Çin Nereye ... İnci Taneleri Teorisi Nedir ..?

ABD'de Avrupa'da ve Dünya’da Çin Nasıl bir Yol izliyor..Çinin Stratejik Girişimciliği Ürkütüyor…

 

İnci Taneleri Teorisi Nedir ..?

ABD'de Avrupa'da ve Dünya’da Çin Nasıl bir Yol izliyor..

Çinin Stratejik Girişimciliği Ürkütüyor…

 

Çinin stratejik incilerini gevşetmek;

Çin'in giderek artan askeri yetenekleri ve girişimciliği, stratejik niyetleri konusunda komşularının kuşkularını körüklüyor.

Bunun sonucunda, ABD, Avustralya, Hindistan ve Japonya arasında gay­ri resmi düzeyde ikili güvenlik anlaşmaları peyda oluyor.

2007 yı­lında çok daha resmi düzeyde ve dörtlü bir grup oluşumu öner­ildiğinde, Çin, derhal bunu kendisini bir 'çevreleme politikası' olduğunu haykırmıştı. Ancak Pekin'in Hint-Pasifik'teki seyrüsefer özgürlüğüne karşı verdiği mücadele şu anlama geliyor: bu ülkeler, ikili düzeydeki artan deniz güvenliği bağlantılarını kolektif bir dü­zenleme çerçevesinde bir araya getirmeliler.

İnci Taneleri - String of Pearls teri­minin ilk kez ABD merkezli danış­manlık şirketi Booz Allen'de bir grup uzman tarafından 2004 yılında kullanılmasından beri, gazeteciler ve akademisyenler, Çin'in; Denizden Ge­çen İletişim Ağları (SLOC) boyunca di­zilen ve Güney Çin Denizi'nden Hint Okyanusu'na dek uzanan ülkelere -id­dia edildiğine göre- art niyetli müdaha­lesini gereğinden fazla önemsediler.

Onlar için, stratejik gücünden ziyade 1989 yılında Tiananmen Meydanı olay­larını kanlı bir şekilde bastırmasıyla ve tek çocuk ekseninde yürüttüğü nüfus kontrol politikasıyla tanınan Çin'in, SLOC boyunca askeri üsler kurarken, zihninin geri planında gizli bir strateji yattığına inanmak, daha kolaydı. Çin'in yıldan yıla askeri bütçesini %12,7 ora­nında artıracağı yönündeki planlarını yakın bir tarihte açıklanmasıyla birlikte, 'İnci Dizileri' stratejisinin, yeniden dik­katleri ve eleştirileri üzerine çekmesi bekleniyor.

Çin'in halihazırda veya yakın gele­cekte SLOC boyunca askeri üsler kur­mayı ve elindekileri muhafaza etmeyi planladığına dair henüz fazla bir somut kanıt bulunmuyor. Aynı şekilde, bu za­mana dek yapılan tartışmalar, hakikat­lerden daha çok spekülasyonlar üzerine temelleniyor. 2005 yılında Washington Post'ta yayımlanan ve tartışmayı alev­lendiren makalede, 'İnci Taneleri', Çin'in enerji çıkarlarını ve 'daha geniş çerçevede güvenlik hedeflerini' koru­mak adına Orta Doğu'dan Güney Çin'e dek uzanan stratejik üsler kurmak üzere diplomatik ve ticari bağlantılarını kul­lanma hedefine karşılık geliyordu.

Booz Allen'in ilk raporundan alınan bir haritada, Çin'in, Hint Okyanu­su'ndaki SLOC'u boyunca (Bangladeş, Pakistan, Myanmar ve Sri Lanka dahil olmak üzere) konuşlanmış ülkelerle ne denli içiçe olduğu gösteriliyor. Wash­ington Post'un makalesinde, Çin'in Bangladeş'teki Chittagong'da bir konteyner liman tesisi kurmak üzere olduğu belirtiliyor; ancak aynı zamanda 'çok daha kapsamlı deniz ve ticaret erişimi sağlamayı hedeflediği' vurgulanıyordu.

Çin'in Myanmar'da deniz üsleri kur­makta olduğu ve Bengal Körfezi'nde Coco adaları yakınlarında elektronik is­tihbarat toplama tesisleri inşa ettiği iddia ediliyordu .Makaleye bakılırsa, Çin, kıyılarının ötesindeki stratejik inci tane­lerinden oluşan zincirin ilk halkası ola­rak kabul edilen Hainan Adası'nda 'ha­va ve deniz gücü projeksiyonunda bulunma' imkanı edinmişti. Dahası, Booz Allen haritasını temel alırsak, Çin'in Pakistan'da bir deniz üssü ve gözetleme tesisleri kurmakta olduğu da söyleniyor.

Çin'in SLOC haritasına bakıldığında, bu ülkenin diğer ülkelerle ilişkileri ile enerji güvenliği politikası arasında net bir bağlantı olduğu görülüyor. Çin'in yakıtının neredeyse %80'i ithal ediliyor ve bu ithalatın kaynağı, büyük ölçüde Orta Doğu ve Kuzey Afrika.' Söz konu­su sevkiyatların, bu yol üzerinde birçok stratejik 'dargeçitten' geçmesi gereki­yor. Bunlar arasında, son derece dar olan Malakka Boğazı da bulunuyor. An­cak, bir bağlantının bulunması, her za­man için bir neden-sonuç etkisi olduğu anlamına gelmez.

'İnci Taneleri' teorisi, kısmen şu ger­çekliğe dayanıyor: Çin, dünyanın en bü­yük ticari sevkiyat filolarından birine sahip ve büyük ölçüde uluslararası de­niz ticaretine bel bağlıyor. Basra Körfe­zi ve Afrika'dan kalkan tankerlerle taşı­nan enerji ürünleri, genellikle güvensiz bölgelerden geçiyor. Bu bölgeler arasın­da, Somali'de faaliyet gösteren ve uzun mesafelere ulaşan korsan tehdidi bulu­nuyor. Bu tehditlerle uyumlu olarak, Çin, Hint Okyanusu ülkeleriyle diplo­matik, ekonomik ve askeri ilişkiler ge­liştirdi. Bununla birlikte, söz konusu ilişkilerin SLOC'ta askeri üsler inşa et­mek gibi uzun vadeli bir arzudan kay­naklandığını iddia etmek, varsayımsal bir acelecilik olacaktır.

Washington Post'un panik yaratan makalesinin yayımlanmasından bu ya­na, gazeteciler ve araştırmacılar, Çin'in Hint Okyanusu'na dair niyetlerini abartmaya yöneldiler. Örneğin, Hintli komutan Kamlesh Kumar Agnihotri -ki kendisi aynı zamanda Yeni Delhi'de bu­lunan Ulusal Deniz Vakfı'nda araştırma görevlisidir-, 2010 Şubat'ında 'Çin'in Hint Okyanusu'nda bir Deniz Üssü Kurma Arayışı 'Çin için Olası Seçe­nekler' başlıklı bir rapor kaleme aldı. Söz konusu rapor, Çin'in sözümona 'küresel güç projeksiyonu yaklaşımı'nın çerçevesini çizip, bu yaklaşımı ölçüp biçiyor. Hint ordusundan emekli tuğgeneral S. K. Chatterji ise, 2010 Eylül'ünde kaleme aldığı 'Çin'in İnci Ta­neleri, Hindistan'ı Şaşırtabilir' başlıklı makalesinde, Çin'in Güney Asya ülke­lerine müdahilliğine dair daha tehditvari bir portre çizmişti.

Çin'in sözümona stratejik nitelikteki 'incileri'ni analiz ederken, üç temel özellik bulunuyor:

Çin, belirtilen limanlara bir ölçüde müdahil olmuş durumda. Ancak, Sri Lanka'nın Hambantota ve belki de Myanmar'ın Sittwe limanları dışında, söz konusu limanlar, sadece Çin tarafın­dan kullanılmıyor ve gelecekteki askeri hedeflerin ne yönde evrileceği konusun­da halihazırda herhangi bir işarete rast­lanmıyor.

Çin'in stratejik konumdaki ülkeler­le ilişki kurma yönünde bir çıkarı oldu­ğu inkar edilmese de, bu ülkelerin kar­şılaştıkları 'büyük güç bağlamı'nı anlamak gerekir. Diğer bölgesel güçler karşısında 'ki bunlar arasında Hindistan ve ABD de bulunuyor- Çin'in açıkça yanında bulunmak, bu küçük ülkeler açısından son derece riskli bir diploma­si olacaktır.

Çin, dünyanın en büyük ticari filosuna sahip

Aynı şekilde, günümüzün küreselleşmiş dünyasında, tercihini bir büyük gücün tarafında kullanmak, ülkelerin ekonomik ve siyasi seçeneklerini gereksiz yere sınırlar. Bu durum, Myanmar, Pakistan, Bangladeş ve Sri Lanka gibi az gelişmiş ülkeler için özellikle doğrudur. Bu ülkelerin hepsi, dış ticaret, yatırım ve yardımlara bel bağlarlar ve kalkınmaları için, mümkün mertebe desteğe gereksinim duyarlar. mevcut jeopolitik bağlam için de, ülkeler, özellikle güçlü bir ülkeyle ilişkilerini derinleştirmek yerine, bir büyük gücü diğerine karşı kullanmak suretiyle kazanç elde etmeye çabalıyorlar.

3. Hükümet yetkilileri, kendi 'inci' ülkeleri dahilinde, Çin'e tercihi bir mu­amele hakkı tanıyan tüm raporları ve Pekin'in kendi egemen toprakları içinde sessiz sedasız askeri üsler inşa ettiği ve/veya inşa etmeyi planladığına dair haberleri açık bir dille reddetmişlerdir

Çin'in Güney Çin Denizi kıyısında konuşlanmış olan ve çoğu zaman söz konusu inci zincirinin ilk halkası olarak kabul edilen Hainan Adası, genellikle bu tartışmanın merkezine kurulur. 2008 yılında, İngiltere'de çıkan Daily Telegraph gazetesinin iddiasına göre, Çin, Hainan'ın güneyindeki Yulin Donanma Üssü'nde gizli bir yeraltı nükleer deni­zaltı üssü kurmuştu.

Rapor, Çin'in 2010 yılı itibariyle her biri 12 JL'2 nükleer füzeleri taşıyabilen kapasitede beş operasyonel nükleer denizaltıya sahip olacağına dair Ameri­ka'nın tahminleriyle devam ediyor. Hainan adası Çin'in egemen toprağı ol­duğu için, Pekin'in orada bir askeri üs bulundurmasına kimsenin itirazı yok. Söz konusu üssün Çin'in SLOC'unu gü­vence altına almak veya Güney Çin Denizi'ndeki toprak iddialarını yeniden gündeme getirmek gibi bir misyon taşı­yıp taşımadığı ise, pek o kadar net değil.

Bangladeş'in Chittagong limanı, ül­kenin ilk temel deniz limanı niteliğinde. Liman, halihazırda ithalat-ihracat tica­retinin yaklaşık %92'sini elinde bulun­duruyor. Dhaka'da nakit sıkıntısı çeken hükümetin, limanı modernize etmek için gereken mali kaynakları bulunmu­yor ve uzun süredir müttefik olan Çin, yakın zamanda bu çalışma için finans­man sağlamayı onayladı.(3) Bangla­deşli otoriteler, Çinli muadilleriyle bir­likte, dökme yük işleme kapasitesini 100 milyon tona yükseltmek üzere 8,7 milyar dolarlık bir kalkınma planı hazır­ladı. Bu iddialı plan, aynı zamanda derin bir deniz limanı ve Bangladeş'i Myanmar üzerinden Çin'e bağlayan bir karayolu geliştirilmesini de içeriyor.

Chittagong limanı, ülkenin ticaretinin büyük bölümünü idare ettiği için, söz konusu plan, Çin'in bakış açısından, iş dünyasına dair rasyonel bir adım olacaktır. 2010 yılında, Hindistan, Nepal ve Bhutan'a da, Bangladeş tarafından ticaret amacıyla liman kullanma onayı verildi. Bangladeş Dışişleri Bakanı Dipu Mani ise, geçtiğimiz yıl Mart ayında, Çin'i benzeri bir anlaşmaya teşvik etm­eye çalıştığını, ancak 2011 yılı itibariyle Çin'in ticaret amacıyla limanı kullan­masına dair herhangi bir gelişme yaşan­madığını ifade etti.

Çin-Bangladeş ilişkilerinin güçlenme­si, hem Hindistan hem de ABD açısın­dan stratejik bir endişe kaynağıdır. Ma­ni'nin açıkça ifade ettiği gibi, Çin'in derin deniz limanı inşa etme sürecine müdahalesi, sadece ekonomik gerekçe­lerleydi. Mani, Bangladeş'in Çin ile Hin­distan arasında bir 'köprü' vazifesi gör­düğünü söylemiş; ancak topraklarının asla askeri saldırılar için kullanılmasına izin verilmeyeceğini vurgulamıştı.

Çin, bölge ülkeleriyle ekonomik ve askeri ilişkiler geliştirdi

Başbakan Sheikh Hasina ise, planla­rın, Bangladeş'i daha büyük boyut­taki Asya bölgesine bağlama yönünde hükümetin stratejisinin bir parçası oldu­ğunu söylemiş; böylelikle piyasaların geliştirilip, ekonomik büyümenin 'bu ülkenin insanlarının çıkarları doğrultu­sunda' teşvik edileceğini belirtmişti. 

Çin'in bir diğer 'incisi' olarak kabul edilen ve küçük bir tesis olan Myan- mar'ın Sittwe limanı, Chittagong'un yaklaşık 265 kilometre güneyinde bulu­nuyor. Bununla birlikte, Kaladan Ulaş­tırma Projesi denen projenin geliştiril­mesi için Nisan 2009'da Myanmar ile sözleşme imzalamayı kabul eden Çin değil, Hindistan'ın ta kendisiydi. Söz konusu proje dahilinde, Sittwe limanı­nın geliştirilmesine yönelik planlar bu­lunuyor. Hint şirketi Essar Projects ise, halihazırda Sittwe'de bir kıyı limanı ve Paletwa'da bir nehir mendireği kuruyor.

Aynı projenin parçası olarak, Myanmar'da, nehrin Paletwa'daki bitiş nok­tasından kuzeydoğudaki Hindistan- Myanmar sınırına dek 120 kilometrelik ilave bir yol inşa edilmesi söz konusu. Projenin üç yıl içinde tamamlanması ve 75 ila 120 milyon dolarlık bir maliyeti­nin olması planlanıyor. Söz konusu meblağın tamamı, Yeni Delhi tarafından karşılanacak.

Her iki ülke de, bu projenin Hindis­tan'ın doğu deniz kıyısıyla Myannmar'ın batısındaki Arakan (Rakhine) eyaleti arasındaki ticaret bağlantılarını güçlendireceği beklentisi içinde' Mal­lar, bu noktadan itibaren Kaladan nehri boyunca, Sittwe yakınlarında Paletwa ile birleştiği noktadan ve karayoluyla, Hindistan'ın Mizoram eyaletine taşına­cak. Böylelikle, Hindistan'ın karayla kuşatılmış kuzeydoğusuna malların ta­şınması için alternatif bir güzergah sağ­lanmış olacak.

Çin, Sittwe'deki mevcut limanını kul­lanıyor; ancak asıl ilgisini çeken yer, Rakine eyaletindeki Kyaukphyu limanı ve bu limanın Bengal körfezine erişimi' Keza bu şekilde, Orta Doğu ve Afri­ka'nın petrolü ve doğalgazının karayla kuşatılmış güney ve batı hinterlandlarına nakli mümkün olacak. Pekin, haliha­zırda iki paralel petrol ve doğalgaz boruhattı inşa ediyor ve bu boruhatları, Kyaukphyu limanını Çin'in güneyinde­ki Yunnan eyaletinde Kunming kentine bağlayacak.

Petrol boruhattı, Kunming kentinde sona ererken, bir yandan da 2806 kilo­metrelik doğalgaz boru hattı da, Çin'in Guizhou ve Guangxi eyaletlerine dek uzanacak. (9) Afrika ve Orta Doğu'da Çin'in sahip olduğu petrol tankerleri­nin, yakıt yüklemelerini doğrudan Çin'e nakletmeleri mümkün hale gelecek; do­layısıyla Malakka Boğazı'ndaki potan­siyel açıdan stratejik dargeçitten geçiril­meleri önlenmiş olacak. Her iki boruhattı için de tahmin edilen yapım maliyeti, 3,5 milyar dolar. Bunun yanı sıra, 3 milyar dolarlık bir denizaşırı doğalgaz sahası da geliştirilecek. Her iki inşaat da büyük ölçüde Çin tarafından karşılanacak. 

İptidai radar

Bir başka 'inci' olarak kabul edilen Myanmar'ın Coco Adaları'nın Çin tara­fından Hint Okyanusu'nun doğusunda istihbarat sinyali ve elektronik istihba­rat toplamak için kullanıldığı iddia edi­liyor. Yeni raporlarda ise, Çin'in; Hin­distan'a ait donanma ve füze fırlatma tesislerini gözlemlemek, doğu Hint Okyanusu'nda Hindistan donanması ve di­ğer donanmaların hareketlerini izlemek amacıyla adalarda donanma üsleri inşa etmeye niyetlendiği ileri sürülüyor. 

Yaşanan ihtilaftan dolayı, Çin ve Myanmar, tartışma konusu edilen yapıla­rı ziyaret etmeleri için Hintli yetkilileri davet etti. 2006 yılında, Hindistan donan­masına ait heyetler, bu istihbarat toplama şüphelerini teyit edecek türden herhangi bir kanıta rastlamadılar. Adada şüphelen­dikleri radarlar, 'iptidai' olarak tanımlan­mıştı. 2009 Eylül'ünde, Koramiral Anup Singh -ki kendisi aynı zamanda Hindis­tan'ın Doğu Kumanda Komutanlığı'nın başkumandanlığının sancak subayıdır-, o zamandan beri, Çin'in bölgedeki deniz hareketlerine dair herhangi bir işaretin bulunmadığını ifade etti. 

2008 yılında Myanmar güvenlik uz­manı Andrew Selth tarafından kaleme alınan 'Burma'nın Coco Adaları: Hint Okyanusu'ndaki Söylentiler ve Haki­kat' adlı kitapta, Çin'in Coco Adaları'na müdahilliğine ilişkin teyit edilebi­len verilerin olmamasından dolayı, sorunun daha da karmaşıklaştığı belirti­liyordu. Yazar'a göre, çoğu zaman ken­di gündemleri olan bireyler tarafından ortaya atılan ve 'enayi' olarak nitelendi­rilebilecek olan medya raporları, Coco Adaları'nda Çin'e ait bir askeri üs oldu­ğu 'efsanesi'ne yol açtı.  2009 yılı sonu itibariyle, Çin'in bölgedeki askeri varlığına ve şimdiki veya gelecekteki askeri faaliyetleri için Sittwe limanını kullandığına dair elle tutulur herhangi bir kanıt bulunmuyordu.

Sri Lanka'daki Hambantota limanı ise, bir başka 'inci' olarak, ülkenin güney kıyılarında bulunan küçük bir ba­lıkçı limanıdır ve Avrupa'yı Asya'ya bağlayan başlıca deniz güzergahının üzerine konumlanmıştır. Sri Lanka, mevcut limanın yakınlarına modern bir liman tesisi kurmayı önermiş ve bu fik­ri ilk kez 2005 yılında Hindistan'a sun­muştu. Ancak, Yeni Delhi projeyle ilgi­lenmemişti. Çin ise, daha sonraları, finansman boşluğunu doldurmayı kabul etti. 2007 Şubat'ında Sri Lanka Devlet Başkanı Mahinda Rajapaksa, Pekin'e yaptığı resmi bir ziyaret esnasında sekiz anlaşma imzaladı ve bunlar arasında Hambantota projesi de bulunmaktaydı.

2023 yılı itibariyle, Hambantota'nın sıvılaştırılmış doğalgaz rafinerisine, uçak yakıtı depolama tesislerine, limana gemilerin geçme kapasitesini sağlaya­cak türden üç ayrı iskeleye, gemilerin tamiri ve yapımı için iskelelere sahip olması planlanıyor. Proje, aynı zaman­da, limanın yakıt ikmali için bir üs vazi­fesi görmesini de öngörüyor. 

Hambantota projesi, savaş sonrası alt­yapıyı yeniden canlandırma amacıyla 6 milyar dolarlık bir girişimin parçası ve Çin de, halihazırda bu ülkeye aktif şe­kilde yatırım yapan devletler arasında yer alıyor. Reuters'in bir raporu­na göre, Hindistan, Singapur, Rusya, Avustralya, Orta Doğu ülkeleri ve bü­yük denizcilik şirketleri ise, Sri Lanka'nın Limanlar İdaresi'nden Priyath Wickrama ile temas kurup, projeyle il­gilendiklerini ifade ettiler.  Yıllar­ca süren iç savaşın ardından yeniden yapılandırma gereksinimi içindeki Rajapakasa hükümeti, en yüksek teklifi sunandan, yani Çin'den yana hakkını kullandı. Rajapakasa, Çin'in diğer tek­lif sunanlar arasında özel muamele gördüğüne dair tüm imaları vargücüyle reddetti. 

Boş limanlar

Pakistan'ın Belucistan eyaletinin Me­kan Kıyısı'nda bulunan Gwadar limanı, 'inci' dizisi içinde son halka olarak ka­bul ediliyor. Pakistan hükümetine göre, Çinli şirketler, Belucistan'daki projelere en az 15 milyar dolar para akıttılar ve bunlar arasında petrol rafinerisine, bakır ve çinko madenlerine, Umman Körfezi'nde Gwadar'daki derin deniz limanı­na yatırımlar da bulunuyor.  Lima­nın Orta Asya Cumhuriyetleri, Basra Körfezi bölgesi, Afganistan, İran ve Çin'in Sincan ve Sichuan eyaletleri ile Tibet bölgesi arasındaki ticarette yeni bir geçit olacağı düşünülüyor.

Her ne kadar Çin, Gwadar'ın inşaat maliyetlerinin yaklaşık %80'ine katkıda bulunmuş olsa da, söz konusu liman 2007 yılından beri Singapur Liman Otoritesi (PSA) tarafından işletiliyor ve sözleşmeye göre önümüzdeki 40 yıl bo­yunca da bu durum değişmeyecek. Gwadar'da iş yapma imkanları yavaş idi. Bunun sebebi ise, kısmen, Hindis­tan'ın yapımına yardımcı olduğu ve İran'da bulunan rakip Chabahar limanı­na yakınlığıdır. Chabar'ın çevre bölgesindeki koşullar ve ortam, iş dünyasının Afganistan ve Orta Asya Cumhuriyetleri'ne akmasını daha kolay hale getirdi.

İran, Hindistan ve Rusya arasında tomurcuklanan stratejik ortaklık, Hindis­tan'da Mumbay'ı Rusya'da St. Petersburg'a bağlayacak multi-model taşıma bağlantısının kurulmasına yardımcı ola­cak ve dolayısıyla Avrupa ve Orta Asya Cumhuriyetleri'ne, Asya'ya erişim im­kanı sağlarken, Asya'nın da Avrupa ve Orta Asya Cumhuriyetleri'ne erişimi mümkün kılınmış olacak. İran ve Afganistan ise aralarında imzaladıkları an­laşma ile; Orta Asya ve Afganistan'a gidecek olan Hint mallarına Chabahar Limanı'nda tercihi muamele ve tarife indirimi olanağı sağladılar. 

İran, Hindistan ve Rusya arasında ortaklık tomurcuklanıyor

Çin, bu zamana değin korsanla müca­deleye yönelik devriye araçlarını muhafaza etmek üzere Gwadar yerine Karaçi'deki liman olanaklarını kullan­mayı tercih etti. 2009 yılı Ağustos ayın­da, korsanla mücadele operasyonları için Aden Körfezi'nden yola çıkan ve Aden Körfezi üzerinden geçen Çin ban­dıralı Huangshan ve Weishanhu gemile­ri, mola ve ikmal amacıyla Karaçi'nin limanını kullandılar. Çin'in korsan­la mücadele operasyonlarını yönetmek amacıyla Karaçi'nin limanlarından yana tercihini kullanması ise, Gwadar'ı aske­ri tesis olarak kullanmayı planladığı yö­nündeki varsayımı çürütmüşe benziyor.

Bununla birlikte, 'İnci Dizileri' şek­linde ifade edilen spekülasyon, halen kapasitesinin altında kullanılan tesis et­rafında dönüp dolaşıyor. Pakistan'ın Beluçistan eyaletinin başkanı olan Nawab Muhammed Alsam Raisani, Gwadar'ı işletmek üzere Singapur Liman Otoritesi ile (PSA) yapılan anlaşmayı 'tek taraflı' olarak nitelendirerek, bu an­laşmaya itiraz ederek mahkemeye gide­ceğine söz verdi. 

2009 yılında, Gwadar limanında yak­laşık 700 milyon dolarlık mal idare edi­liyordu. Ancak söz konusu meblağ, li­manın kapasitesinin yarısından azdı ve görünen o ki, PSA da, hükümetle olan anlaşmasında taahhüt ettiği gibi, 525 milyon dolarlık yatırımda bulunma sö­zünü tutmamıştı.  Tartışma, Çin'in limanı 'ele geçirme' olasılığına dair söylentileri doğurmuş; ancak Pakistan ve Çin, bu spekülasyonu reddetmişti. Raisani ise, buna karşılık şu ifadeleri kullanmıştı: 'Niçin limanı kendi başı­mıza faaliyete geçiremeyelim ki? Biz insanları eğittik.' 

Çin'in Hint Okyanusu'ndaki söz ko­nusu liman tesislerinden her birine mü­dahalesinde son durumu genel olarak toplarsak, 'İnci Dizileri' kuramı, derhal çözülür. Çin'in kendi toprakları üzerin­de bir askeri üs inşa ettiği Hainan Ada sı'nı istisnai tutarsak, Çin'in Chitta­gong, Gwadar, Hambantota veya Sittwe'de askeri üs hevesinin olduğuna dair net bir işaret bulunmuyor. Şurası da son derece manidar: Tüm bu ilgili ülke­lerdeki hükümet yetkilileri, Çin'in ka­çak askeri üsleri için kendi egemen li­manlarını kullanma hakkını şimdi veya gelecekte elde edeceğine dair spekülas­yonu net bir dille yalanladılar. Hint Ok­yanusu ülkelerinin her birinin çıkarı, bölgede Çin, Hindistan ve ABD etkisini dengelemektir. Ve, bu zamana dek elde edilen tüm kanıtlar da, zaten bu dengeyi sağlamak üzere çalıştıklarını gösteriyor.

 

Çeviren ve Derleyen; Müjdat GÖKÇE

Kaynakça;  Article: String of Pearls - 2004  / consulting company ;Booz ALLEN, USA 

Dünya Haberleri

EVE DÖNDÜK BARIŞ GÖRÜŞMELERİNE KATILMIYORUZ
İSVEÇ TÜRKİYE'YLE KARIŞTI!
TRUMP'A SUİKAST GİRİŞİMİ
TÜRKİYE'DEN KORKAN YUNAN FRANSA'YA SARILDI
Macaristan'da Orban Devri Kapandı: Fidesz'de Yeni Dönem Başlıyor