Cemaat için ‘satış’ vakti!

M. Mustafa Özdemir

Vesayetin hakim olduğu,

İnanç zulmünün yapıldığı,

Müslümanların, öz yurdunda parya muamelesi gördüğü,

“Eski Türkiye” döneminde, kimliklerini deşifre edemezlerdi.

“Ben Fethullah Gülenci”yim diyemezlerdi.

Bulundukları kurumlarda kendilerini gizlerdi.

28 Şubat darbesinden bile zarar görmeden sıyrılmışlardı.

Fethullah Gülen, merhum Necmettin Erbakan’ın başbakanlığındaki Refahyol hükümeti için, “Beceremediler, gitsinler” diye beyanatlar vermiş, paşalara övgüler düzen mektuplar yazmış, “Başörtüsü teferruattır” deyip cemaatinin kılına zarar verdirtmemişti!

***

Sonra AK Parti iktidara geldi.

“Vesayet Sistemi” temizlendi.

Çeteler, mafyalar dönemi sona erdi.

İnançlar üzerindeki baskılar kaldırıldı.

Özgürlüklerin önü açıldı.

Alevisi-Sunnisi, Türkü-Kürdü rahatça kimliğini ve görüşünü rahat bir şekilde ifade eder hale geldi.

Dün, kendini gizleyen Cemaat mensupları, göğsünü gere gere kendilerini ifade etmenin hazzını, açtıkları okulları anlatmanın, on binlerce kişinin katıldığı Türkçe Olimpiyatları yapmanın mutluluğunu yaşadılar.

AK Parti herkesin önünü açtığı gibi onların da önünü açtı.

Herkes gibi, bu dönemde Cemaat de, katlayarak büyüdü.

Siyaset, sosyal ve ekonomik hayatta söz sahibi oldular.

Hizmetlerinden dolayı da onlara değer verildi.

***

Bütün bunlara karşılık Cemaat ne yaptı?

Öğrendik ki;

AK Parti onlara değer verirken Cemaat, devleti ele geçirmek, Erdoğan’ı devirmek için hazırlıklar içindeymiş. MİT’in, Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın ve gerekli gördükleri herkesin telefonlarını dinleme, gerektiğinde servis edip kullanmak üzere yatak odalarında namahrem görüntüler çekme, hatta suikast planları hazırlama daha da ötesi cinayetler tezgahlama peşindelermiş.

Yine öğrendik ki;

Cemaat denilen yapı; tabanda Allah rızası için, karın tokluğuna çalışan binlerce iyi niyetli insanlarla, onları bir hedef için kullanan ihanet şebekesi üst sınıf bir zümreden oluşuyormuş.

Ve dahi öğrendik ki;

Cemaat, temelleri 30 yıl öncesinde atılmış bir dış projeymiş.

***

Yaşananları biliyoruz.

Milli İrade’yle savaşa girdiler. Devlete, seçilmiş hükümete rest çektiler. Şartlar öne sürdüler. Türkiye’nin sırlarını dış güçlere pazarladılar. Kelle istediler. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı almadan olmaz dediler!

Öyle ya MİT’de, Emniyet’te, HSYK’da, TİB’de ve diğer kurumlarda her şey onlardan soruluyordu. Arkalarında da Amerika ve İsrail gibi batılı güçler vardı.

***

Ama hesap edemediler,

Bu milletin iradesine ket vurdurmayacak kadar izzetli bir millet olduğunu...

Hesap edemediler,

Bu halkın Menderes’in, Özal’ın, acısını hala yüreğinde taşıdığını…

Hesap edemediler,

Milyonların meydanlara inip Erdoğan’ın arkasında dimdik duracağını…

Hesap edemediler,

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu toprakların yetiştirdiği büyük liderlerden birisi olduğunu…

***

Velhasıl kaybettiler…

Şimdi acı gerçekle karşı karşıyalar.

Hesap zamanı geldi…

İhanetin, yaptıklarının hesabını ödeme zamanı…

İmamlar, tabiri caizse tabanları yağlayıp kaçtı.

Kalanlar; kullanılanlar, biraz da garibanlar…

Cemaat için külhanbeylik, dayılık dönemi bitti.

Şimdi onlar için saklanma, korkma vakti.

Şimdi onlar için birbirlerini ihanetle, işbirlikçilikle suçlama vakti.

Şimdi onlar için O bizden değildi, ben onlardan asla olmadım” deme vakti.

Cemaat için;

Vakit “satış” vakti.

Vakit, nihayetinde “bitiş” vakti!

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.