Kışın yüksek dağlarında kar tutar.
Baharda yaylada sümbüller biter.
Her taşında kınalı keklikler öter.
Çilesi bile tatlı olan Derbent’im.
Dağını ovasını, ormanını doğasını, suyunu, havasını, yaylasını, baharını, insanını, sohbetini, o candan muhabbetini, balını, sütünü, yağını, peynirini, göletlerden suyun akışını, akşamda gün batışını, yazın serin akşamını, tabi bir de canım gibi sevdiğim başkanını çok özlediğim, gitmeyince hasretini çektiğim Derbent’te idim geçen hafta Pazar günü.
Yılda davetli veya davetsiz en az iki defa gittiğim, gitmeyince özlem çektiğim Derbent’e yine değerli arkadaşım Mustafa Güden Bey’in Başkan Hamdi Acar adına talebi, Mustafa Karaçelebi’nin organizesi ve Derbent Belediye Başkanı’nın daveti üzerine gerçekleştirilen KONFAD’ın (Konya Fotoğraf Amatörleri Derneği) çok değerli üyeleriyle ikinci defa kırsalda bir geziye katılıyorum. Çok da haz alıyorum.
Değerli KONFAD üyelerini size kalemle, yazıyla ne kadar övsem veya anlatsam mutlaka bir tarafında eksiklik olur. Onun için sizin de bu gezilere katılıp arkadaşlık nasıl olur, insanın insana kıymet vermesi nasıl olur, görmenizi isterim. Bu güzelliğin onlarda olması tabidir, çünkü onlar omuzlarındaki makinelerine bir görüntüyü layık gördülerse mutlaka iyiyi layık görüp, ona göre çeker ve yansıtırlar. Yoksa kolay kolay o deklanşöre parmaklarını basmazlar.
Onlar insan sarrafı, onlar doğa tutkunu, onlar çiçek, gül, tutkunu kişiler.
Bir Taşkent Avşar gezisinde beraber olmuştuk bu usta kardeşlerimle. Geziden bir ay kadar sonra Konya Aydınlar Ocağı’nın Sille Salı Sohbetleri’ne gelip orada çektikleri fotoğrafları sanatseverlere sundular. Bunları çekerken resimlerin hiç bu kadar güzel çıkacağını ummamıştım ama o çıkardıkları sanat eserlerini seyrettikçe kendimden geçtim. “Ellerinize sağlık Metin Bey” dedim, başkanlarına teşekkür ettim. Bundan böyle fırsat buldukça hep onlarla olmaya çalışacağım.
Bakalım Derbent’te benim sevdiğim başkanın, sevdiğim ilçesinde neler yaşayacağız, gezelim görelim yazalım.
Ben şöyle bir slogan buldum; “Biz gezip görmezsek halk bilmez, biz yazmasak halk okumaz, biz resim çekmesek halk görmez” diyorum.
Size bir hikaye anlatayım…
“Bir köylü vatandaş bundan 25 yıl önce evinde beslediği danasını Konya’ya satmaya getirir. Köyde komşularına dananın tahmini fiyatını sorar. Derler ki “senin dana 40 bin lira eder” Adam Konya pazarına iner danayı umduğu fiyata satamaz.
Birkaç gün daha bekler gelen giden olmaz. Tabi bu arada danasıyla sokakta yatıp kalkmaktadır. Nihayet dördüncü gün 2-3 adam gelir danaya talip olur. “Dana kaç para?” derler, “40 bin” der, 38 bin lira verirler, danayı alırlar. Adamlar köylüden 50-60 metre ayrılırlar. Köylü bir paraya bir de giden danaya bakar, adamların peşinden koşar yetişir. Danayı ipinden çekip gitmekte olan adamın omzuna dokunur. “Gardaşlık ben cayacağım bu işten der” Adam “niye?” diye sorar. “Para az oldu”, der. Adam da “Tamam” der parayı alır, danayı geri verir, gider. Köylü de çok sevdiği danasını köyüne alır gider mi, satar mı, bilmem ama bildiğim bir şey var ki “Ben de bu basın işinden cayacağım” Oysa yaptığım işi de camiayı da çok seviyorum. Bizim Türkçede bir laf vardır. Bazı mesleklerin yoğun çalışma istediğine veya işi aksatmanın imkânsız oluşuna karşı şöyle der Konyalı: “Yahu bu işte ne zormuş adamın ölüsünü ağlatmaz” derler ya. Basın da öyleymiş dostlar.
Lafı uzattık gelelim Derbent in güzelliklerine. Gezelim bakalım neler göreceğiz.
Sanırım 20 yılı aşkındır Derbent’e gider gelirim bazen görev icabı bazen de gezmek için şu son yıllarda ciddi değişiklikler olmuş. Bir nebze köy görünümünden kurtulma çabasında, ama insanların alışkanlığı öyle bir anda silinip atılamıyor. Taşı ağır kırsal kesim memleketi olunca eşeksiz de olmuyor. Her yere araba çıkmıyor mecbur eşekten de faydalanılacak. Onun için ilçenin sokaklarında halen eşeğe binmiş çapası elinde tarlaya giden insanları görmek mümkün. Buna rağmen kabuğunu kırma çabası içinde olan ilçede çok değişiklikler olmuş. Birkaç yıl öncesine göre, mesela ilçenin kurulu olduğu yamacı bırakıp Ilgın yoluna doğru yeni binalar, lojmanlar, sağlık ocakları, ilçe içerisinde, ufak da olsa otel, banka ve devlet binaları kendini gösteriyor. Başkan Hamdi Acar bütün siyasi gücünü bu doğduğu ilçeye olan sevgisini hem zihinsel hem de fiziksel olarak yansıtmaya çalışıyor ve çaba gösteriyor.
Eski alışkanlıkları ve alışılmış tabuları da yıkmak kolay olmuyor sanıyorum.
Konya’dan Pazar sabahı 30’a yakın KONFAD üyesi değerli arkadaşla Mustafa Güden’in kılavuzluğunda doğa tutkunu Mustafa Karaçelebi hoca ile Derbent Belediyesi’nin göndermiş olduğu otobüsle saat 9’u geçerken yola çıktık. Kızılören’e kadar hiç mola vermedik ama Sağlık Kasabası ile Kızılören arasında yemyeşil bahar çiçeklerini basıp geçemedik, ne de olsa yolcular fotoğraf sanatçısıydı. Resimleri çekip yola devam ettik. Çiftliközü barajını geriden KONFAD üyelerine tarif ederek Derbent’e ulaştık. Derbent “Darbent” yani dar geçit anlamında. Osmanlılar’da ipek yolları üzerinde bu tür yerlerin kurulup geçen bezirgânlardan yol bacı, (yani bir nevi toprak bastı parası, diyebiliriz ) alınıp geliri okuyanlar ve fakir fukara ihtiyaçlarına kullanılan devlet yolu gibi bir yermiş. Benim kanaatimce de “dar bent” daha uygun düşüyor. Çünkü bent suya vurulan bağlamadır. Geçitlerin dar olduğu yer olarak kabul görmüş. “Dar bent” diye üyeler arasında da mutabık kaldık. Bizi ilçede Sayın Başkan kadim dostum Hamdi Acar adına Sayın Tahir Erbil Bey ve fen işleri memuru Sayın Mehmet Sandıkçı Bey karşıladılar. Bizi salimen Derbent’e ulaştıran ve gezeceğimiz yerlerde yine otobüsle gezdirmeye devam eden değerli kaptanımız Yüksel Bülbül Bey’e erkenden teşekkür ettik. “Eline koluna sağlık”
Derbent’in beni büyüleyen ortadaki dik yokuşunda kahvelerden birinde tavşankanı çayları yudumlayıp işe başlamak üzere önce Alişar barajına doğru çıktık. Sabahın serinliğinde aslında ilçe içerisinde de çok ilginç görüntüler vardı. Ama Alişar barajına çıkıp ufaklı büyüklü yaylaların ve otlamakta olan eşek ve ineklerin fotoğraflarını çekip barajda da yakamozları çektik. Tekrar ilçeye doğru yol alırken, yol boyunca uzayıp giden boğazdan Derbent’in yüksekten görünümünü ve solumuzda görkemli, nazlı bir duruşu olan gelin kayayı fotoğrafladık. İlham gelmeye başlamıştı artık.
Bol kar dağlarından suyu toplamış
Toprakları su su diye nazlanmış
Meşeler çamlar birbirine sarılmış
Doğaya hayat veren şu göletlerle
Allar giymiş gelin kaya
Naz ediyor güneşe aya
Efsanelerde ki hatıraya
Daldık güzel Derbent’imde
Ve ilçeye indik, öğle yaklaşıyordu. Yemek için Derbent’e 5 kilometre kadar uzaklıkta ama her türlü hizmetin getirilmiş olduğu, her sene festival alanı olarak da kullanılan Hasaniçi koruluğuna geldik. Bizden başka da piknik için gelenler vardı. İşte bu beni çok memnun etmişti. Çünkü daha evvel böyle manzaraları burada göremiyorduk. Demek ki Hamdi başkan burada bir güven ortamı oluşmuştu artık. Görevli kardeşlerimizin hazırladıkları nefis yemeklerle karnımızı doyurup, namazımızı kıldık. Yakındaki Mülayim köyüne giderken otobüs durdu. Bulunduğumuz yere 3-4 km uzakta dağın zirvesine yakın Peynirini’ni o köyden olan Tahir Erbil ile Mustafa Güden bütün yönleriyle anlattılar. Ben de eskiden biliyordum, evvelki gidiş gelişlerimde bu ine çıkmıştım. Buzhaneden daha iyi peynir beslediği ve çok yumuşak tuttuğu tuluklardaki peynire ayrı bir lezzet verdiği yöre insanı tarafından biliniyordu. Şimdi Konya’da oturan yöre halkı da Kasım ayına kadar bu inde peynirini muhafaza ediyormuş. Buranın köylerinin ve ilçe merkezinin işlerinin ağırlığı var ama insanlarının da birbirleri ile ve gelenlerle kaynaşması ayrı bir güzellik. Derbent Tekke, Saraypınar, Değiş, Yassıören, Mülayim, Güneyköy isimli köylerinden başka yaz kış sürekli ikamet edilen Süleyman, Körveli, Kumarcı, (Esentepe) ve Hasaniçi yaylalarından başka irili ufaklı daha birçok mezrası mevcut. Bir de Çiftliközü kasabası var. Hasaniçi koruluğunda da dörtlüğün yeri geliyor:
Meşhur Hasaniçi koruluğu
Simgeler bereket ve bolluğu
Derler ki tarihi ipek yolu
Görülüyordu Derbent’imde
Mülayimin eteklerinde de güzel doğa resimleri çeken ekibimizle birlikte artık yörenin meşhur “böbrek taşı döker” denilen ve halkın her taraftan gelip buradan su götürüldüğü bilinen Güllüpınar’a. Çevresi çok güzel bir mimari ile yapılaştırılarak çocuk parkı ve tuvalet gibi ihtiyaç yerleri de yapılıp eskisinden daha çok güzellik kazandırılan bu çeşmenin başında da birkaç araç ile piknik için gelenleri gördük.
Pek güzelleşmiş güllü pınar
Böbrek hastalarına şifa sunar
Soğuk suyundan içen kanar
Hizmeti gördüm Derbent’imde.
Hemen yakındaki Dereağzı göletine geldik. Diğer arkadaşlarım resim alırken ben 20 sene evveline gidip hatıralarımı yaşadım. Bu barajın buralarda olmadığı, içecek suyun bile az bulunduğu zamanları aklıma getirdim ve
Geldik Dereağzı göletine
Uzandık suyun çevresine
Yakamozların dizilişine
Hayran baktım Derbent’imde
İkindi güneşi vurmuş
Göletler harika olmuş
Toprak su ile can bulmuş
Suları toplayan gölet ile
Tekrar ilçeye inip yeni çekimler yapmaları için KONFAD Başkanı Metin Berk bey saat 18’de toplanmak üzere izin verdi. Kendisi de birkaç arkadaşla ilçenin üzerindeki en yüksek yere çıkarak ilçenin umumi görünüş fotoğrafını alıp geldi. Çaylarımızı içip dediğimiz saati biraz geçerek de olsa yörenin yol boyu güzelliklerini resimleyerek, bu defa Tepeköy-Başarakavak yolu üzerinden Konya’ya dönüşe başladık.Tarihi ipek yolu üzerinde Elikesik hanını ve diğer güzellikleri de fotoğraflayıp Konya’ya avdet ettik
GELİYORUZ
Geliyoruz Konfad ile
Bitsin gönlündeki çile
Bülbül konar şimdi güle
Dağı mis kokan Derbent’im de
Alınacaksın resimlere
Köşe bucak kare kare
Mahir eller denklanşöre
Basılacak Derbent’im de
Resimlerin canlı çıkar
Renk çıkarır meşe çınar
Dağlarında kekik kokar
Yayla yayla Derbent’im de
Yıllarca ihmal edilmişti
Şöyle kenara itilmişti
Şimdi çok şeyler değişti
Layık olan Derbent’im de
Çevresi göllerle süslendi
Toprak su ile beslendi
Başkan çok şeyler üstlendi
Yapacaktır Derbent’im de
Köylerinin ve yaylaları
Malcılıktır can damarı
Kovanlarında arı balı
Tatlı olur Derbent’im de
Ozan İsmail der bitmez aşkım
Yaşamı benim köyüme yakın
İlçe aşkına Hamdi başkanım
Hizmet sunar Derbent’imde