Çiçek'e Konya'dan doktora unvanı

Mevlana Üniversitesi Senatosu'nca fahri doktora unvanı verilen TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Konya'daydı...

Mevlana Üniversitesi'nin akademik yılı açılışı ve kendisine verilecek doktora payesini almak üzere Konya'ya gelen TBMM Başkanı Cemil Çiçek, yoğun ilgiyle karşılandı. Meclis Başkanı Cemil Çiçek üniversitede yaptığı konuşmada “Aranızda bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Her hafta bir üniversitenin açılışına katılmaya gayret gösteriyorum. Bu hafta buradayım. Cumhuriyetimizin kurulduğu ilk yıllarda tek bir üniversitemiz vardı. Şimdi ise her ilimizde üniversitemiz var. Türkiye’de eğitim öğretim çağında olan öğrenci sayısı 20 milyon. O yüzden Türkiyemize bu büyük milletimize bu olanaklar artarak sağlanmaya devam etmelidir. Türkiye ülkeler arası sıralamada en başlarda yer alacaksa, ilk 10 ülke arasında yer alacaksa bu eğitim öğretim kalitesine bağlıdır. Biz de bu sorumluluğu ne kadar yerine getirirsek bu başarıyı o kadar yakalayacağız demektir. Hayırsever vatandaşlarımızın bu sorumluluğa verdiği değer sonucu vakıf üniversiteleri kuruluyor. Bunların en başında da Mevlana üniversitesi geliyor. Biz de bu vakıf üniversitelerimize devletin imkanları sonucunda elimizden gelen yardımı yapmaya çalışıyoruz. Ama tabi hayırsever vatandaşlarımızın ortaya koyduğu imkanlar olmasa bu üniversitelerimizin kalkınması imkansızdır" dedi.

BU OKULDA OKUMAK BÜYÜK SAYGINLIK

Üniversite'nin Mevlana'nın adını taşıdığına işaret eden Çiçek şöyle devam etti: Mevlana'nın sıfatı altında okumak bile büyük bir saygınlıktır. Buranın öğrencileri saygısıyla sevgisiyle başarısıyla kendilerini yetiştirerek bu HZ Mevlana saygınlığını kazanmalıdırlar. Aradan geçen 89 yıl içerisinde üniversitelerimiz milletimizin kalkınmasına büyük bir katkıda bulunmuştur. Ama Üniversitelerimiz bu katkılarının yanında zaman zaman çözümün parçası olmak yerine sorunun merkezi de olmuşlardır. Darbe dönemlerinde bunu yaşayıp görmüştük. Milletimizin birlik,beraberliğe en fazla ihtiyacı olduğu anlarda yangına körükle gitmişlerdir. Bizim üniversitelerimizden beklediğimiz ise demokrasiden yana olmalarıdır. Demokrasiden yana saf tutmalarıdır. Üniversitelerimizin yetiştirdiği öğrenciler toplumun içinde yer almalıdır. Bu noktada da üniversitelerimizin tutumu parlak değildir. Milletin kan grubuyla üniversitelerimizin kan grubunun uyuşması gerekirken tam tersi bir politika uygulamaktadırlar. Çatışma kültürünün bugün hala devam etmesinde üniversitelerimizin payı büyüktür. Düşünce olarak ise bu toplumda okuyan öğrencilerimizi üniversitelerimizin çok iyi yetiştirmesi gerekiyor. Üniversitelerimizin hayatla irtibatlı olması gerekiyor. Üniversitelerimiz öğrencilerimize istihdam sağlayacak şekilde bir eğitim vermelidirler. Şuan bakıyoruz, Konya sanayisi gelişiyor, büyüyor, çalıştırmaya donanımlara sahip eleman bulamıyor. Üniversitelerimizden mezun olan öğrencilerimiz ise işsizlikten yakınıyor. Bunun nedeni de verilen bilgilerin yeterli düzeyde olmamasıdır. Üniversitelerimiz istihdama yönelik eğitim yapmak mecburiyetindedir. Her ilimizde artık bir üniversite var, bu üniversitelerimiz toplum sorunlarıyla ilgilenmek zorundadırlar. Şuan vatanımızı, milletimizi ilgilendiren en önemli husus bölücülük propagandalarıdır. Bu noktada üniversitelerimize yapacakları araştırmalarla büyük görev düşmektedir.

TERÖR KONUSUNDA ARAŞTIRMA YAPAN ÜNİVERSİTE VAR MI?

Teröre nasıl son verebileceğimizin araştırmalarını üniversitelerin yapabileceğine değinen Çiçek, "Acaba kaç tane üniversitemiz bu konuda bir araştırma yaptı. Arşivi taradım yapılan tüm araştırmalara baktım. Şuana kadar yapılmış araştırma sayısı 48. Doğru dürüst bu işler neden oluyor diye bir bile araştırma yok. Ama her şey hükümetten bekleniyor. Biz saha araştırmalarına bakarak çözüm üretiyoruz. Bu araştırmaların sayısının çok yetersizliği nedeniyle gerekli çalışmaları yapamıyoruz. Üniversitelerimizin araştırmalarını bekliyoruz, üniversitelerimizin araştırma yapamamalarının tek sebebi ilgisizlikleridir. Üniversitelerimiz bu noktada daha gayretli olmalıdır. Bu millet büyük bir millet ama bunun farkında olmaları gerekiyor. Elin oğlu soykırım için, bir yalan uğruna oldukça fazla çalışma yapıyor. Ama biz Balkan savaşlarımızın 100. Yılını neden anmayız? Bu kapsamında neden bir panel bile yapılmaz. Bizim acılarımızı hatırlamamız lazım. Acılarımızdan ders çıkarmamamız lazım, bu sorumluluk bilincinde öğrenciler yetiştirmemiz lazım" diye konuştu.

DİLİNİ BU KADAR KÖTÜ KULLANAN BİR MİLLET DAHA VAR MI?

"Türkiye kadar gelişmiş olup da dilini bu kadar kötü kullanan bir millet daha var mı bilmiyorum" diyen Çiçek şöyle devam etti:  Biz dünyaya Türkçeyi öğretmeye çalışıyoruz. Ama kendi içimizde kullanamıyoruz. Oysaki her kelimemizin arkasında koskoca bir tarih yatar. Dilimiz anamızın ak sütüdür. Dilimiz bizim namusumuzdur. Bunu namus olarak kabul etmediğimiz takdirde geriye doğru gitmemiz kaçınılmazdır. Dilimizi kullanamadığımızı hukuk alanında bile görüyoruz. Tahribat sonucu hukuk kitaplarımızda, anayasamızda bile Türkçemizin bozukluğu ortadadır.

Bizim çocuklarımız branş bilgisini yurtdışında da öğrenebilirler. Üniversitelerimiz bizim kültürümüzün geleceğe aktarıldığı, kuşaktan kuşağa aktarıldığı köprü görevi görmek zorundadırlar. Bizim çocuklarımız batının yazarlarını bilmelidir ama benim insanım bunları bilirken Farabi’yi Çankayadaki bir sokak ismi olarak bilirse bunun vebali kimindir? İlim kendini bilmektir, kendini bilmezsen bu nasıl bir ilimdir? Böyle bir ilim bizde toplumsal travmalara yol açar. Biz de eğitimin ortaya çıkardığı travmaların üstünü yeni kanunlarla kapamaya çalışıyoruz.

İstanbul’da bir toplantıya gittik. Toplantı 1500 kişilik bir salonda yapılıyor. Profosör Tufan Turhan kimdir? 1500 kişilik salondan toplam 2 kişi cevap verebildi sadece. Bizim bilim adamımızı 1500 kişiden sadece 2 kişi biliyorsa bu nasıl okumaktır? Ama yeni atılan adımlarla bunun önüne geçilecektir, buna inanıyorum.

İLGİLİ HABER: TBMM Başkanı Cemil Çiçek Konya'da

Türkiye Haberleri

BUNLAR YOKSA 1246 TL'Yİ HAZIRLAYIN
İFŞA YASAKLANDI
TAPUDA AVUKAT ZORUNLULUĞU
2. KEZ YAPANIN EHLİYETİNE EL KONULACAK