Mimarlar Odası Konya Şubesi tarafından düzenlenen 'Konya afetlere ve depreme hazırlıklı mı?' konulu paneli KTO Konferans Salonu'nda gerçekleşti. Panelde afet alanında uzman kişilerin katılımı ve profesyonelce yapılan organizasyona rağmen katılımın beklenenin altında gerçekleşmesi dikkat çekti.
Mimarlar Odası Konya Şube Başkanı Serdar Işık'ın açılış konuşmalarıyla başlayan panel tematik sunuşlar ve iki oturum şeklinde devam etti. Panelde söz alan Forum Yöneticisi Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Üyesi Kubilay Önal Konya'nın en sağlam zemin üzerinde kurulu olduğuna dikkat çekerek, “Afete karşı daha riskli olan bölgelerden böyle bir teklif almadık.
Şubelerimizden gelen teklifler bizler için çok önemli. Bu anlamda Konya'daki gelişme sevindirici boyutta oldu” dedi. Afetlerin doğa olayı olmadığını belirten Önal, “Asıl olay insanların zihniyetindedir. Türklerin geçmişten bu yana imar ve planlama sistemine bakmak gerekiyor. Bu durumda ister istemez sistem tartışması çıkıyor. Türkiye'de imar ve yapılaşma anlayışı kültür anlayışıyla doğru orantıda ilerliyor.
Bu anlamda önümüzde ciddi bir süreç var. Afetler konusunda sorumlulukların yerine getirilmesi için biraz daha çaba göstermek istiyor” diye konuştu. Panele katılan Konya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Memiş Kütükçü, afetlerin insanlığın ortak acısı olduğunu hatırlatarak, “4'ncü derece deprem kuşağında bulunan şehrimizde 2004 yılında jeoloji mühendislerinden oluşan 10 kişilik bir teknik komite oluşturuldu. Jeotekniketüd birimi tarafından 1/25 bin ölçekli haritaya başlandı. Zemin etüd laboratuarı oluşturuldu. Laboratuardan elde edilen bilgiler resmi sitemizde yayınlanmaktadır. Başta deprem olmak üzere tüm afetlere karşı önlem almak hepimizin ortak hedefidir” dedi.
KONYA DEPREM BÖLGESİNDE DEĞİL ANCAK…
Açılış konuşmalarının ardından tematik sunuşlara geçilen panelde ilk sunumu İstanbul Teknik Üniversitesi Afet Yönetim Merkezi'nden Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu yaptı. Konya'nın afet ve depremlere hazırlıklı olup olmadığına cevap vermek için bir şablonun olması gerektiğini ifade eden Kadıoğlu, “Afet Yönetim sisteminin temel ilkeleri tek tek ele alınmalıdır. Afet yönetiminin temel ilkeleri zarar azaltma ile başlıyor. Afet olduktan sonra ise ihtiyaç-etki analizi yapılması gerekiyor.
Konya deprem bölgesinde olmasa bile ara sıra sallanıyor. Statümüz ne olursa olsun herkes birer bireydir. Afete karşı önlem almak bireyden başlar. Yapacağımız ilk şey deprem sonrası yaşanan etkileri azaltmaktır” şeklinde konuştu. Afet yönetiminde arama-kurtarma kahramanlıklarının çok meşhur olduğunu söyleyen Kadıoğlu, “Bizim demek istediğimiz kurtarmak değil kimsenin enkaz altında kalmamasıdır. Yoksa kurtarma faaliyetleri çok iyi olmuş, hiçbir faydası yok. Ölenler geri getirilemiyor. Doğal afetler insan, doğal ve teknolojik olarak üç unsurdan oluşuyor.
Türkiye'de herşeye doğal afet deniliyor. Olaylara at gözüyle bakmayı tercih ediyoruz” ifadelerini kullandı. Konya'da yaşanan son depremlerin birçok tezi çürüttüğünü kaydeden İstanbul Üniversitesi Yer Bilimleri'nden Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, “Ne zaman bir bölgede şiddetli bir deprem olsa, o bölgenin insanlarını korkuyorsanız Konya'ya gidin. Konya en garantili yerdir diyorduk. Ancak Konya'da yaşanan 4.9'luk deprem bizim bu söylemimizi yanılttı. Deprem oluşumunda en büyük tehlike fay hatlarından kaynaklanıyor şeklinde konuştu. Konya'nın Beyşehir Gölü, Tuz Gölü ve Sultandağı faylarının tehlikesi altında kaldığını belirten Gündoğdu, “Jeologlara göre bu fayların 2 bin yıllık bir kırılma periyodu var. 2 bin yıllık süre dolmuşsa bu bölgede çok büyük bir deprem olabilir.
Yapılan çalışmalar gösteriyor ki buradaki riskler sandığımızdan çok daha fazla boyutlarda seyrediyor. Konya haritada birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci derecede deprem bölgesine ayrılmış durumda. Bu haritaların sadeleştirilmesi gerekiyor.” ifadelerine yer verdi. Ferit Hepokur Memleket