yiyecek bulamayacaklarını düşünerek Karaçelebi ve diğer arkadaşları sofraya çağırdım. Akyörder başkanı Mehmet Öncel biraz bazlama ve peynir bulup geldi,karnımızı doyurduk.

Karaçelebi etkinliğin azlığından sözediyor ama karnını doyurduğu yerin hemen dibindeki iki fotoğraf sergisinden hiç sözetmiyor. Bir dağ başında belki ilk oluyor böyle bir sergi, bir fotoğraf sanatçısıysa niye görmezden geliyor bu sergileri. Konu Yörükler olunca şenliğe katılan yüzlerce kişi sergiyi hayranlıkla gezdiler.

Bildiğim kadarıyla Çevre ve Orman Bakanlığı göçerlerin iskanı ve keçi sürülerinin ortadan kaldırıması konusunda katı bir tutum içinde. Buna karşılık halktan bazı sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarından önemli bir kesim göçerliğin devamını, keçi sürülerinin zararlı değil aksine yararlı olduğu görüşünde. Bu tür konuların tartışılacağı bir sempozyum düzenlemiş Çanakkale 18 mart Üniversitesi. Sempozyumda bir sunum yapacak olan İl Tarım Müdürlüğü Çiftçi Eğitim Şube Müdürü M.Sadık Oturanç sorunu yerinde incelemek ve veri toplamak için Yörüklerin bulunduğu yaylalara birlikte gitmemizi istedi.

17 haziran Perşembe günü bir münibüse doluşup gittik. Göçerleri en iyi temsil edecek biriydi Kuş Ali. Koyun ve keçi sürüleri, onlarca devesi, iki kara çadırı ile eşsiz bir örnekti. Kendisi ve eşi Hatice hanım Mut’a gitmişler. Çocukları güleryüzle karşıladı konukları. Emine cadım hemen kara tavayı kapıp bulgur pilavı pişirmeye başladı. Fatoş cadım ise elimdeki makinayı kaparak bol bol fotoğraf çekti. Görevli arkadaşlar çadırların çevresindeki günlük yaşamı belgelediler, koyun ve keçilerin sağım olayını izlediler.

Kendisini geçen yıl tanıdığım Ayşe Hilal’de oradaydı.İki yıldır göçerlerin yanında yaşıyor yüksek lisans tezi hazırlıyordu.Yanındaki kız arkadaşı da benzer bir çalışma yapıyormuş.Tezini hazırlarken Yörük yaşamını birebir paylaşması hoşuma gitti.

İkindiye doğru Hadim’in Gevne vadisinde son köyü olan Beyreli köyüne indik. Obadan ayrılmadan önce Kuş Ali’nin oğlu Bayram cumartesi günü yaylada düğün olacağını söyledi. İstersen sen kal,dedi. Ama yanımda çadırım yoktu, Umutcan yoktu. Bu yüzden kampın keyfini çıkaramazdım. Ben cumartesi günü yine buralardayım, diyerek ayrıldım yanlarından.

Cumartesi günü Umutcan ve fotoğrafçı İrfan Çakır ile eski garajda aldık soluğu. Taşkent münibüsü harekete hazırmış, hemen bindik. Taşkent’ten sonrasıydı önemli olan. Zorunlu olarak otostop yapacaktık. Önce Taşkent-Alanya yol ayrımına oradanda Gevne yolundaki Barcın yaylasındaki Kuş Ali’nin obasına ulaşacaktık.

Bazı belde ve ilçelerimizde ulaşım konusunda yerel idarecilerimiz yardımcı oluyorlar. Taşkent Emniyet Müdürlüğüne çıktım kaymakama ulaşabilmek için. Gevne taraflarındaymış, ulaşamadık. Görev sınırları içinde olmadığı halde emniyetten arkadaşlar bizi Alanya yolayrımına bıraktılar. Yol boyu konuştuğumuz tek konu Hakkari’de şehit olan canlarımızdı. O emniyetçi arkadaşlara teşekkür borçluyum.

Rüzgar esmesine rağmen aşırı bir sıcak vardı. Şanslı bir günümüzdü çok yürümeden gelen bir kamyonet durdu, sıkıntı çekmeden ulaştık obaya.
Sürülerin sağım zamanı olduğu için herkes obadaydı. Nuray cadım ile Hatçe hanımda gelmişlerdi Mut’tan. İkindiye doğru Kuş Ali’nin oğlu Mahmut, dayısı Musa ile birlikte düğün yerine indik. Hayli şenlikliydi düğünün yapıldığı koyak. Bir yanda yemek yeniyor bir yanda gençler eğleniyor silah atıyorlardı. Akşama doğru gündüzki sıcağın yerini soğuk almıştı. Geri döndük.

Akşam geç vakit bir traktör dolusu insan çıkageldi obaya. Düğüne gelmişler, kınayı yaptıktan sonra Kuş Ali ailesini görmeden gitmek istememişler. Onlar Gevne ile Dedemli arasındaki platolarda eğleşiyorlar. Şeytan barınmaz kaldıkları bozkırda ama yaşadıkları bütün zorluklara rağmen bunca güleryüzlü, bunca yaşama sıkı sıkıya sarılmaları hoşuma gidiyor. Gece yarısına doğru traktöre doluşup ayrılıyorlar obadan. Enaz iki saatlik yol bekliyor onları.

Pazar günü öğleye doğru düğün yerine iniyoruz. Kurulan büyük bir çadırın çevresinde kimi yemek yiyor kimi çay içiyor. Kız evinin obası yukarda bir yerde. Beyaz bir gelinlik giyen gelinkız yanında iki kız çocuğu ve bir kadınla inip geliyor obadan. İzin istiyoruz fotoğraf çekimi için. Hiç itiraz etmiyor. Güleryüzlü güzel bir gelin olmuş. Umarım hep mutlu olur. Öğleden sonra obadakilerle vedalaşıp düşüyoruz yola. Taşkent’e kadar yine otostop yapacağımız için erken yola çıkıyoruz.

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?