Çatalhöyük Müzesi'nin projesini hazırlayan mimar ve araştırmacı Cengiz Bektaş, Konya Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde, Türkiye'de ilk kez düzenlenen 11. Dünya Tarihi Kentler Konferansı'nda, Konya'nın Çumra ilçesindeki Çatalhöyük kazı alanının yanında inşa edilecek Çatalhöyük Müzesi'yle ilgili bilgi verdi.
Katılımcıların, dün ziyaret ettikleri Çatalhöyük kazı alanını adeta bayram yerine çevirdiklerini ifade eden Bektaş, bu durumun kendisini çok mutlu ettiğini belirtti.
Son yüzyıldaki arkeolojik kazıların daha önce yanlış bilinen pek çok şeyi değiştirdiğine dikkat çeken Bektaş, ''Gençliğimizde Anadolu'da Neolitik dönemin izine rastlanmadığı sanılıyordu, bu bilgi öğretiliyordu. Ancak 1960'lı yıllarda Çatalhöyük'te Profesör Mellaart'ın kazılarında Anadolu'da 10 bin yıllık izlere rastlandı. Hatta Anadolu'nun ilk toprağın sürüldüğü, dünyadaki ilk yerleşimin başladığı yer olduğunu bu kazılar ortaya çıkardı'' dedi.
Bektaş, son yüzyıldaki kazıların Anadolu'da yaşayan Hititlerin dünyadaki ilk imparatorluk organizasyonunu kurduklarını da gözler önüne serdiğini, oysa eskiden, Grek'lerin dünyada kültürün başlangıcı kabul edildiğini ancak Grek medeniyetinin bilim adamlarının tanımlamalarına göre ''dünkü çocuk'' çıktığını ifade etti.
Çatalhöyük'ün Neolitik dönemde 5-10 bin nüfusa sahip bir yerleşim yeri olduğunu ifade eden Bektaş, bu insanların nasıl olup da savaşsız bir toplum oluşturduklarının merak edildiğini vurguladı.
Buradaki höyüğün, düz bir alanda yapılan evlerin bir süre sonra yıkılıp aynı temeller üzerine yeni kerpiç evler yapıldıkça yükseldiğini ve zamanla bugünkü şeklini aldığını bildiren Bektaş, şunları kaydetti:
''Şişman kadın figürlü ana tanrıça heykelciği burada bulundu. Çatalhöyük, Anadolu'nun anaerkil yapısını aşağı yukarı belirlemiş oldu. İngiliz arkeolog Profesör Ian Hodder, 1993'te aynı alanda yeni bir anlayışla kazılara tekrar başladı. Eskiden kazı alanlarıyla ilgili bilgi kıskançlığı vardı. Hodder ise tam tersini yaptı. Ne bulduysa internetten ve diğer iletişim kanallarını kullanarak bütün dünyayı bilgilendirdi. Hodder, kazı alanının yakınındaki Küçükköy halkını hep kazıyla bütünleştirmeye çalıştı. Halkın katılımı olmadan hiçbir kültür hareketinin başarısından söz edilemez.Bugün buradaki tüm köylüler kendilerini Çatalhöyük'le özdeşleştiriyor.''
Bektaş, halen Türkiye'de insanların yüzde 50'sinin kerpiç evde yaşadığını, kerpicin Anadolu'nun en eski ve sağlıklı yapı malzemesi olduğunu, Profesör Hodder'in buradan çıkan eserlerin sergilenmesi amacıyla kerpiçten bir müze binası inşa etmek için kendisiyle bağlantı kurduğunu, kendisinin de projeye ''evet'' dediğini söyledi.
ÇATALHÖYÜK MÜZESİ PROJESİ
9 bin yıl önceki Çatalhöyük evlerinde olduğu gibi bütünüyle kerpiçten yapılacak Çatalhöyük Müzesi'nin, kazı alanına yaklaşık 1.5 kilometre uzaklıktaki Küçükköy'ün yakınına inşa edileceğini belirten Bektaş, ''Bu projeyi armağan olarak yaptık, ücret karşılığı yapmadık'' dedi.
Bölgeden aldıkları toprağı İstanbul'da laboratuvarda incelettiklerini, toprağın kerpiç yapımına uygun olduğunu tespit ettiklerini ifade eden Bektaş, şöyle konuştu:
''Projesi tamamlanan müze inşaatı için belediye teknik düzeyde işleri tamamlamaya çalışıyor. Uygulamaya inşaat mevsimi geçmeden pek yakında başlanacak. Çatalhöyük gibi 2 tepe yükseltisi şeklinde görünecek müzenin girişinde kabul salonu, hemen ileride çocukların çamurla oynayabilecekleri alan, birbirlerine rampalarla bağlı sergi salonları yer alıyor. Bu rampalar sayesinde engelliler de salonları rahat dolaşabilecek. Tıpkı höyükteki tarihsel katmanlar gibi buradan çıkan eserler müze binasında kronolojik olarak katmanlar halinde sergilenecek.''
Bektaş, en alt katında sergi alanıyla aynı büyüklükte depo alanı yer alacak müzeyi gezenlerin bazı bölümlere 9 bin yıl önceki gibi çatıdaki kapılardan gireceklerini ve Çatalhöyük insanının serüvenini yakından görme olanağı bulacaklarını sözlerine ekledi.
aa