DERBENT DOĞA YÜRÜYÜŞLERİ

Şehrimiz ve çevresi gezginler için çok zengin seçeneklere sahip bir bölgedir. Önemli olan bu seçeneklerin iyi değerlendirilerek tanıtılmasıdır.

DOĞA YÜRÜYÜŞLERİ  İÇİN İDEAL BİR BELDE:


DERBENT


 


ZEKİ OĞUZ


 


Şehrimiz ve çevresi gezginler için çok zengin seçeneklere sahip bir bölgedir. Önemli olan bu seçeneklerin iyi değerlendirilerek tanıtılmasıdır. Son yıllarda turizm anlayışında büyük değişiklikler oldu. Artık insanlar yalnızca şehir merkezlerinden turizm potansiyeli ile yetinmiyorlar. Dağlara, yaylalara çıkmak istiyorlar. İşte bu isteği karşılayacak çok bakir alanlar var.


Burada bir şeyi söylemeden geçemeyeceğim. Turizm işletmecilerimizin, otelcilerimizin yakınmalarını çok işittim. Konya’ya gelen turistin konaklamadan şehri terk ettiklerinden yakınıyorlar. Elbette turizm anlayışını Mevlanâ müzesi ile sınırlandırır, çevredeki turizm potansiyelini tanımaz ve tanıtmazsan gelen kafile Mevlanâ Müzesi’ni gezer ve çekip gider.


Ormanları, yaylaları, vadileri ile Derbent, doğa yürüyüşleri ve kamp turizmi için ideal beldelerimizden biri. Özellikle Mayıs sonu ile Haziranın ilk haftaları bölge bir cennete dönüşüyor.


Derbent arazisinin yüzde 60’ı ormanlık. Belediye, orman vasfını yitiren bazı arazileri fidanlık haline getirmiş ve binlerce ceviz fidanı diktirmiş. Şehit Mustafa Doğramacı Ceviz Ormanı’na dikilen ikibin fidanın tamamı yeşermiş. Bölge, birkaç yıl sonra hem bir yeşil  alan kazanmış olacak, hem de ekonomik bir gelir kaynağı.


2 bin 400 m. yükseklikteki Aladağ’ın eteklerindeki yaylalar ve vadiler kamp için bulunmaz bölgeler. Meşe, ardıç, çam ağaçlarının arasında gürül gürül pınar suları akıyor. Yukarı Aylıdere hem doğa yürüyüşü hem de kamp alanı olarak güzel bir bölge. Bu bölgeye yapacağınız bir gezide sizi yaylanın sahibi İbrahim Amca karşılar ve eşi İsmahan size nefis bir bulgur pilavı ikram edebilir.


Aylıdere’nin doğusundaki Ablağa Tepesi’nde büyük bir kalenin kalıntıları var. Çobanların anlattığına göre Ablağa ve çevresindeki tepeler define avcılarının istilâsı altındaymış. Yukarı Aylıdere yaylasında çobanları olduğu için o taraftan pek çıkamıyorlarmış dağa ama doğu tarafından çıkarak kazı yapıyorlarmış.


Ablağa Tepesi, dağcılar için bulunmaz bir kamp yeri. Geceleri Konya’nın ışıkları görünüyormuş. Güneybatı’da Beyşehir Gölü ve bütün ihtişamıyla Anamaslar gözüküyor.


Derbentliler tarım alanlarını sulamak için iki gölet yapmışlar. Göletler ayrı bir güzellik katmış doğaya. Derbent göletinde günbatımı fotoğrafları çekerken, karışık duygular kaplıyor insanın içini. Bir yanda karla kaplı zirvesiyle görkemli Aladağ, bir yanda çağlaya durmuş ağaçlar. İlçe halkının mesire yeri olmuş göletin çevresi. Şifalı olduğu belirtilen Kumdöken çeşmesinin çevresinde oturup bütün bir haftanın yorgunluğunu çıkarıyorlar.


Derbent’in kuzey doğusunda bulunan Mülayim (Yeşilpınar) Köyü’nün çevresinde doğa yürüyüşçüleri için cennet gibi vadiler var.


Derbent’te kalabalık grupları ağırlayacak yer yok. İlçede bulunan lokantalarda klasik yemekler sunuyorlar. Bunun dışında çadırlı kamp yapmak isteyenler için seçenekler var.


Nasıl Gidilir?


Derbent-Ilgın-Konya arası 76 km. İlçe halkı ve çevre beldelerde  Beyşehir yolunu tercih ediyorlar. Ben yöreye yaptığım gezilerde, Konya Başarakavak-Derbent yolunu tercih ediyorum. Bu yol yer yer bozuk oluşuna rağmen doğal olarak birçok zenginlikler sunan bir yol. Ayrıca bu yol, Selçuklular döneminde ticaret yolu olarak kullanılmış. Derbent’e kadar üç adet han var yol üzerinde. İlçenin kuruluşu da bu ticaret yolu ile ilintili zaten. Osmanlı yönetimi, Derbent (Karakol) oluşturuyor, dışardan bazı aşiretleri buraya getirip yerleştiriyor. 1930’da kasaba olan Derbent, 1990’da ilçe oluyor.

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?