İHH-AYDER ile Selçuklu Belediyesi’nin birlikte organize ettikleri Gazze seyahatine İHH gönüllüsü olarak katıldım. Gördüklerimi, yaşadıklarımı sizlerle paylaşmadan önce, Gazze’yle alakalı genel bilgiler vermem gerektiğini düşündüm. Gazze’yi tanıyabilmek için Filistin ve ‘İsrail’ tarihini bilmek gerek. Gazze’yi anlayabilmek için Hamas’ı, İntifada’yı doğru bilmek gerek. Her şeyden evvel işgal altındaki Mescid’i Aksa’nın biz Müslümanlar için niye önemli olduğunu kavramak ve olan bitene bu pencereden bakabilmek gerekir… Merak edenler için baştan söyleyiverelim, İHH-AYDER ve Selçuklu Belediyesi niye 8 gün savaşı ya da Gazzeliler’in verdiği isimle ‘Sicciyl Taşı’ zaferinden ve Filistin’in BM’de devlet olarak resmen tanınmasından hemen sonra böyle bir seyahat planlamışlar. İHH’nın Gazze’de büyük bir merkezi ve merkeze bağlı bir de şubesi var. Binlerce Gazzeli’ye çeşitli yardımlarda bulunuyorlar. Sadece 11 bin yetimi himaye ettiklerini söylesem yeterli gelir herhalde. İHH Konya Şubesi ve AYDER de Gazze’ye ciddi yardımlarda bulunuyor. Bu kez de son savaşta yetim kalan çocuklara çeşitli hediyeler ve önceden tespit edilen ailelere nakdi yardımulaştırmak maksadıyla gidildi Gazze’ye… Selçuklu Belediyesi ise Dışişleri Bakanımız Prof Ahmet Davutoğlu’nun tavsiyeleriyle Gazze’ye bağlı Beyt Hanun Belediyesi ile daha önce kardeş şehir protokolü imzalamış. Ve bu kardeşliğin nişanesi olarak abi belediye olan Selçuklu, Beyt Hanun’a 3 adet kamyon hediye etmiş. İşte bu kamyonların teslim alma töreni için bir başkan yardımcısı ve 3 meclis üyesiyle böyle bir seyahat tasarlanmış. Seyahate katılanların isimlerini de burada zikredelim. İHH-AYDER Başkanı Hidayet Yılmaz, Selçuklu Belediye Başkan Yardımcısı Ayhan Gürbüzer, Selçuklu Meclis Üyeleri Mevlüt Aydın, Ali Sönmez ve Mustafa Kulu ile Kameraman ve Fotoğrafçı arkadaşlarım Mehmet Tasmacı ile Serkan Okut ve bendeniz. Öyleyse yazı dizimize Mescid’i Aksa bilgileri ile başlayalım... Yeryüzünde değeri en yüksek üç mescidden birisi Mescid-i Aksa’dır. Peygamberimiz (s.a.v) bir Hadis-i Şeriflerinde: “Hiçbir mescide sefer edilmesi doğru değildir. Yalnız şu üç mescide sefer edilir. Mescidi Haram, Mescidi Resul ve Mescid-i Aksa” buyurmuştur. Mescid-i Aksa, Hristiyanlar ve Yahudilerce de mukaddes mabed olarak kabul edilir. Bilhassa Yahudiler bu sebeple orayı daima ele geçirmeye çalışmış ve bu uğurda her şeyi göze almışlardır. Çünkü Yahudiler Mescid-i Aksa’yı yıkıp Süleyman Tapınağı yapmak düşüncesindedirler. Kudüs şehrinde bulunan Mescid-i Aksa’yı ilk inşa eden kişi Hz Süleyman Aleyhisselamdır. Mescid-i Süleyman olarak da bilinir. Kur’an-ı Kerim’in Sebe suresinin 14. ayeti kerimesinin tefsiriyle ilgili olarak verilen bilgiler de buna delalet etmektedir. Bu ayet şöyle demektedir: “Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimizde, onun ölümünü, bastonunu yiyen ağaç kurdundan başka onlara gösteren olmadı. Böylece o yere yıkılınca, anlaşıldı ki cinler eğer gaybı biliyor olsalardı aşağılayıcı azabın içinde kalmazlardı.” Ayetin tefsirinde şu bilgiler verilir: Hz Süleyman, Mescid-i Aksa’nın inşasında cinlerden de yararlandı. Bu inşaat işinde insanların yapmaya güç yetiremeyecekleri zor işleri cinler yapıyorlardı. Ancak Hz Süleyman bir gün mihrabında asasına dayanmış halde ibadet ederken öldü. Cinler onun ibadet ettiğini sanarak işlerini yapmaya devam ettiler. Sonuçta Hz Süleyman’ın asasını içten güve yedi ve asa kırılınca onun cesedi de yere düştü. Böylece öldüğü anlaşıldı. Mescid-i Aksa’nın İslâm’daki müstesna yerinin bir sebebi de Hz Muhammed’in (sav) İsrâ ve Mirac mekânı olmasıdır. Allah, İsrâ suresinin birinci âyetinde Mescid-i Aksa’yı adıyla anarak şöyle der: “Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürütenin şanı pek yücedir.Şüphesiz o duyandır, görendir.” Burada Mescid-i Aksa’dan “çevresini mübarek kıldığımız” şeklinde söz edilmektedir. Mescid-i Aksa’nın çevresi ise başta Kudüs sonra diğer Filistin topraklarıdır. Efendimiz Hz Muhammed’in (sav) Miraca yükseltildiği sırada Kudüs’te bugünkü şekliyle bir cami yoktur. Ancak Hz Süleyman tarafından inşa edilmiş ve daha sonra yıkıma maruz kalıp yenilenmiş olan Mescid-i Aksa’nın kalıntıları vardı ve burası da Beyt-i Makdis olarak adlandırılırdı. Peygamberimizin ziyaret ettiği mekân da burasıdır. Şu an yahudilerin “Ağlama Duvarı” Müslümanların ise “Burak Duvarı” olarak adlandırdıkları duvar eski mabedin bir kalıntısıdır. M.S. 638 yılında Hz Ömer döneminde Kudüs fethedildikten sonra Beyt-i Makdis’in yerinde Mescid-i Aksa inşa edildi. Hz Ömer’in burayı mabed ittihaz etmesi de o mekânın kudsiyet ve ehemmiyetinden ileri geliyordu. Mescid-i Aksa daha sonra Emevi halifelerinden Abdülmelik bin Mervan zamanında genişletildi. Mescid-i Aksa’nın hemen yakınında bulunan ve bugün Türkiye Müslümanları tarafından Mescid-i Aksa zannedilen sekiz köşeli Kubbetü’s-Sahra adlı mabed de Abdülmelik bin Mervan tarafından inşa ettirilmiştir. Devamı yarın...
Çevresi mübarek kılınan mabed: Mescid-i Aksa
Memleket Gazetesi İmtiyaz Sahibi Adem Alemdar, Gazze izlenimlerini yazdı.
Yerel Haberleri
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?
ARANAN ŞAHISLARA SIKI TAKİP