Kayalıpark’ta gerçekleştirilen açıklamayı platform adına Yaşar Turgut yaptı. Turgut, dünyanın bir tarafından açlıkla mücadele edildiğini aktarırken, “Dünyanın dört bir yandan büyük bir ateş çemberiyle kuşatılmış durumda ve bu çember gün geçtikçe daralmakta. Geçici çözümler, günü kurtarmaya yönelik anlayışlar problemin çözümünü kolaylaştırmadığı gibi sorunu, içinden çıkılmaz; bir hale dönüştürmektedir” dedi. “Baskı ve zulüm bir başka bölgede, halk ayaklanmalarına sebebiyet vermiş, milyonlar meydanlarda hak talep ediyor; diktatörler ayak diretiyorlar” diyen Turgut, “Başka bir bölgede ellerinden imkânları alınmış varoşların, gettoların çocukları, haklarını ellerimden alanlara karşı şehirleri yakıyor, yağma hareketleri düzenliyorlar. Ekonomik krizler, dünyanın bir başka bölgesini, yaşanmaz hale getirmekte, insanlar işsizlik, yolsuzluk karşısında çaresiz bir vaziyette durmaktalar. Her bir sorun için ayrı ayrı çözümler düşünülüp uygulanmakta. Açlık sorunu, yardım kampanyalarıyla; işgaller, işbirlikçilerin halkları işgale razı etmesiyle; halk ayaklanmaları, demokrasi vaatleriyle; ekonomik krizler yeni borçlanmalar ve faizlerin düzenlenmesiyle; varoşların ayaklanmaları, polisiye tedbirlerle çözüme kavuşturulmaya çalışılıyor. Bu çözümlerin her birisi, geçici bir dönem meselenin üzerini örtmeye yarayabilir. Vicdanları kısa bir süre de olsa rahatlatabilir, dünya'nın gittiği ateş çukurunu cilalayıp güzel gösterebilir. Fakat er geç bu yapılanların kalıcı bir çözüm için yeterli olmadığını insanlık idrak edecektir. Bu sorunların ana nedeninin bulunup çözüme yönelik kaygılar taşınmadığı müddetçe, yapılanların her birisi, rüzgâra karşı yürümekten, akıntıya karşı kürek çekmekten, problemin özünü büyütmekten başka hiçbir işe yaramayacaktır” diye konuştu.
BM YENİDEN DİZAYN EDİLMELİDİR
Yaşanan problemlerin ana nedeninin, sömürgecilik, emperyalizm ve doymak bilmeyen azgın insan iştahı olduğunu ifade eden Turgut, “Emperyalizme ve onun her çeşidine karşı köklü bir direniş ortaya konulmadıkça da bu problemler çözülmeyecektir. Problemleri çözme makamında, problemlerin kaynağı olan emperyalistler bulunduğu müddetçe, problemler bir çözüme ulaşamayacaktır. Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Birliği, Amerika ve yandaşları, çözümün bir tarafında bulunuyorsa problemin kim olduğunu kavramakta zorluk çekeriz. Problemin kaynağı, insanlığın üzerine çöreklenmiş kan emici emperyalist, işgalci. Devlet ve devletler topluluklarıdır. Sömürünün devamı için bir araya gelen ve kuruluş felsefelerini sömürü üzerine inşa eden bu işgalci güçlerden nasıl bir insaf bekler ve insanlığın hayrını umarız? Birleşmiş Milletler yeniden hak ve adalet üzerine dizayn edilmeli, güvenlik konseyi uygulamasından ve veto haklarından bir an önce vazgeçilmelidir. Birleşmiş milletlerin Amerikan güdümünden çıkartılarak, ulusların adalet üzerine temsil ve katılımları sağlanmalıdır. NATO lav edilmeli ve savaşlar için harcanan milyarlar, insanlığın yüksek menfaatleri için kullanılmalıdır. Askeri harcamalar ve insanlığı topyekûn yok edecek düzeydeki silahlanma yarışlarına son verilmeli, nükleer ve konvansiyonel silahlar kontrol altına alınmalıdır. Dünya ekonomisi sanal bir ekonomi olmaktan çıkartılıp reel ve gerçekliği olan bir ekonomiye dönüştürülmeli faiz ve finans; kurumlarının tekelinden kurtarılmalıdır. Çözüm sömürünün kendine, kaynaklarına anlayışına ve ona destek veren tüm unsurlarını deşifre eden bir anlayış, onun yasanı biçiminle karşı duracak tevhid ve adalet üzere kurulu bir hayat ve topyekun bir direnişle mümkündür” şeklinde konuştu. Ferit Hepokur-Memleket