İnci Taneleri Teorisi Nedir ..?
ABD'de Avrupa'da ve Dünya’da Çin Nasıl bir Yol izliyor..
Çinin Stratejik Girişimciliği Ürkütüyor…
Çinin stratejik incilerini gevşetmek;
Çin'in giderek artan askeri yetenekleri ve girişimciliği, stratejik niyetleri konusunda komşularının kuşkularını körüklüyor.
Bunun sonucunda, ABD, Avustralya, Hindistan ve Japonya arasında gayri resmi düzeyde ikili güvenlik anlaşmaları peyda oluyor.
2007 yılında çok daha resmi düzeyde ve dörtlü bir grup oluşumu önerildiğinde, Çin, derhal bunu kendisini bir 'çevreleme politikası' olduğunu haykırmıştı. Ancak Pekin'in Hint-Pasifik'teki seyrüsefer özgürlüğüne karşı verdiği mücadele şu anlama geliyor: bu ülkeler, ikili düzeydeki artan deniz güvenliği bağlantılarını kolektif bir düzenleme çerçevesinde bir araya getirmeliler.
İnci Taneleri - String of Pearls teriminin ilk kez ABD merkezli danışmanlık şirketi Booz Allen'de bir grup uzman tarafından 2004 yılında kullanılmasından beri, gazeteciler ve akademisyenler, Çin'in; Denizden Geçen İletişim Ağları (SLOC) boyunca dizilen ve Güney Çin Denizi'nden Hint Okyanusu'na dek uzanan ülkelere -iddia edildiğine göre- art niyetli müdahalesini gereğinden fazla önemsediler.
Onlar için, stratejik gücünden ziyade 1989 yılında Tiananmen Meydanı olaylarını kanlı bir şekilde bastırmasıyla ve tek çocuk ekseninde yürüttüğü nüfus kontrol politikasıyla tanınan Çin'in, SLOC boyunca askeri üsler kurarken, zihninin geri planında gizli bir strateji yattığına inanmak, daha kolaydı. Çin'in yıldan yıla askeri bütçesini %12,7 oranında artıracağı yönündeki planlarını yakın bir tarihte açıklanmasıyla birlikte, 'İnci Dizileri' stratejisinin, yeniden dikkatleri ve eleştirileri üzerine çekmesi bekleniyor.
Çin'in halihazırda veya yakın gelecekte SLOC boyunca askeri üsler kurmayı ve elindekileri muhafaza etmeyi planladığına dair henüz fazla bir somut kanıt bulunmuyor. Aynı şekilde, bu zamana dek yapılan tartışmalar, hakikatlerden daha çok spekülasyonlar üzerine temelleniyor. 2005 yılında Washington Post'ta yayımlanan ve tartışmayı alevlendiren makalede, 'İnci Taneleri', Çin'in enerji çıkarlarını ve 'daha geniş çerçevede güvenlik hedeflerini' korumak adına Orta Doğu'dan Güney Çin'e dek uzanan stratejik üsler kurmak üzere diplomatik ve ticari bağlantılarını kullanma hedefine karşılık geliyordu.
Booz Allen'in ilk raporundan alınan bir haritada, Çin'in, Hint Okyanusu'ndaki SLOC'u boyunca (Bangladeş, Pakistan, Myanmar ve Sri Lanka dahil olmak üzere) konuşlanmış ülkelerle ne denli içiçe olduğu gösteriliyor. Washington Post'un makalesinde, Çin'in Bangladeş'teki Chittagong'da bir konteyner liman tesisi kurmak üzere olduğu belirtiliyor; ancak aynı zamanda 'çok daha kapsamlı deniz ve ticaret erişimi sağlamayı hedeflediği' vurgulanıyordu.
Çin'in Myanmar'da deniz üsleri kurmakta olduğu ve Bengal Körfezi'nde Coco adaları yakınlarında elektronik istihbarat toplama tesisleri inşa ettiği iddia ediliyordu .Makaleye bakılırsa, Çin, kıyılarının ötesindeki stratejik inci tanelerinden oluşan zincirin ilk halkası olarak kabul edilen Hainan Adası'nda 'hava ve deniz gücü projeksiyonunda bulunma' imkanı edinmişti. Dahası, Booz Allen haritasını temel alırsak, Çin'in Pakistan'da bir deniz üssü ve gözetleme tesisleri kurmakta olduğu da söyleniyor.
Çin'in SLOC haritasına bakıldığında, bu ülkenin diğer ülkelerle ilişkileri ile enerji güvenliği politikası arasında net bir bağlantı olduğu görülüyor. Çin'in yakıtının neredeyse %80'i ithal ediliyor ve bu ithalatın kaynağı, büyük ölçüde Orta Doğu ve Kuzey Afrika.' Söz konusu sevkiyatların, bu yol üzerinde birçok stratejik 'dargeçitten' geçmesi gerekiyor. Bunlar arasında, son derece dar olan Malakka Boğazı da bulunuyor. Ancak, bir bağlantının bulunması, her zaman için bir neden-sonuç etkisi olduğu anlamına gelmez.
'İnci Taneleri' teorisi, kısmen şu gerçekliğe dayanıyor: Çin, dünyanın en büyük ticari sevkiyat filolarından birine sahip ve büyük ölçüde uluslararası deniz ticaretine bel bağlıyor. Basra Körfezi ve Afrika'dan kalkan tankerlerle taşınan enerji ürünleri, genellikle güvensiz bölgelerden geçiyor. Bu bölgeler arasında, Somali'de faaliyet gösteren ve uzun mesafelere ulaşan korsan tehdidi bulunuyor. Bu tehditlerle uyumlu olarak, Çin, Hint Okyanusu ülkeleriyle diplomatik, ekonomik ve askeri ilişkiler geliştirdi. Bununla birlikte, söz konusu ilişkilerin SLOC'ta askeri üsler inşa etmek gibi uzun vadeli bir arzudan kaynaklandığını iddia etmek, varsayımsal bir acelecilik olacaktır.
Washington Post'un panik yaratan makalesinin yayımlanmasından bu yana, gazeteciler ve araştırmacılar, Çin'in Hint Okyanusu'na dair niyetlerini abartmaya yöneldiler. Örneğin, Hintli komutan Kamlesh Kumar Agnihotri -ki kendisi aynı zamanda Yeni Delhi'de bulunan Ulusal Deniz Vakfı'nda araştırma görevlisidir-, 2010 Şubat'ında 'Çin'in Hint Okyanusu'nda bir Deniz Üssü Kurma Arayışı 'Çin için Olası Seçenekler' başlıklı bir rapor kaleme aldı. Söz konusu rapor, Çin'in sözümona 'küresel güç projeksiyonu yaklaşımı'nın çerçevesini çizip, bu yaklaşımı ölçüp biçiyor. Hint ordusundan emekli tuğgeneral S. K. Chatterji ise, 2010 Eylül'ünde kaleme aldığı 'Çin'in İnci Taneleri, Hindistan'ı Şaşırtabilir' başlıklı makalesinde, Çin'in Güney Asya ülkelerine müdahilliğine dair daha tehditvari bir portre çizmişti.
Çin'in sözümona stratejik nitelikteki 'incileri'ni analiz ederken, üç temel özellik bulunuyor:
Çin, belirtilen limanlara bir ölçüde müdahil olmuş durumda. Ancak, Sri Lanka'nın Hambantota ve belki de Myanmar'ın Sittwe limanları dışında, söz konusu limanlar, sadece Çin tarafından kullanılmıyor ve gelecekteki askeri hedeflerin ne yönde evrileceği konusunda halihazırda herhangi bir işarete rastlanmıyor.
Çin'in stratejik konumdaki ülkelerle ilişki kurma yönünde bir çıkarı olduğu inkar edilmese de, bu ülkelerin karşılaştıkları 'büyük güç bağlamı'nı anlamak gerekir. Diğer bölgesel güçler karşısında 'ki bunlar arasında Hindistan ve ABD de bulunuyor- Çin'in açıkça yanında bulunmak, bu küçük ülkeler açısından son derece riskli bir diplomasi olacaktır.
Çin, dünyanın en büyük ticari filosuna sahip
Aynı şekilde, günümüzün küreselleşmiş dünyasında, tercihini bir büyük gücün tarafında kullanmak, ülkelerin ekonomik ve siyasi seçeneklerini gereksiz yere sınırlar. Bu durum, Myanmar, Pakistan, Bangladeş ve Sri Lanka gibi az gelişmiş ülkeler için özellikle doğrudur. Bu ülkelerin hepsi, dış ticaret, yatırım ve yardımlara bel bağlarlar ve kalkınmaları için, mümkün mertebe desteğe gereksinim duyarlar. mevcut jeopolitik bağlam için de, ülkeler, özellikle güçlü bir ülkeyle ilişkilerini derinleştirmek yerine, bir büyük gücü diğerine karşı kullanmak suretiyle kazanç elde etmeye çabalıyorlar.
3. Hükümet yetkilileri, kendi 'inci' ülkeleri dahilinde, Çin'e tercihi bir muamele hakkı tanıyan tüm raporları ve Pekin'in kendi egemen toprakları içinde sessiz sedasız askeri üsler inşa ettiği ve/veya inşa etmeyi planladığına dair haberleri açık bir dille reddetmişlerdir
Çin'in Güney Çin Denizi kıyısında konuşlanmış olan ve çoğu zaman söz konusu inci zincirinin ilk halkası olarak kabul edilen Hainan Adası, genellikle bu tartışmanın merkezine kurulur. 2008 yılında, İngiltere'de çıkan Daily Telegraph gazetesinin iddiasına göre, Çin, Hainan'ın güneyindeki Yulin Donanma Üssü'nde gizli bir yeraltı nükleer denizaltı üssü kurmuştu.
Rapor, Çin'in 2010 yılı itibariyle her biri 12 JL'2 nükleer füzeleri taşıyabilen kapasitede beş operasyonel nükleer denizaltıya sahip olacağına dair Amerika'nın tahminleriyle devam ediyor. Hainan adası Çin'in egemen toprağı olduğu için, Pekin'in orada bir askeri üs bulundurmasına kimsenin itirazı yok. Söz konusu üssün Çin'in SLOC'unu güvence altına almak veya Güney Çin Denizi'ndeki toprak iddialarını yeniden gündeme getirmek gibi bir misyon taşıyıp taşımadığı ise, pek o kadar net değil.
Bangladeş'in Chittagong limanı, ülkenin ilk temel deniz limanı niteliğinde. Liman, halihazırda ithalat-ihracat ticaretinin yaklaşık %92'sini elinde bulunduruyor. Dhaka'da nakit sıkıntısı çeken hükümetin, limanı modernize etmek için gereken mali kaynakları bulunmuyor ve uzun süredir müttefik olan Çin, yakın zamanda bu çalışma için finansman sağlamayı onayladı.(3) Bangladeşli otoriteler, Çinli muadilleriyle birlikte, dökme yük işleme kapasitesini 100 milyon tona yükseltmek üzere 8,7 milyar dolarlık bir kalkınma planı hazırladı. Bu iddialı plan, aynı zamanda derin bir deniz limanı ve Bangladeş'i Myanmar üzerinden Çin'e bağlayan bir karayolu geliştirilmesini de içeriyor.
Chittagong limanı, ülkenin ticaretinin büyük bölümünü idare ettiği için, söz konusu plan, Çin'in bakış açısından, iş dünyasına dair rasyonel bir adım olacaktır. 2010 yılında, Hindistan, Nepal ve Bhutan'a da, Bangladeş tarafından ticaret amacıyla liman kullanma onayı verildi. Bangladeş Dışişleri Bakanı Dipu Mani ise, geçtiğimiz yıl Mart ayında, Çin'i benzeri bir anlaşmaya teşvik etmeye çalıştığını, ancak 2011 yılı itibariyle Çin'in ticaret amacıyla limanı kullanmasına dair herhangi bir gelişme yaşanmadığını ifade etti.
Çin-Bangladeş ilişkilerinin güçlenmesi, hem Hindistan hem de ABD açısından stratejik bir endişe kaynağıdır. Mani'nin açıkça ifade ettiği gibi, Çin'in derin deniz limanı inşa etme sürecine müdahalesi, sadece ekonomik gerekçelerleydi. Mani, Bangladeş'in Çin ile Hindistan arasında bir 'köprü' vazifesi gördüğünü söylemiş; ancak topraklarının asla askeri saldırılar için kullanılmasına izin verilmeyeceğini vurgulamıştı.
Çin, bölge ülkeleriyle ekonomik ve askeri ilişkiler geliştirdi
Başbakan Sheikh Hasina ise, planların, Bangladeş'i daha büyük boyuttaki Asya bölgesine bağlama yönünde hükümetin stratejisinin bir parçası olduğunu söylemiş; böylelikle piyasaların geliştirilip, ekonomik büyümenin 'bu ülkenin insanlarının çıkarları doğrultusunda' teşvik edileceğini belirtmişti.
Çin'in bir diğer 'incisi' olarak kabul edilen ve küçük bir tesis olan Myan- mar'ın Sittwe limanı, Chittagong'un yaklaşık 265 kilometre güneyinde bulunuyor. Bununla birlikte, Kaladan Ulaştırma Projesi denen projenin geliştirilmesi için Nisan 2009'da Myanmar ile sözleşme imzalamayı kabul eden Çin değil, Hindistan'ın ta kendisiydi. Söz konusu proje dahilinde, Sittwe limanının geliştirilmesine yönelik planlar bulunuyor. Hint şirketi Essar Projects ise, halihazırda Sittwe'de bir kıyı limanı ve Paletwa'da bir nehir mendireği kuruyor.
Aynı projenin parçası olarak, Myanmar'da, nehrin Paletwa'daki bitiş noktasından kuzeydoğudaki Hindistan- Myanmar sınırına dek 120 kilometrelik ilave bir yol inşa edilmesi söz konusu. Projenin üç yıl içinde tamamlanması ve 75 ila 120 milyon dolarlık bir maliyetinin olması planlanıyor. Söz konusu meblağın tamamı, Yeni Delhi tarafından karşılanacak.
Her iki ülke de, bu projenin Hindistan'ın doğu deniz kıyısıyla Myannmar'ın batısındaki Arakan (Rakhine) eyaleti arasındaki ticaret bağlantılarını güçlendireceği beklentisi içinde' Mallar, bu noktadan itibaren Kaladan nehri boyunca, Sittwe yakınlarında Paletwa ile birleştiği noktadan ve karayoluyla, Hindistan'ın Mizoram eyaletine taşınacak. Böylelikle, Hindistan'ın karayla kuşatılmış kuzeydoğusuna malların taşınması için alternatif bir güzergah sağlanmış olacak.
Çin, Sittwe'deki mevcut limanını kullanıyor; ancak asıl ilgisini çeken yer, Rakine eyaletindeki Kyaukphyu limanı ve bu limanın Bengal körfezine erişimi' Keza bu şekilde, Orta Doğu ve Afrika'nın petrolü ve doğalgazının karayla kuşatılmış güney ve batı hinterlandlarına nakli mümkün olacak. Pekin, halihazırda iki paralel petrol ve doğalgaz boruhattı inşa ediyor ve bu boruhatları, Kyaukphyu limanını Çin'in güneyindeki Yunnan eyaletinde Kunming kentine bağlayacak.
Petrol boruhattı, Kunming kentinde sona ererken, bir yandan da 2806 kilometrelik doğalgaz boru hattı da, Çin'in Guizhou ve Guangxi eyaletlerine dek uzanacak. (9) Afrika ve Orta Doğu'da Çin'in sahip olduğu petrol tankerlerinin, yakıt yüklemelerini doğrudan Çin'e nakletmeleri mümkün hale gelecek; dolayısıyla Malakka Boğazı'ndaki potansiyel açıdan stratejik dargeçitten geçirilmeleri önlenmiş olacak. Her iki boruhattı için de tahmin edilen yapım maliyeti, 3,5 milyar dolar. Bunun yanı sıra, 3 milyar dolarlık bir denizaşırı doğalgaz sahası da geliştirilecek. Her iki inşaat da büyük ölçüde Çin tarafından karşılanacak.
İptidai radar
Bir başka 'inci' olarak kabul edilen Myanmar'ın Coco Adaları'nın Çin tarafından Hint Okyanusu'nun doğusunda istihbarat sinyali ve elektronik istihbarat toplamak için kullanıldığı iddia ediliyor. Yeni raporlarda ise, Çin'in; Hindistan'a ait donanma ve füze fırlatma tesislerini gözlemlemek, doğu Hint Okyanusu'nda Hindistan donanması ve diğer donanmaların hareketlerini izlemek amacıyla adalarda donanma üsleri inşa etmeye niyetlendiği ileri sürülüyor.
Yaşanan ihtilaftan dolayı, Çin ve Myanmar, tartışma konusu edilen yapıları ziyaret etmeleri için Hintli yetkilileri davet etti. 2006 yılında, Hindistan donanmasına ait heyetler, bu istihbarat toplama şüphelerini teyit edecek türden herhangi bir kanıta rastlamadılar. Adada şüphelendikleri radarlar, 'iptidai' olarak tanımlanmıştı. 2009 Eylül'ünde, Koramiral Anup Singh -ki kendisi aynı zamanda Hindistan'ın Doğu Kumanda Komutanlığı'nın başkumandanlığının sancak subayıdır-, o zamandan beri, Çin'in bölgedeki deniz hareketlerine dair herhangi bir işaretin bulunmadığını ifade etti.
2008 yılında Myanmar güvenlik uzmanı Andrew Selth tarafından kaleme alınan 'Burma'nın Coco Adaları: Hint Okyanusu'ndaki Söylentiler ve Hakikat' adlı kitapta, Çin'in Coco Adaları'na müdahilliğine ilişkin teyit edilebilen verilerin olmamasından dolayı, sorunun daha da karmaşıklaştığı belirtiliyordu. Yazar'a göre, çoğu zaman kendi gündemleri olan bireyler tarafından ortaya atılan ve 'enayi' olarak nitelendirilebilecek olan medya raporları, Coco Adaları'nda Çin'e ait bir askeri üs olduğu 'efsanesi'ne yol açtı. 2009 yılı sonu itibariyle, Çin'in bölgedeki askeri varlığına ve şimdiki veya gelecekteki askeri faaliyetleri için Sittwe limanını kullandığına dair elle tutulur herhangi bir kanıt bulunmuyordu.
Sri Lanka'daki Hambantota limanı ise, bir başka 'inci' olarak, ülkenin güney kıyılarında bulunan küçük bir balıkçı limanıdır ve Avrupa'yı Asya'ya bağlayan başlıca deniz güzergahının üzerine konumlanmıştır. Sri Lanka, mevcut limanın yakınlarına modern bir liman tesisi kurmayı önermiş ve bu fikri ilk kez 2005 yılında Hindistan'a sunmuştu. Ancak, Yeni Delhi projeyle ilgilenmemişti. Çin ise, daha sonraları, finansman boşluğunu doldurmayı kabul etti. 2007 Şubat'ında Sri Lanka Devlet Başkanı Mahinda Rajapaksa, Pekin'e yaptığı resmi bir ziyaret esnasında sekiz anlaşma imzaladı ve bunlar arasında Hambantota projesi de bulunmaktaydı.
2023 yılı itibariyle, Hambantota'nın sıvılaştırılmış doğalgaz rafinerisine, uçak yakıtı depolama tesislerine, limana gemilerin geçme kapasitesini sağlayacak türden üç ayrı iskeleye, gemilerin tamiri ve yapımı için iskelelere sahip olması planlanıyor. Proje, aynı zamanda, limanın yakıt ikmali için bir üs vazifesi görmesini de öngörüyor.
Hambantota projesi, savaş sonrası altyapıyı yeniden canlandırma amacıyla 6 milyar dolarlık bir girişimin parçası ve Çin de, halihazırda bu ülkeye aktif şekilde yatırım yapan devletler arasında yer alıyor. Reuters'in bir raporuna göre, Hindistan, Singapur, Rusya, Avustralya, Orta Doğu ülkeleri ve büyük denizcilik şirketleri ise, Sri Lanka'nın Limanlar İdaresi'nden Priyath Wickrama ile temas kurup, projeyle ilgilendiklerini ifade ettiler. Yıllarca süren iç savaşın ardından yeniden yapılandırma gereksinimi içindeki Rajapakasa hükümeti, en yüksek teklifi sunandan, yani Çin'den yana hakkını kullandı. Rajapakasa, Çin'in diğer teklif sunanlar arasında özel muamele gördüğüne dair tüm imaları vargücüyle reddetti.
Boş limanlar
Pakistan'ın Belucistan eyaletinin Mekan Kıyısı'nda bulunan Gwadar limanı, 'inci' dizisi içinde son halka olarak kabul ediliyor. Pakistan hükümetine göre, Çinli şirketler, Belucistan'daki projelere en az 15 milyar dolar para akıttılar ve bunlar arasında petrol rafinerisine, bakır ve çinko madenlerine, Umman Körfezi'nde Gwadar'daki derin deniz limanına yatırımlar da bulunuyor. Limanın Orta Asya Cumhuriyetleri, Basra Körfezi bölgesi, Afganistan, İran ve Çin'in Sincan ve Sichuan eyaletleri ile Tibet bölgesi arasındaki ticarette yeni bir geçit olacağı düşünülüyor.
Her ne kadar Çin, Gwadar'ın inşaat maliyetlerinin yaklaşık %80'ine katkıda bulunmuş olsa da, söz konusu liman 2007 yılından beri Singapur Liman Otoritesi (PSA) tarafından işletiliyor ve sözleşmeye göre önümüzdeki 40 yıl boyunca da bu durum değişmeyecek. Gwadar'da iş yapma imkanları yavaş idi. Bunun sebebi ise, kısmen, Hindistan'ın yapımına yardımcı olduğu ve İran'da bulunan rakip Chabahar limanına yakınlığıdır. Chabar'ın çevre bölgesindeki koşullar ve ortam, iş dünyasının Afganistan ve Orta Asya Cumhuriyetleri'ne akmasını daha kolay hale getirdi.
İran, Hindistan ve Rusya arasında tomurcuklanan stratejik ortaklık, Hindistan'da Mumbay'ı Rusya'da St. Petersburg'a bağlayacak multi-model taşıma bağlantısının kurulmasına yardımcı olacak ve dolayısıyla Avrupa ve Orta Asya Cumhuriyetleri'ne, Asya'ya erişim imkanı sağlarken, Asya'nın da Avrupa ve Orta Asya Cumhuriyetleri'ne erişimi mümkün kılınmış olacak. İran ve Afganistan ise aralarında imzaladıkları anlaşma ile; Orta Asya ve Afganistan'a gidecek olan Hint mallarına Chabahar Limanı'nda tercihi muamele ve tarife indirimi olanağı sağladılar.
İran, Hindistan ve Rusya arasında ortaklık tomurcuklanıyor
Çin, bu zamana değin korsanla mücadeleye yönelik devriye araçlarını muhafaza etmek üzere Gwadar yerine Karaçi'deki liman olanaklarını kullanmayı tercih etti. 2009 yılı Ağustos ayında, korsanla mücadele operasyonları için Aden Körfezi'nden yola çıkan ve Aden Körfezi üzerinden geçen Çin bandıralı Huangshan ve Weishanhu gemileri, mola ve ikmal amacıyla Karaçi'nin limanını kullandılar. Çin'in korsanla mücadele operasyonlarını yönetmek amacıyla Karaçi'nin limanlarından yana tercihini kullanması ise, Gwadar'ı askeri tesis olarak kullanmayı planladığı yönündeki varsayımı çürütmüşe benziyor.
Bununla birlikte, 'İnci Dizileri' şeklinde ifade edilen spekülasyon, halen kapasitesinin altında kullanılan tesis etrafında dönüp dolaşıyor. Pakistan'ın Beluçistan eyaletinin başkanı olan Nawab Muhammed Alsam Raisani, Gwadar'ı işletmek üzere Singapur Liman Otoritesi ile (PSA) yapılan anlaşmayı 'tek taraflı' olarak nitelendirerek, bu anlaşmaya itiraz ederek mahkemeye gideceğine söz verdi.
2009 yılında, Gwadar limanında yaklaşık 700 milyon dolarlık mal idare ediliyordu. Ancak söz konusu meblağ, limanın kapasitesinin yarısından azdı ve görünen o ki, PSA da, hükümetle olan anlaşmasında taahhüt ettiği gibi, 525 milyon dolarlık yatırımda bulunma sözünü tutmamıştı. Tartışma, Çin'in limanı 'ele geçirme' olasılığına dair söylentileri doğurmuş; ancak Pakistan ve Çin, bu spekülasyonu reddetmişti. Raisani ise, buna karşılık şu ifadeleri kullanmıştı: 'Niçin limanı kendi başımıza faaliyete geçiremeyelim ki? Biz insanları eğittik.'
Çin'in Hint Okyanusu'ndaki söz konusu liman tesislerinden her birine müdahalesinde son durumu genel olarak toplarsak, 'İnci Dizileri' kuramı, derhal çözülür. Çin'in kendi toprakları üzerinde bir askeri üs inşa ettiği Hainan Ada sı'nı istisnai tutarsak, Çin'in Chittagong, Gwadar, Hambantota veya Sittwe'de askeri üs hevesinin olduğuna dair net bir işaret bulunmuyor. Şurası da son derece manidar: Tüm bu ilgili ülkelerdeki hükümet yetkilileri, Çin'in kaçak askeri üsleri için kendi egemen limanlarını kullanma hakkını şimdi veya gelecekte elde edeceğine dair spekülasyonu net bir dille yalanladılar. Hint Okyanusu ülkelerinin her birinin çıkarı, bölgede Çin, Hindistan ve ABD etkisini dengelemektir. Ve, bu zamana dek elde edilen tüm kanıtlar da, zaten bu dengeyi sağlamak üzere çalıştıklarını gösteriyor.
Çeviren ve Derleyen; Müjdat GÖKÇE
Kaynakça; Article: String of Pearls - 2004 / consulting company ;Booz ALLEN, USA