Temel eşyalarını toplarken karısı (ona da Fadime diyelim mi?) Temel'i yaşlı gözlerle seyrediyor. Temel diyor ki,
-Niye sızlanıp duraysun be Fadime, sus.
-Nasıl susayum, sık sık beni bırakub başka karilara gideceesun; ben ağlamayim da kimler ağlasin?
-İyi ama o cezilerum hep iş icabi idi Fadime, vallahi gözüm senden paşkasını görmeyii..
-İnanmam, isbat et o zaman...
-Bak Fadime beni zorlama; bilmemen gereken şeyler var; bu ev nasıl dönüyor, bu tencereye nasıl yemek konuluyor zannedeysun. Söyletme beni, pişman olursun pak!
-Pişman olmayacağum, yeter çi sen gerçeği soyle pağa!
-Peki sen istedun; ben aslinda kiralik kaatilum. Dahasını söyleyum mu?
-Soyle...
-Bugüne kadar bir sürü adam furdum; pek çok zaman hapislerde yattum, kaçak gezdum; o yüzden eve gelemedum... Dahasını söyleyum mu?
-Soyle soyle...
-Şimdi de yeni bir iş üzerindeyum; iki tehlikeli adamı furmak için peşlerine gideceğum. İnandun mu haçan şimdi pağa?
-Hüü hüüü....
Temel elinde valizi, belinde tabancası ile evden çıkar. Fadime huzur içinde ellerini yukarıya kaldırarak duaya başlar,
-Yarabbim, hamdolsun sağa; Temel'in közü tışarda değul imiş!