10 bin 300 yıl öncesine dayanan tarihi ile tüm dünyada dikkatleri üzerine çeken Boncuklu Höyük, yapılan arkeolojik çalışmalarla keşfediliyor. Karatay Belediyesi de çalışmalara tüm hızıyla destek veriyor. Bu kapsamda Karatay Belediye Başkanı ve İl Kültür Turizm Müdürü Abdussettar Yarar, basın mensuplarıyla Boncuklu Höyük’teki çalışmaları yerinde inceleyerek gazetecilere bilgi verdiler.
BAŞKAN KILCA: BONCUKLU HÖYÜK, YENİ TURİZM ALANI OLACAK
Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca ise şunları söyledi: “Bu tarz çalışmaları önemsiyoruz. Konya, çok zengin ve tarihi bir geçmişe sahip. Belediye olarak bu tarz çalışmaları destekliyoruz. Bölgenin gelişmesi, yolunun, çevre düzenlemesinin yapılması İçin çalışıyoruz. Burası yeni bir turizm merkezi olacak. Ziyaretçi sayısının da önümüzdeki yıllarda 20-30 kat artacağını umuyoruz.”
İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar ise kazı çalışması yapılan alanın ise gelecek yıllarda bölgenin parlayan yıldızı olacağını söyledi.
20 YILDIR ÇALIŞMA YAPILIYOR
Boncuklu Höyük alanındaki çalışmaları anlatan İngiltere Liverpool Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dougles Baird, Boncuklu Höyük'te 20 yıldır keşif çalışmalarının yapıldığını söyledi.
60 kişilik uluslararası uzman ekiple çalıştıklarını da söyleyen Prof. Dr. Baird, “Bu yıl 4 alanda çalışma yapacağız. Çok uzun süredir çalışma. 2006 yılında yükseklik kontrol edilmek isteniyor. Yerde obsidyenler bulunuyor. Tarih öncesi bir yer olduğu keşfediliyor. 2006’dan beri yaptığımız çalışmanın 2 yıl daha süreceğini tahmin ediyoruz. Buluntular dışında, kazdığımız topraklarda hayvan ve tarım kalıntılarını dikkatli şekilde topluyoruz.
Buğday kalıntıları, bezelye ve mercimek kalıntıları var. Ne amaçla kullanıldığı izleri tespit ediyoruz. Küçük tohumları göz ardı etmiyoruz. Çatalhöyük'ten farklı olarak koyunun evcilleştirildiğine dair izlenimler var. Çatalhöyük’ün aksine tarım burada düşük düzeyde. Mimari ve yerleşim uygulamalarına bakılınca, burası Çatalhöyük’ün atası” dedi.
BONCUKLU HÖYÜK’E MERAK ARTIYOR
Boncuklu Höyük’ün oldukça derin bir tarihe sahip olduğunu söyleyen Prof. Dr. Baird, birçok arkeoloğun ilgisini çektiğini ve burada çalışmalara katıldığını aktardı.
Dünyadaki bilim insanları için Konya’nın çok önemli şehir olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Baird, “Zonguldak Bülent Ecevit, Ege, Ankara, Hacettepe, Trakya Üniversitelerinden çalışmalara katılanlar var. Konya halkının merakı ve ilgisi var. Sürekli de artıyor. DNA çalışmaları. Boncuklu’da yaşamış olan toplumun güneydoğu Avrupa’ya yayıldığını görüyoruz. Akrabalık ilişkilerini ortaya çıkarıyoruz. Tarım ürünlerinin alışverişine yönelik olarak ticari vasıta aracılığı ile Avrupa’ya gidişler olduğunu kanıtlamaya çalışıyoruz” diye konuştu.
BÖLGENİN SULAK VE GÖLLERLE KAPLI OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI
Prof. Dr. Baird, Boncuklu Höyüğü çevresinin sulak ve göllerle kaplı olduğunun ortaya çıktığını söyledi. Bereketli toprak birlikte zengin bitki örtüsü bulunduğunu açıklayan Prof. Dr. Baird, “Çalışmalarımızda birçok yerde kerpiç duvar izlerine rastlıyoruz. Yapıların mimarisi ile ilgili önemli bilgiler elde ediyoruz. Bu yapılan genellikle oval durumda. Kazı çalışmalarımızda, çok büyük çöplük alanı ile karşılaştık. Bunun dışında büyük memeli hayvanlara ait kalıntılar, balık ve su kuşları ile ilgili kalıntılara rastladık. Bölgenin oldukça sulak, bataklık ve göllerle kaplı olduğu ortaya çıktı. Boncuklu Höyük civarında 20 yıldır çalışma yapılıyor. 9 bin yıllık geçmişi olan Çatalhöyük’ten 1000 yıl daha önce kurulmuş bir yerleşim yeri. İlk tarımın burada yapıldığına dair izler var. Hatta Avrupa’ya tarım buradan gitmiş. Çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor ve her kazıda yeni bilgilere ulaşıyoruz” şeklinde konuştu.
ÇATALHÖYÜK’TEN FARKLI MİMARİ
Gazetecilerle birlikte Boncuklu Höyük’te geniş bir gezi yapan ekip, bu alanın mimari yapısıyla ilgili de geniş bilgiler verdi. Çiftçiliğin en uzun hikâyesinin buradan başladığı bilgisini veren uzman ekipler, yapılaşmadaki farklılıklar olduğunu dile getirdiler. Çatalhöyük’e yapıların bitişik olduğunu hatırlatan bilim adamları, buradaki evlerin tek ve aralarında mesafeler olduğunu söylediler. Dönemin mimari unsurlarını ortaya çıkarmaya çalıştıklarını söyleyen arkeologlar, “Burada yoğun mimari izler görmedik. Evler birbirinden bağımsız inşa edilmiş. Günlük aktivitelerin gerçekleştiği alan, yemek pişirme alanları, mutfak alanları var. Buradan sosyal açıdan birbirileri ile etkileşimin göstergesi çıkıyor. Hane halklarının inanç sistemleri ile ilgili de ayrıntılı bilgiye ulaştık. Yaban öküzü başta olmak üzere bazı hayvanların kafataslarının duvarlara işlendiğini gördük. Ev içlerine gömülen ölülere rastlandı. Ayrıca ev tabanına değil, ev dışındaki alanlara da gömü taktiği uygulanmış” dediler.
M. Ali Elmacı-Memleket