Hamzaçebi, gazetecilerin konuyla ilgili sorusu üzerine, ABD gibi bir
ülkenin kendi kayıtlarına hakim olmamasının olayın birinci yönü olduğunu ifade ederek, "Demek ki burada bir gayri ciddilik söz konusu" diye konuştu.
Belgelerde yer alan bazı sözlerin, ABD’nin Türkiye’de görevli
bürokratlarının değerlendirmeleri olduğunu dile getiren Hamzaçebi, "Doğruluğu,
yanlışlığı ayrıca tartışılması gereken konular. Ben o kadar ciddiye almıyorum"
dedi.
Gazetecilerin "Türkiye’nin bir İslam devletine doğru gittiğine dair
bilgiler var" sözleri üzerine Hamzaçebi, şunları söyledi:
"Türkiye Cumhuriyetinin gelecekte ne olacağı, AKP’nin bunu bir başka
Cumhuriyete mi dönüştüreceği, totaliter bir demokrasiye mi götüreceği konusu
ABD’lilerin değerlendirmesinden çok bizim değerlendirmemiz gereken konudur. Bu
Amerikalıların üzerine düşen bir konu değildir. Ülkelerin ABD ile diplomatik
ilişkilerinde bir değişiklik olacağı kanaatinde değilim. Sonuçta bu istihbarat
faaliyeti. Önemli olan o ülkenin toplumunun değerlendirmesidir. Biz Türkiye’nin
geleceği konusunda AKP yönetiminden endişe duyuyoruz."
Bu olayın ülkelerin ilişkilerini etkileyebileceğini, bir ülkenin
yöneticileri hakkında bir başka ülkenin yöneticileri bu kadar olumsuz kanaat
besliyor ve bunu raporlarına yansıtıyorsa bir daha yüz yüze geldiklerinde çok
samimi bir ortamda konuşamayacaklarını dile getiren Hamzaçebi, "İlişkiler
mutlaka etkilenecektir ama bu nedenle kırılma, kopma beklemiyorum" diye
konuştu.
-"TÜRKİYE’NİN ULAŞMASI GEREKEN BİR KAVRAM"
Yargı birliği ile ilgili bir soru üzerine Hamzaçebi, şunları kaydetti:
"Yargı birliği Türkiye’nin de ulaşması gereken bir kavramdır. Tam
anlamıyla yargı birliği, adil ve idari yargı ayrımının olmadığı bir yargı
birliğidir. Örnek olarak; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi darbeden sonra yapılan
1961 Anayasasında bile yoktu. Türkiye böyle bir modeli taşımamalıdır. Adli ve
idari yargıda, siviller, askerler şeklinde bir ayrım olmamalıdır.
Böyle bir ayrım olmamalıdır derken ’Askeri Yüksek İdare Mahkemesi
kararlarına da bu nedenle uyulmamalıdır’ şeklinde bir anlayışı da doğru bulmam.
Bir yargı merci olduğu, sistemde var olduğuna göre kararları yürütmeyi bağlar.
Türkiye’nin özel yetkili mahkemeleri var, DGM’nin yeni adıdır. Böyle bir
model de Türkiye’nin yargılama sisteminde olmamalıdır. Yargı birliğinde samimi
olanlar öncelikle samimiyetlerini özel yetkili mahkemeleri kaldırmak suretiyle
göstermeliler."