İsrail’in önde gelen yayın organlarından The Times of Israel, Orta Doğu'daki dengeleri sarsacak bir analizi sayfalarına taşıdı. İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii eski Başkan Yardımcısı Shay Gal tarafından kaleme alınan yazıda, ABD ve İsrail'in İran'da rejim değişikliği yaratmak adına hazırladığı gizli kara harekatı planının detayları ifşa edildi. Analize göre, sınır hattını hareketlendirerek bölgeyi kaosa sürüklemeyi amaçlayan bu kirli plan, Türkiye’nin sarsılmaz iradesine ve diplomatik hamlelerine takıldı.
Bölgeyi Ateşe Atacak Gizli Planın Detayları
Yayımlanan analizde, Washington ve Tel Aviv ittifakının İran sınırındaki Uşnu, Piranşehir, Mahabad ve Senendec gibi kritik kentleri hedef aldığı belirtildi. Havadan İsrail jetlerinin koruması altında, karadan ise silahlandırılmış Kürt gruplarla bölgede geniş kapsamlı bir operasyon yapılması hedefleniyordu. Planın temel amacı, İran sınırında yeni bir cephe açarak bölge genelinde bir domino etkisi yaratmaktı. Ancak bu hamlenin Türkiye, Irak ve Suriye'nin milli güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini gören Ankara, hızla devreye girdi.
Ankara'nın Çok Yönlü Diplomatik Taarruzu
Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki Türk diplomasisi, tehlikeyi önceden sezip Erbil, Bağdat, Washington ve Doha hattında adeta bir diplomatik taarruz başlattı.
Bölgesel Yönetimlere Net Uyarı: Erbil yönetimine, bu plana alet olmaları durumunda sınır kapılarının kapatılacağı ve ticari ilişkilerin tamamen durdurulacağı yönünde en sert mesajlar iletildi.
Washington'a Maliyet Analizi: ABD'nin sonu gelmeyen kara savaşlarına karşı olan çekincesini iyi analiz eden Ankara, Washington yönetimine bu maceranın faturasının çok ağır olacağını raporlarla gösterdi.
Katar Aracılığıyla Diplomatik Çıkış: Son darbe ise Doha üzerinden vuruldu. Katar'ın arabuluculuğuyla, ABD'nin sahada prestij kaybetmeden geri adım atmasını sağlayacak diplomatik bir formül üretildi.
İsrail Kanadında Hayal Kırıklığı ve Panik
Yaşanan bu stratejik geri adım, İsrail tarafında büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. Shay Gal'ın analizindeki itiraflar, Tel Aviv'in Türkiye'yi artık sadece diplomatik bir engel değil, doğrudan bölgesel bir güç ve stratejik askeri bir merci olarak kabul ettiğini gösterdi. ABD desteğinin kesilmesiyle çaresiz kalan İsrail'in, bölgedeki planlarında artık Washington'a tamamen güvenemeyeceğini anladığı ve Türkiye'nin yerli savunma sanayisi ile bölgesel ittifakları karşısında hesaplarını yeniden gözden geçirmek zorunda kaldığı belirtiliyor.