Bu bir Erbakan devrimidir

Yücel Kemendi

2009 Mayıs ayında neler yazmışım.

Daha demokrat bir Türkiye için... 12 Eylül 1980 darbesini yapanların yargılanması isteniyor,

Çok güzel;

Peki! Neden sadece 12 Eylül? Yanına 28 Şubat’ı katsak ne olur. Ya da 12 Mart’ı, ya da 27 Mayıs’ı neden katmayalım, katarsak kıyamet mi kopar.

Gerçekten Amacımız demokrasi ise; gelin milletvekili dokunulmazlığını da kaldıralım.

Demokrasi halkın yöneticilerini seçme hakkı, insan hak ve özgürlüklerinin oluşturduğu bir ortam, çoğulculuk ve katılımcılık değil mi?

Evet,

Gelin siyasi partilerdeki ömür boyu genel başkanlık sistemini de kaldıralım.

Ardından Siyasi Partiler Kanunu’nu ve kayıtlı üyelerin katılımıyla ön seçimsiz iş yapmayalım.

Oldu olacak, Şu başörtü yasağı ile her sabah minik çocuklarımızın karda kışta okul kapısı önünde okudukları andımızı da kaldıralım.

Bu yasakların sürüp gittiği bir ülkede, insan hakları kavramında eksiklik yok diyebilir misiniz? Cemevleri’ni ibadethane sayabilir miyiz?

Kısacası o günler, “başörtü serbestliğiyle” birlikte “cemevleri ne adaleti” beraber savunmayanların demokrat olamayacağını yazdığımda, bir kısım dostlarım kıyameti koparmıştı.

Biz söyleyince kıyamet kopar, sayın başbakan bunu gerçekleştirir gık yok.

Yine o günlerde demokrasimizde demokrasi adına ne eksikse onları korkmadan yapalım dediğimde, hocam oldu olacak ana dilde eğitimi de serbest bırakalım olsun bitsin yazan yorumları da hatırlıyorum.

Bunların büyük bir bölümü gerçekleşti, 12 Eylülcülerden sonra 28 Şubatçılarda adalet önündeler. İnşallah 12 Mart’ı, yada 27 Mayıs’ı bize yaşatanlarda adalet önüne çıkartılırlarda İşlem tamam olur.

Pazartesi günü beklenen ‘demokratlaşma paketi’ açıklandı. Eksik ya da fazla, onu zaman gösterecek.

TBMM den geçen haliyle daha doğru değerlendirme yapılabilir.

İçinde neler var? Beklediğimden fazlası var.

Bazı maddelere zil takıp oynayanlar olduğu gibi, vay be vatan elden gidiyor diyenleri de duyar gibiyim.

Bana göre en önemli maddelerinden birincisi; ANAYASA'YA DOKUNMADAN DEMOKRATİKLEŞME, Hiçbir Anayasal düzenleme yapmadan. Bu çerçevede, Anayasal düzenleme gerektiren devlet okullarında ana dilde eğitim yerine, yasal düzenlemeyle uygulanabilecek özel okullarda ana dilde eğitimin önü açıldı.

Ayrıca, Türkçe alfabede değişiklik yapılması ve yasaklı harflerin alfabeye sokulması yerine, bazı harflerin kullanılması önündeki yasak ve buna bağlı cezalar kaldırıldı.

Bu paketle değişen köy isimleri geri veriliyor. Yani insanların dedeleriyle aynı yerde doğmalarına rağmen farklı yerde doğmuş gibi durum ortadan kalktı.

Biz daha azını beklerken, bu kesinlikle olmaz bunu kimse yapma cesareti gösteremez derken, “Farklı dil ve lehçelerde siyasi propaganda imkanı” geldi.

28 Şubat öncesi Ne mutlu Türküm diyene denince, birileri de çıkar ne mutlu kürdüm der, onun için gelin bunu kaldıralım diyen Necmettin Erbakan”ı o günler defe koyanlar ne yapacaklar bakalım. Buradan zevkle onlara sesleniyorum.”Beyler haberiniz var mı Andımız da kalktı”.

Bizde Andın okullarda okutulmaya başladığı tarihte, Hitler Almanya'sında " kanımın her damlasıyla; ben tüm enerjimi ve gücümü Adolf Hitler'e ve ülkeme adayacağıma yemin ediyorum. Onun için, sahip olduklarımdan hatta hayatımdan bile vazgeçeceğime söz veriyorum ve bunun için Tanrı'dan yardım diliyorum" diye yemin ediyordu. ANDIMIZ Bu yeminden esinlenildiği için kaldırılmasını istiyorum demiştim kimse ciddiye almamıştı. Bizim andımızı Mussolini İtalya'sında faşist ideoloji ile yetiştirilen çocuklara: "Tanrı'nın adıyla ben liderimin bütün emirlerini yerine getireceğime, gerekirse bu uğurda kanımın son damlasına kadar mücadele edeceğime yemin ederim, yaşasın faşist devrim..." diye yemin ettiriliyordu, onun için bu andı kaldıralım, Almanya ve İtalya 1930”ların ırkçı ideolojilerinden kurtuldular, yeminleri her gün tekrarlayıp durmuyorlar. biz ise kurulmuş plak gibi hep bunu söylüyoruz, kalkarsa da kıyamet kopacak zannediyoruz. Onların becerdiğini biz beceremedik yazmıştım. 4 yıl sonra bugüne nasip oldu. Diğer değişikliklerden, Kılık kıyafet yönetmeliği değiştirilerek kamu kurumlarında baş örtüsü yasağı kalkıverdi. Resmi elbise giymek zorunda olan TSK mensupları, yargıda hakim ve savcılar bunun dışında tutulacak. Yani öğretmenler okullarda derslere türbanla girebilecek. Kamuda, “asker ve polisler ile hakim ve savcılar” dışında başörtüsü yasağı kalkıyor. Başörtüsü yasağının kaldırılması için de 12 Eylül darbe döneminde çıkarılan kılık-kıyafet yönetmeliğinde değişikliğe gidilecek. Yani Anayasa değişikliği olmadan sadece yönetmelik değişikliği ile bu sorunda aşılacak. İşte bu kadar! Millet güvendi %50 oy verdi, onlarda millete verdikleri sözü bir bir yerine getirdi. Seçim sistemi değişiyormuş, Siyasi partilere devlet yardımında değişiklik olmuş, Siyasi partilere üyelik engeli kalkmış, bunlar ve diğerleri, beni pek fazla ilgilendirmiyor. Hem AK partililer, hem de Saadet partililer, kabul etmeseniz de, hani Erbakan kanlı mı olacak kansız mı demişti ya, işte bu kansız yapılan bir Erbakan devrimidir…

Yorum Yap
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (12)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.