Çarşaflı erkekler mi?

Memleketi Kurtaran Adam

Dün sevdiğim bir doktor kardeşim aradı. “Önünde Zaman Gazetesi var mı?” diye sordu. Hayırdır, dedim. Beşinci sayfanın üstündeki çarşaflılar erkek dedi. Bu iddiasını, “Ben doktorsam, bunlar yüzde yüz erkek” diyerek teyit etti.

Hemen açtım anılan sayfayı, hakkaten de siyah örtülerle kalabalığın en önünde ellerinde “Çözüm… Hilafet!” yazan dövizlerle kalın kaşlı erkeğe benzeyen resimler…
Doktor kardeşimin hassasiyetine teşekkür ederim. Lakin siyah beyaz bir resimden, emin bile olsak, bunların erkek olduklarını ispatlayamayız. Bir ajans ya da muhabirin çektiği bu resim, belki ilgili makamlarca incelendikten sonra kesin bir karar verilebilir.

Her şey bir tarafa, bu resimdeki çarşaflılar kadın bile olsalar, böyle ortamlarda erkekler her zaman olur. Çünkü bu hadiseler bilinen tabirle ‘düğmeye basılınca’ olur. Provokasyondur yani. Bakın birkaç aydır, her gün Türkiye’nin bir köşesinden ilginç haberler geliyor. Bursa’da doğu kökenli işçiler göçmen kızlarına laf atmış, kavga çıkmış. Mersin’de bayrak yakılmış. Trabzon’da bilmem ne…

Netice itibariyle Türkiye’yi karıştırmak, huzur ortamını bozmaktır maksat…
Hükümetin üç yılda yüzde 29,6 büyümeyle dünya rekoru kırdığının ilan edildiği şu günlerde, gerek AB tarafından gerekse içerdeki bölücüler tarafından olmadık saçmalıkları izliyoruz. Tabii bunlar izlemekle kalınacak şeyler değil. Eğer ilgili makamlar da bizim gibi sadece izliyorlarsa, vay başımıza geleceğe. Onlar izlemekle kalmayacak, bu bulmacayı bir an önce çözecekler. Çünkü hiçbir şey yokmuş gibi yaparlarsa çok şey olacak gibi…

Hangi köpeği iyi besleriz?

Yaşlı Kızılderili reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve on iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla, sordu dedesine. Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.
“Onlar” dedi, “benim için iki simgedir evlat.”
“Neyin simgesi” diye sordu çocuk.
“İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.”
Çocuk, sözün burasında, mücadele varsa, kazananı da olmalı diye düşündü ve her çocuğa has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi: “Peki” dedi, “Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?”
Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa: “Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem!”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.