Kayseri’de yaşanan olay, düğünlerde sıkça görülen “takı merasimi” geleneğini bu kez hukuki bir boyuta taşıdı. Yıllar önce bir akrabasının düğününde çeyrek altın takan vatandaş, kendi düğününde aynı karşılığı göremeyince konuyu icraya taşıdı.
YILLAR SONRA GELEN HUKUKİ HAMLE
İddiaya göre vatandaş, geçmişte taktığı çeyrek altının, “karşılıklılık esasına dayalı bir hibe” olduğunu savundu. Kendi düğününde söz konusu akrabasının aynı şekilde altın takmaması üzerine hukuki yola başvurdu.
Vatandaş, Kayseri Genel İcra Dairesi üzerinden icra takibi başlattı. Başlatılan takipte, yıllar önce takılan altının güncel piyasa değeri üzerinden tahsil edilmesi talep edildi.
GÜNCEL DEĞER ÜZERİNDEN TAHSİL TALEBİ
İcra ödeme emrinde, çeyrek altının geçmişteki değeri değil, güncel altın fiyatları baz alınarak hesaplanan tutar istendi. Bu durum, düğün takılarının hukuki niteliği açısından dikkat çekti.
Uzmanlara göre düğünlerde takılan ziynet eşyaları genellikle karşılıksız bağış (hibe) olarak değerlendirilse de, bazı durumlarda taraflar arasında örtülü bir karşılıklılık beklentisi doğabiliyor.
İTİRAZ GELMEDİ, BORÇ KESİNLEŞTİ
İcra takibi tebliğ edilen akraba, yasal süre içerisinde herhangi bir itiraz talebinde bulunmadı. Bunun üzerine borç kesinleşti.
İcra dairesi tarafından yürütülen süreç sonunda, çeyrek altının güncel bedeli borçludan tahsil edilerek hak sahibine ödendi.
DÜĞÜN TAKILARI HUKUKİ SÜRECE TAŞINABİLİR Mİ?
Yaşanan olay, düğünlerde takılan takıların hukuki niteliği konusunu yeniden gündeme getirdi. Özellikle altın fiyatlarının artışı ile birlikte, geçmişte takılan ziynet eşyalarının bugünkü değerleri ciddi tutarlara ulaşabiliyor.
Uzmanlar, benzer durumlarda tarafların yazılı bir anlaşması bulunmadıkça her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Kayseri’de yaşanan bu olay ise, düğünlerdeki “takı geleneği”nin artık sadece sosyal değil, gerektiğinde hukuki bir mesele haline de gelebileceğini ortaya koydu.