Abdullah Gül, 27 Nisan’da yapılan ilk turda oylamaya katılan 361 üyeden 357’sinin oyunu aldı. Aynı günün akşamı, Genelkurmay Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen bir e-muhtıra yayınladı. Bu ülkede Başbakanlık yapmış, Dışişleri Bakanlığı yapmış bir isim olan Gül’ün adaylığına açıkça tavır konuldu. Dışişleri Bakanlığı döneminde ülkenin en gizli sırlarına vakıf olan bir ismin, daha sembolik bir makam kabul edilen cumhurbaşkanı seçilmesine karşı çıkıldı.
Derin güçlerin yönlendirmesi ile Anavatan lideri Erkan Mumcu ve DYP lideri Mehmet Ağar, milletvekillerinin oylamaya katılmak için Meclis’e girmesine engel oldu. Meclis, cumhurbaşkanını seçemeyen duruma düştü. Ülke erken seçime gitti ve toplum Abdullah Gül’e yapılanların haksızlık olduğu sonucuna vardı.
3 Kasım 2002’de yüzde 34.5 oy alan AK Parti, 4,5 yılın sonunda oylarını yüzde 46.5’e yükseltti. Toplumun bu tercihinin üzerinden daha iki hafta bile geçmeden şimdi aynı oyun bu kez farklı bir şekilde yeniden oynanmaya kalkılıyor.
Halk, üzerinde uzlaştığı ismi ortaya koydu. İki seçmenden birisi Ak Parti’ye oyunu verirken, aynı zamanda “Benim adayım Abdullah Gül” dedi.
Yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde 367 gibi bir engelin de bu seçimde olmayacağı orta yere çıktı. MHP lideri Bahçeli, seçimler sırasında Meclis Genel Kurulu’nda bulunacaklarını açıkladı. Benzeri bir açıklama da “bağımsızlar” olarak giren DTP’lilerden geldi.
Şimdi Gül’ün, halkın tercihleri yolunda cumhurbaşkanı seçilmesinin önünde bir engel bulunmuyor. Bu tablo ortaya çıkınca, aynı güçlerin sergilediği oyunun adı “Fedakarlık” oldu. Abdullah Gül’ün kendisinden çekilmesi isteniyor. “Seçilmek senin hakkın ama aday olma çekil” deniyor. 27 Nisan sonrasında her türlü oyuna göğüs geren, her türlü askeri müdahaleye karşı duran, azgın azınlığın gemleri azıya almasına karşı verilen mücadelenin ardından bu kez “Fedakarlık” dayatması önüne çıkarılıyor. Tutanak-Memleket
‘GÜL OLMAZSA TÜRKİYE’NİN ÖNÜ AÇILIR’ SALATASI
İçimden bir ses diyor ki, tanıdığım Abdullah Bey, fazlasıyla hak ettiği bu koltuğu, kendi arzusu ile reddetmelidir. Hak edilmemiş koltuğa oturmak yüzsüzlüktür. Tanıdığım Abdullah Gül’den işte böyle zarif bir fedakârlık bekliyorum. Bu fedakârlığı yaparsa seviniriz. Bu fedakârlığı yapar, uzlaşma kapısını açarsa ne olur? Türkiye’nin önü açılır. Fert başına 10 bin dolarlık Türkiye hedefine koşmaya başlarız. Ya yapmazsa... Yapmazsa söyleyeceğimiz bir şey olamaz. O da, vatandaş olarak hakkıdır. Ertuğrul Özkök-Hürriyet