Bilgi İletişim Kültür Araştırma Derneği’nin her Çarşamba Enes Kitap Kafe’de
Konya’daki akademik birikimi halkla paylaşmak üzere düzenlediği söyleşilere Yrd. Doç. Dr. Ramazan Yelken katıldı.
Yelken, “Tarih Sosyolojisi” başlıklı söyleşisinde tarih ile sosyolojinin birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu belirterek, yalnızca bugünü kavramanın toplumu anlamaya yetmeyeceğini söyledi. İnsanı anlamanın bütünsel yönteminin tarih sosyolojisinden geçtiğini ifade eden Yelken “Başkalarını anlayışımız tarihsel midir yoksa sosyolojik mi? Sadece pozitivist bilgi anlayışı toplumu anlamak için yeterli değil. O halde tarih ile sosyolojinin birbiriyle ilişki kurmayan iki ayrı disiplin olarak algılamak yerine ‘Tarihsiz sosyoloji ve sosyolojisiz tarih olmaz’ ilkesiyle onları bir bütün olarak kabul etmek gerekir. Tarih ve sosyoloji tartışmaları kişinin gündelik hayatta karar verişini ve olayları algılayışını etkiliyor. Bu tartışmanın doğru yapılabilmesi için tarih ve sosyolojiyi iyi tanımlayabilmek gerekir. Tarih, tarihe ait olan her şeyle ve insan eylemleriyle ilgilenir. İnsanın zaman içinde kayıt tutması, sanatsal bir eser bırakması tarihi oluşturan şeylerdendir. Sosyoloji bugünse, bugünü anlamak için düne bakılmalı, yani tarihe bakılmalı” dedi.
Bilimin bugün bilgi edinme faaliyetlerine egemen olduğunun altını çizen Yelken “Bugünkü bilim anlayışı doğanın evrensel yasalarını örnek alıyor. Doğa bilimlerinin göreceli hale geldiği günümüzde sosyal bilimlerde evrenselliği savunmak öznelliği ortadan kaldırır. Tarih, biyoloji, sosyoloji, ekonomi, siyasal bilimler pozitivist epistemolojiyi benimsiyor. Pozitivist (olgucu) anlayışın tek doğru anlayış olduğu tezi sorun çıkarıyor. Toplumu anlamaya pozitivist yaklaşım yeterli değil” şeklinde konuştu.
Tarihin tekilleştirici, sosyolojinin genelleştirici disiplinler olduğunu vurgulayan Yelken, Tarih felsefesinin öznel ve her tarihçinin bir felsefesi olduğunu ifade etti. Caner Özcan-Memleket