Çocuğunuz veya siz, internet bağımlısı mısınız?

Esat Çoğal

Sevgili nitelikli okurlar bir internet sevdasıdır gidiyor. Her gün internete bağlanma ihtiyacı duyma nasıl bir şey acaba. Koca koca doktor arkadaşlarımdan tutun da, ailece oturduğumuz her üç aileden birinin çocuğu internetin başından kalkamadıklarından yakınıyorlar. Eminim sizinde çevrenizde böyle insanlar vardır.

PSİKOLOG Conner, yaptığı araştırmada, günde iki saat ve daha fazla süre internette gezinenlerin internet bağımlısı olma riskiyle yüzyüze olduğunu ve aşağıdaki problemlerle karşılaştığını tesbit etmiş:Ben de bu bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

• Her gün internete bağlanma ihtiyacı duyma

• Çevreye karşı duyarsızlık

• Toplum ve aile ilişkilerinde zayıflama

• Günlük işlerde verimli ve üretken olamama

• Depresyon

• Eşler arasında cinsel uyumsuzluk

• Yada cinsel fantezilere düşkünlük

• Problemleri çözmeye çalışmak yerine, işleri oluruna bırakma

• İşyerinde interneti kişisel amaçları için kullanma

• Akademik ve zihinsel faaliyetlerde gerileme

Conner’in belirttiğine göre, günde iki saatten az bir vakit alması kaydıyla, bilgi almak, e-mail göndermek ve gelen mail’leri okumak için internete bağlanıyorsanız, endişe edecek bir durum yok. Ama eğer internet üzerinde harcadığınız zaman haftada toplam 18 saatten fazla ise, ‘internet bağımlılığı’ riski taşıyan insanlar grubuna giriyorsunuz demektir. Bu durumdaki bir kişi, Conner’a göre, muhakkak tedavi edilmesi gereken hasta bir internet bağımlısıdır.

Her alışkanlık gibi, Sanal bir dünya olmak da ,internet alışkanlığı da irade zayıflığından ve iç denetim eksikliğinden kaynaklanıyor. İnternete bağlandığınız an, önünüzde onlarca seçenek çıkıverir. İstediğiniz adrese girebilir, istediğiniz bilgiye ulaşabilir, istediğiniz kişiyle sohbet edebilir, sonuçlarını düşünmeden istediğiniz gibi yalan söyleyebilirsiniz. Utanç verici, insan onurunu ayaklar altına alan, en iğrenç şeyleri izleyebilirsiniz. Çünkü, bunlardan kimsenin haberi yoktur. İlk günler eğlenmek, hoşça vakit geçirmek, yeni şeyler öğrenmek, heyecan yaşamak, internette neler olup bittiğini görmek ve belki de ibret almak için bu sanal âleme girmişsinizdir. Ancak, çok geçmeden, kendinizi aldattığınızı, huylarınızın değişmeye başladığını, gerçek hayattan her gün biraz daha koparak sanal dünyanın bir üyesi olduğunuzu görürsünüz.

Psikolog Michael G. Conner, sözkonusu makalesinde internet bağımlılığının bilimsel açıklamasını yapıyor ve diyor ki: “İnternette yeni ve heyecan verici şeyler öğrendikçe, beyin kimyasında değişmeler görülür. Yaptığımız işten zevk aldığımız ve heyecan duyduğumuz zaman, beyinde ‘dopamine’ adı verilen bir kimyasal madde salgılanır. Bu maddenin salgısı arttıkça, yaptığımız işten başka birşey düşünmeyiz, çevremize karşı ilgimiz azalır.”

Sanal dünyanın yalanları

AİLECE tanıştığımız bir arkaşım, geçenlerde ziyaretime geldi. Sohbet sırasında eşinin internet bağımlılığından yakındı ve ona biraz nasihatta bulunmamı istedi. Ama daha ben ağzımı açmadan arkadaşımın eşi savunmaya geçti. “Ben zararlı sitelere girmiyorum, haber okuyorum, bilgi topluyorum, sohbet ediyorum (chat yapıyorum), tartışma gruplarına katılıyorum, e-mail gönderiyorum ve gelen e-mailleri okuyorum” dedi emin olun bu erkek olsada şunları eklerdi : “İçkim yok, sigaram yok, kahveye gitmiyorum, meyhaneye gitmiyorum, evimde oturuyorum. Bunun nesi kötü?”

Okuyucumun eşi, bir internet bağımlısı idi. Eşine ve çocuklarına karşı sorumlulukları olduğunu, evine ayırması gereken zamanı internette tanımadığı insanlarla sohbet ederek geçirdiğini, bu yüzden aile içi ilişkilerin bozulmaya başladığını görebiliyordum.

İnternete giren çoğu insan isimleri, yaşları, cinsiyetleri, sosyal statüleri, meslekleri, adresleri ve kişisel özellikleri hakkında yalan söylemektedir. Geçenlerde çok ilginç bir elektronik mektup aldım.

Genç arkadaş, İnternet üzerinden tanıştığı bir kızla nişanlanmış. Birbirlerini çok seviyorlarmış. Bir vesileyle, kızın elektronik posta adresinin şifresini öğrenmiş ve—doğru olmayan birşey yapıp—onun elektronik posta kutusuna girip kıza gelen bütün mektupları okumuş. Nişanlısının sanal âlemde bir başkasıyla dört senedir evli olduğunu ve sanal kocanın soyadını taşıdığını öğrenmiş. Kendisine “Sen benim ilk aşkımsın” diyerek yalan söylediği için nişanlısından ayrılmak istiyormuş, ancak karar vermeden önce bir de bana danışmak istemiş...

Emin olun, eğer bu iki arkadaşı dinleme ve analiz etme fırsatı bulabilseydim, büyük bir ihtimalle, karşıma çocuklarına yeterli zaman ayırmayan, onların sıkıntılarına ve sevinçlerine ortak olmayan, davranışlarıyla örnek olamayan, sevgi ve güven veremeyen, yüksek tahsil yaptırarak görevlerini yerine getirdiklerini zanneden iki aile modeli çıkacaktı.

Açıkçası, nitelikli okurlar, çocuklarımızı internetin zararlı etkilerinden korumanın yolu da, en sonunda ailede örnek olma, denge ve mutluluğun sağlanmasına gelip dayanıyor. Peygamberimizin bir hadisi şerifi geldi aklıma; peygamberimiz buyuruyor ki: ‘Kulun Allahtan uzaklaştığına alamet o kulun malayani yani lüzumsuz şeylerle uğraşmasıdır’’.Ayrıca peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde buyuruyor ki: 'İNSANLARIN EN ÇOK YANILDIĞI İKİ ŞEY VARDIR;BİRİ BOŞ VAKİT DİĞERİDE SAĞLIKTIR.

Hoşça, sağlıcakla kalın ama en önemlisi zamanı iyi değerlendirerek adam gibi adam kalın.

 

Bunları Biliyor musunuz?

 *Istakozların kanı mavi renktedir.

* Baykuş mavi rengi görebilen tek kuştur.

* Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.

* Fil zıplayamayan tek memelidir.

* Sığırların 4 tane midesi vardır.

* Kangurular geri-geri yürüyemezler.

* Kediler şeker tadını ayırt edemezler.

* Atlar 1 ay kadar ayakta kalabilirler.

* Fare, bir deveden bile daha uzun süre susuz kalabilir.

* Timsahlar dilini dışarı çıkaramazlar.

* Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir.

Nasipse devamı haftaya.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.