Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Haber7’yi ziyaret etti.
Ziyarette yeni görevinden dolayı Haber7 Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Erdoğan’ı tebrik eden Destici, gündemdeki gelişmelerle ilgili de önemli değerlendirmelerde bulundu.
İbrahim Erdoğan ve Yayın Koordinatörü Osman Ateşli’nin yönelttiği soruları cevaplandıran Destici, dindar nesil, eğitim sisteminde yapılacak 4+4+4 değişikliği ile yeni anayasa konusunda görüşlerini aktarırken izlenebilecek yol haritası ile ilgili görüşlerini ifade etti.
Destici ayrıca merhum Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazası ile ilgili gelinen son durumla ilgili önemli bilgiler de verdi.
Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düştüğü kazaya niçin basit bir kaza gibi bakamadığını da açıklayan Destici’nin açıklamaları şöyleydi:
Başbakan Erdoğan’ın yapmış olduğu açıklamalar sonrası özellikle medyada devam eden dindar gençlik tartışmaları konusunda görüşlerinizi alabilir miyiz? Dindar bir gençlik yetişmesi fikrine katılıyor musunuz?
Biz Büyük Birlik Partisi olarak salt seçimlere girip çıkmak için kendisini seçim sonuçlarına göre kendisini endeksleyen bir siyasi hareket değiliz. Biz bir fikri, misyonu taşıyoruz. Bir ideolojinin, bir felsefenin, bir duruşun adıyız. Bu fikir ve misyon içinde en önemli paydalardan biri de milli şuura sahip, milli ahlaka sahip, milli terbiyeye sahip, manevi ve milli köklerine önem veren bir gençlik, bir nesil yetiştirmektir.
Bir ülke çağı yakalayabilir. Bilim ve teknolojide çok ileriye gidebilir. Çok ciddi oranda kalkınabilir. Milli geliri 50 milyar seviyesine gelebilir. Gayrı safi milli hasılası çok yükselebilir. Yani ekonomik anlamda çok yüksek kazançlar elde edebilir. Eğer bunlara rağmen eğer bir ülke milli ve manevi değerlerinden koparsa, aslını kaybetmiş olur ve o devletin, o milletin yıkılması, yok olması kaçınılmaz olur.
Onun için milletin aslından asla rücu etmemesi, onu kaybetmemesi milli ve manevi değerlerine sahip çıkması gerekiyor.
Ben bundan yaklaşık 3 ay kadar önce hem Sayın Başbakan Erdoğan’ı hem Sayın Cumhurbaşkanı Gül’ü ziyaret ettiğimde, bu konuyu her ikisine de ifade ettim. Türkiye’de büyük bir ahlaki yozlaşmanın varlığından bahsederek özellikle yeni yetişen gençlerimizin çocuklarımızın dizi kültürü ile yetiştiklerini belirttim. Batı emperyalizminin, Amerikan emperyalizminin sosyal medya aracılığıyla görsel yazılı medya aracılığıyla Türkiye’ye bilinçli şekilde empoze edildiğini, aslında nesilleri köreltmek adına Türkiye’yi parçalamak adına, özünden uzaklaştırmak adına bir savaş yürütüldüğünü anlattım. Bu konulardaki kaygılarımı dile getirdim.
Eğitim sisteminin mutlaka değişmesi gerektiğini, özellikle 28 Şubat sürecinin o darbe dışı güçlerinin cuntacıların 28 Şubat sürecinin mimarları generallerin, büyük medyanın patronlarının, iş dünyasının önde gelenlerinin Meclis’i tehdit ederek, meclis başkanına kadar hatta dönemin başbakanını, siyasi parti liderlerini, milletvekillerini tehdit ederek, bu eğitim sistemini nasıl bu millete dayattıklarını, milletimizin genlerine uymayan ve milletin özellikle İslam dininden uzaklaşmasını sağlayacak, bu eğitim sistemini nasıl bir zorbalıkla, nasıl bir demokrasi dışı uygulamalarla dayattıklarını hatırlattım. Bundan mutlaka Türkiye’nin bir an önce kurtulması gerektiğini anlattım, izah ettim.
7’inci İmam Hatipler Kurultayı’na katıldığımda Diyarbakır’da mutlaka imam hatip liselerinin orta kısımlarının açılması gerektiğini hatta onun ötesinde Türkiye’de uluslararası bir imam hatip lisesi kurulması gerektiğini ifade ettim.
Meclis’te görüşülmeye hazırlanılan eğitim sisteminde 4+4+4 konusunda ne düşünüyorsunuz?
Bugün hükümetin Meclis’e sunduğu komisyondan da geçen bu yasa teklifi ile ilgili biz zaten daha önceden yasa Meclis’e gelmeden önce hükümete önerdiğimiz bir kısım değerlendirmelerin bunun içinde olduğunu görüyoruz. Bu yasa genel olarak bizim istediğimiz çerçevededir.
Benim burada henüz tek cevabını alamadığım tek bir konu var. Hafızlık eğitimi alacak ve Kur’an kursu eğitimi görecek 2-3 sene Kur’an eğimi alacaklar daha sonra ikinci dörde devam edebilecek mi? Bunun önü açık gibi görünüyor. Ben bu konuda tek endişem bu… Böyle bir imkan yoksa bu düzeltilmeli diye düşünüyorum. Birinci dörtten sonra dileyen arada bu eğitimi alabilmeli. Bu görüşümüzü biz Milli Eğitim Komisyonu’na da ilettik.
Onun dışında detayları kamuoyunda konuşulmayan neden 5 +3+3 değil de 4+4+4 olduğunu biliyorum. Biliyorsunuz daha önce hazırlık sınıfları lise birinci sınıftaydı. Şimdi ise birinci 4’ü bitiren çocuklarımız ikinci 4’e başlarken hazırlık sınıfına gidecekler. Bunun da doğru bir uygulama olacağını savunuyoruz. Burada öğrencilerimiz devam edecekleri okula göre hazırlık eğitimi alabilecekler.
EĞİTİM YAŞININ 1 YAŞ GERİYE ÇEKİLMESİ DOĞRU BİR DÜZENLEMEDİR
Burada muhalefetin en büyük eleştiri noktalarından bir tanesi burada eğitim yaşının 1 yaş geriye çekilmiş olması biliyorsunuz. Ben bunu da bir yanlış uygulama olarak görmüyorum. 5 yaşını bitirmiş 6 yaşına girmiş çocukların dimağlarının daha açık olduğunu verilen eğitimi alabilme noktasında yeterli seviyeye geldiğine inanıyorum.
Zaten anaokulu ve kreş uygulamaları da başlatılmış durumda… Bu da çocuklarımızın okula hazırlanmasında önemli katkı sağlayacaktır.
Bence muhalefetin bu eleştirileri niyet gizlemeden ibaret diye düşünüyorum. Özellikle CHP daha net bir şekilde karşın olduğunu ortaya koyarken MHP taban baskısı nedeniyle net tavır koyamamaktadır. Onların da en önemli itiraz noktası yaş konusu olabilmiştir. Ben okula erken başlama daha faydalı olacaktır.
Burada bir noktada daha bir eksiklik olduğunu söyleyebilirim. İktidar partisi teklifini Meclis’e getirmeden önce, anayasa konusunda olduğu gibi, diğer siyasi partilerden de bir teklif almış olsaydı uzlaşma adına daha iyi olabilirdi. Uzlaşma sağlanamasa da sonra yine kendilerinin doğru bildiklerini yapabilirlerdi. En azından uzlaşma girişiminde bulunmuş olurlardı. Sonuçta millet onlara bu ülkeyi yönetmeleri konusunda bir yetki vermiş, ülkeyi yönet demiş. Bunu derken tabi diğerlerini yok sayarak değil de her kesimin görüşünü alarak karşı tarafı da dinleyerek yapmasını istemiş.
Bir de şu konu önemli… Bu süreçte yapılacak alımların kamu ihale kurumunun denetimi dışında bırakılmasını ben doğru bulmuyorum. Bu süreçte harcanacak para olarak 10 milyar liralık bir bütçeden bahsediliyor. Böyle bir şey ihale dışında kalmamalıdır. Bunun denetim altında olmasını daha doğru görüyorum.
Bunun dışında eğitim sisteminde değişiklik getirecek 4+4+4 teklifi genel hatlarıyla doğru bir tekliftir. Müslüman Türk milletinin yapısına da uygun bir teklif olarak düşünüyorum. Bunun dışında yasa dışı ve zorbalıkla oldu diyenlere de söyleyeceğim şudur. Zorbalık arıyorlarsa siyaset dışı dayatma arıyorlarsa 1998’e baksınlar. 28 Şubat’taki bu zorunlu kesintisiz eğitimin nasıl geldiğine, hangi dayatmalarla geldiğine baksınlar. Bugünkü durumla ilgili ondan sonra adil bir değerlendirme yapsınlar diyorum.