Cepheleşme devlet yapısına sıçradı

Bahçeli, hükümetin çatıştırıcı zihniyeti ordu, üniversite, adalet, emniyet gibi temel kurumlar arasında keskin görüş ayrılıklarına ve güvensizliklere neden olduğunu öne sürdü.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Hükümetin çatıştırıcı zihniyeti ordu, üniversite, adalet, emniyet gibi temel kurumlar arasında keskin görüş ayrılıklarına ve güvensizliklere neden olmuş, yargı, yürütme ve yasama arasında gerginlikler alabildiğine tırmanmıştır'' dedi.

Bahçeli, ''60. Hükümetin 2. yılı dolayısıyla'' yaptığı yazılı açıklamada, AK Parti'nin ''gerilim, tartışma ve çatışmaya dayalı kutuplaşma siyasetine hız verdiğini'' savunarak, şunları kaydetti:

''Cepheleşme devlet yapılanmasına da sıçramış, hukukun siyasete, siyasetin hukuka karıştığı, mahkeme kararlarının tartışıldığı bulanık ortam geride kalan iki yıla hakim olmuştur. Hükümetin çatıştırıcı zihniyeti ordu, üniversite, adalet, emniyet gibi temel kurumlar arasında keskin görüş ayrılıklarına ve güvensizliklere neden olmuş, yargı, yürütme ve yasama arasında gerginlikler alabildiğine tırmanmıştır.''

''Çürüme ve yozlaşma''nın toplum ve devlet hayatının her alanına sirayet ettiğini iddia eden Bahçeli, ''Siyasi ahlak da yozlaşmış, Başbakan hükümet olmanın bütün avantajlarını mahalli idareler seçimlerinde kullanmaktan asla utanç duymamıştır. Siyasi tarihimizde örnekleri görülmemiş seçim propaganda döneminde devlet imkanları sonuna kadar istismar edilmiştir'' dedi.

Uluslararası ilişkilerde ''geri dönülmez bir çıkmaza doğru gidildiğini'' ileri süren Bahçeli, Türkiye'nin girilen her uluslararası ilişkide zemin kaybettiğini savundu.

Bahçeli, açıklamasında, ''Amerika Birleşik Devletleri'nin projelerini ve Avrupa Birliği'nin iç ve dış politikalarını tek kurtuluş yolu ve iktidarı için meşruiyet fırsatı olarak gören AKP zihniyeti, Türkiye'nin haysiyetiyle oynanmasına göz yummaya devam etmiştir'' ifadelerine yer verdi.

AB'nin Türkiye'yi, tam üyeliğin nihai hedef olmaktan çıkarıldığı sanal bir müzakere süreciyle oyalama niyetinin iyice anlaşıldığını belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

''AB'nin, bu süreci Türkiye'de zorla milli azınlık yaratmak için kullanmak istemesi, sözde 'Kürt sorunu' odaklı bir dizi listeyi hükümete dayatması alışılmış AKP teslimiyetçiliği olarak devam etmiştir. Bu kapsamda, Türkiye'de Müslüman milli azınlık olduğunun kabulü, Türkçe'den başka dillerin Türk eğitim sistemi içine alınması, kamu barışı bahanesiyle PKK affı çıkartılması, Rum ve Ermeni dini azınlık toplumlarına ve kurumlarına tüzel kişilik kazandırılması, Ermenistan'la sorunların çözülmesi, Fener Rum Patrikliğine 'ekümenik' statüsünün tanınması, Heybeliada Ruhban Okulu'nun Patrikhaneye bağlı olarak yeniden açılması gündeme gelmiştir.''

Irak konusunda milli çıkarlara dönük, tutarlı ve duyarlı bir anlayış ve uzun vadeli bir devlet politikası geliştirilemediğini savunan Bahçeli, Kuzey Irak'tan kaynaklanan terör saldırılarına karşı caydırıcı tedbirler ve etkili önlemler alınamadığını iddia etti.Bahçeli, şöyle devam etti:

''Irak'tan çekilmesi ile doğacak boşluğun Irak'ın kuzeyindeki bölümünü Türkiye'ye ihale etmek isteyen ABD'nin bu amaca ulaşmak için PKK'yı Kandil'de rezerve ederek yıllardır oynadığı oyun bütün yönleriyle netleşmiş, hükümetin nasıl bir kumpasın içine düştüğü ortaya çıkmıştır.

Erbil'in muhatap alınması, bu fiili yönetime siyasi meşruiyet kazandıracak ve resmen tanıma sürecinin ilk adımı başlamış olacaktır.''

ERMENİSTAN'A TAVİZ VERME AŞAMASINA GELDİK

Türkiye'nin içinde Ermeni iddialarını destekleyen bir cephe oluşturma gayretleri için her zeminin kullanıldığını iddia eden Bahçeli, adına ''normalleşme'' denilerek, bir yandan Ermenistan ile ikili, üçlü görüşmelerle, maç izleme bahanesi ile yürütülen ilişkilerle sürecin Ermenistan'a tek taraflı taviz verme aşamasına kadar dayandığını savundu.

''Diğer taraftan Türk milletini sözde ikna etmek, gerçekte aldatmak ve Azerbaycanlı kardeşlerimizi oyalamak üzerine bir sinsi oyun da sahneye konulmuştur'' diyen Bahçeli, Azerbaycan'dan küresel projeler uğruna Karabağ'daki haklarından vazgeçmesi ve katliamları unutması istendiğini öne sürdü.

Gürcistan ile Rusya, Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilime, Irak ve Afganistan'daki olaylara da değinen Bahçeli, bu olayları, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgeyi tehdit eden başlıca problemler olarak gösterdi.

''Türkiye ekonomisinin içine düştüğü ekonomik kriz halinin, milletin günlük hayatına çok olumsuz yansıdığı; işsizlik, yoksulluk ve açlığın toplumsal birliği tehdit etmeye başladığı'' görüşünü dile getiren Bahçeli, ısrarla alınmayan önlemlerle ve ''teğet geçti'' sözleriyle krizin görmezden gelindiğini savundu.

Bahçeli, ''Ekonomik politikalardaki kopukluklar, krizi anlamadaki derin zafiyetler, çözüm odaklı yaklaşımlardaki yavaşlık ülkemizi özellikle son iki yılda içinden çıkılmaz bir sürece mahkum etmiştir'' dedi.

Son iki yıllık süreç içinde, Hükümetin koyduğu hiçbir hedefe ulaşamadığını, uluslararası gelişmelerin sağladığı iyimser ortamı kendi politikalarının sonucu olarak değerlendirme kolaycılığını ve kurnazlığını tercih ettiğini ileri süren Bahçeli, ''Kendi toplum ve kültür özelliklerimize göre kurgulanamayan ekonomik sistem Türkiye'yi tam anlamıyla bağımlı hale getirmiş, IMF'yle olsun mu, olmasın mı tartışmalarıyla bir yılı aşkın zaman geride kalmıştır'' görüşünü ifade etti.

Bahçeli, AK Parti'yle birlikte, zihinlerde keskinleşen ''biz ve öteki'' ayrımının, kutuplaşmayı dizginlerinden boşalttığını, sosyal buhran, siyasal düzensizlik ve ekonomik kaosun giderilmesi çok zor bir aşamaya geldiğini iddia etti.

Yedi yıldır devam eden ve son iki yıllık sürede içinde ağırlığını her geçen gün yoğunlaştıran sorunların müsebbibi ve kaynağının AK Parti kadroları ve Başbakan Erdoğan olduğunu öne süren Bahçeli, açıklamasında şu görüşleri savundu:

''İhanetle ihmal arasında karar noktasında gidip gelen bir anlayış körelmesi sonucu, Anadolu Türklüğünün son bağımsız devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin, içinde yaşadığı sorunlu coğrafyada, ebedi vatanında milli varlığını koruması için güçlü ve istikrarlı bir toplum ve devlet olması AKP yönetimiyle tümüyle hayal haline gelmiştir.

Bu vahim gidişin durdurulması, bir bütün olarak Türk Milleti için artık varoluş-yokoluş meselesi haline gelmiştir. Başkent Ankara merkezli, çağı Türkçe okuyan kuvvetli bir devletin yerine; iç çekişmelere teslim olmuş, kimsenin kimseye güvenmediği, şüphelerin kanaat olarak belirdiği, başkalarının yalanlarını kendi doğrularına tercih eden bir yönetim anlayışıyla Türkiye uçurumun kenarına kadar getirilmiştir.

Türkiye AKP'den kurtulamadığı sürece soluk alamayacak, beklediği, özlediği ve hak ettiği huzur, adalet, refah, birlik, kucaklaşma ve istikrara asla kavuşamayacaktır.''

AA

Politika Haberleri

ICYF Başkanı Taha Ayhan Kimdir? Hayatı ve Kariyeri
Yeni Parti'li Akar'dan Gelir Adaleti Tepkisi
Bahçeli'den Fon Krizi Açıklaması: Ekonomimiz Güvende
FON KURULU KURULDU
FON ZİRVESİNDE KRİTİK 5 KARAR