Danıştay’ın 2010 Sonbahar dönemi ALES kılavuzunda başörtüsü ile ilgili verdiği kararı ‘sakat bir karar’ olarak nitelendiren Hukuki Araştırmalar Derneği Konya Şube Başkanı Av. Özgür Solak, “Danıştay bu kararı ile İdare Mahkemeleri’nin yerine geçmiştir” dedi
Hukuki Araştırmalar Derneği Konya Şube Başkanı Av. Özgür Solak, Danıştay’ın ALES kılavuzunda kılık kıyafet ile ilgili yaptığı değişiklik nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada kararın yanlışlığına vurgu yapan Av. Solak, şunlara kaydetti: Danıştay bir sendikanın önüne getirdiği davada, 2010 Sonbahar döneni ALES kılavuzundaki kılık kıyafet ile ilgili düzenlemeleri idari işlem olarak kabul ederek işlemin yürütmesini durdurmuştur. Danıştay, önceki kılavuzlarda yer alan "başı açık" ifadesine yeni kılavuzda yer verilmemesini laikliğe aykırı olarak nitelendirdiği kararında, başörtüsünün sınava girişte adayın tanımasını engelleyeceği gibi tuhaf bir gerekçeye de dayanmıştır. Her yönüyle sakat elan bu karar, ideolojik ve marjinal bir yaklaşımı yansıtmaktadır.
Karar hukuki hiçbir temele ve esasa dayanmadığı gibi, usul bakımından da hatalıdır. Öncelikle, idare mahkemeleri veya Danıştay'da bir iptal davası açabilmek için kesin ve yürütülebilir bir idari işleme ihtiyaç vardır. Danıştay ne yazık ki, ortada dava edilebilecek icrai bir işlem söz konusu dahi değilken, davaya bakmış ve usul yönünden de tartışmalı bir karar vermiştir. İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 10. maddesinde ortada idarenin herhangi bir işlemi yoksa ilgililere dava açabilecekleri bir idari karar elde edebilmek için idareye başvurma hakkı tanınmış, idarenin cevap vermemesi halini talebin reddedildiğinin kabul edileceği ve bu ret işlemi üzerine dava açılabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu durum idari Yargılama Usulünün önemli vs temel uygulamalarından birisidir. Oysaki Danıştay kılavuzda bir ifadenin geçmemesini bir işlem olarak görerek önceki emsal pek çok uygulamasıyla ters düşmüştür.
Aslında bu yaklaşım Danıştay'ın idarenin yerine geçmesi ve idare gibi hareket etmesinden kaynaklanmaktadır. Sınava nasıl girileceğine ilişkin karar yetkisi idareye ait bir yetkidir. Danıştay'ın idare yerine geçip, "şu ifadelerin de yazılması gerekir" şeklindeki yaklaşımı açıkça kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırıdır. Referandumda halkın yüksek düzeyli desteğiyle kabul edilen düzenlemelerde de bu kuvvetler ayrılığını güçlendiren düzenlemelere yer verilmesine rağmen, Danıştay'ın kendisini idare yerine koyması anayasaya da aykırılık taşımaktadır.