Bizim belediye gayri şer'i iş yapmaz

Belediyelerin 18. madde uygulamalarındaki hatalara dikkat çeken yazarımız Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu, ‘başarılı belediyecilik gereği’ vatandaşları rahatsız eden uygulamalara son verilmesini istedi.

18. Madde Muhabbeti veya Mağdurları


 


Prof. Dr. Ali Osman KOÇKUZU


 


Belediyelerin imar dolayısıyla vatandaşlara uyguladığı, “şöhretli on sekizinci maddeyi” herkes gibi biz de duyar, fakat bu madde ile insanımızın mülklerine yapılanlara üzülür belki de daha fazla ilgilenmezdik. Ateş düştüğü yeri yakardı. İnsan üzülse de, kendine değen kor parçasının verdiği acıyı ve üzüntüyü duyamazdı. İlgilenmezdik; çünkü çocuk yaşımızdan bu güne Belediye ve icraatı hakkında bizde önemli bir tesir olduğunu da zan etmezdik. Yani her zaman; “Konya’da belediye mi var ki?” düşüncesi, dünyada yaşadığımız süre boyunca üç aşağı beş yukarı hep bulunurdu.


Belki de bu fikirler ilk kez 1940’lı yıllarda çarşıda gördüğümüz lacivert elbiseli, palaskalı, göbeklerinde “Zabıta-i Belediyye Memuru” yazılı zevatın ortada estirdiği “höf” idi. Sonradan zamanla öğrendik ki bu kişilerin bir çoğu; Yemen’de, Galiçya’da, Irak’ta, Filistin’de savaşmış, bir çokları da Kahire’de İngiliz esaretinde yıllarını geçirmiş insanlardı. Devlet onları korumak istemiş ve belediyelere yerleştirmiş. Bu insanlar Konya deyişi ile Höflü idiler. Öyle ya, tek başına emekli Pulus Tahsin Konya’yı nasıl idare ederse, “Golcu Goca Üssüyün” de kazara saatli olarak/ücretle kiralayarak bir bisiklete veya kendi bisikletine binen biz çocukların korkulu rüyası veya “belediyesi” idi. Daha sonra Türbe önünde büyük çınarın yanındaki dükkanda şekercilik yaptığını gördüğüm biri, etrafına üç beş kişi daha kolcu alarak Aziziye’den Türbe’ye yürür, haşmetle etrafa korku saçar, biz de böylece belediyemizi tanımış olurduk. Yirmi yaşlarımıza yakın, Osman Bölükbaşı’ya oy verdiği için, belediye hizmetlerinden af edilen (belki de mahrum bırakılan) Sarıyakup halkından olmak, biraz daha belediye tanımak demekti.


Babaları  belediyeci olan ağabeylerimiz meslektaşlarımız da vardı. Bunlardan birinin; “Di len! Senin de benim de babam, Reis .... beyin rakıcısı idi” şeklindeki muhatabına olan takılmaları duyduğumuzda yaşımız kırkı geçmişti. Derken, “Allah’ın beldelerimize özel lutfu olan belediyeler dönemi” geldi çattı da, ‘yerel’i daha iyi anlar olduk. Anladığımızın da aslı yok, ne binasını, ne icraatını, ne personelini biliriz. Bir sefer de onun bunun iğvasıyla rey de verdik, inanmadığımız halde. Laf nereye gitti... Bizim belediye ile icraatıyla işimiz yok iken, bu 18 mehabbeti bizi buralara çekti getirdi.


Konya civarının köylerinden iken şimdi artık mücavir bir mahalle olan bir yerde, aşırı partici olan akrabalarımdan, mevcut yönetimlerin üstün başarılarını dinler, onların samimi particiliklerine ve inanışlarına acırdık veya hayran kalırdık. Bir seferinde gittik, anaaaa?! bu akrabanın of pufları cihana ağmış. Dinledik. İçlerinden Ali enişte güzelce kendi durumunu anlatıverdi ve bir dini mesele sordu. Bu çok takdir ettikleri sevgili belediyeleri, bunların yüzlerce yıldır baba mülklerinde kanun geçirmiş, on sekiz uygulamış; tanımadıkları bir takım dernekler, vakıflar, hatta şahıslar, bunların yüzlerce yıllık tarlalarına, mülklerine ortak olmuş. İyi de bunun karşılığında ne kazanmışlar? bunu hiç bilen yok. Dini soru da şu: “Benim baba mülküme gelen bu vakıf sebebiyle, bizim mülklerimiz de vakıf olur mu?”. Hocalara gitmiş, her kafadan bir söz, bir cevap. Nihayet bir dostu enişte Ali efendiyi Konya’da bir namlı (!) hocaya daha götürmüş. Giderken şartlı gitmişler, enişte ağzını açıp la havle demeyecek, efendi efendi oturacak, hikayeyi götüren ve aracı olan zat anlatacak. Kabul etmiş, hoca efendimize gitmişler. Götüren hadiseyi anlatmaya başlamış. Hoca efendimiz; “Doktora gidince önce vizite parası verirsiniz, ama dini bir mesele sorarken böyle bir adet yok” demişler, aracı zat eniştenin kulağına bir şeyler söylemiş, “Ne ise onun dediği parayı çıkarıp verdik” diyen enişte, dört gözle cevabı beklemiş. Cevap gelmiş; “Bizim belediyelerimiz gayr-i şer’i bir iş kat’iyyen yapmazlar!” şeklinde olmuş. Azıcık Osmanlı dili olan bu cümleyi şöyle anlayabiliriz: “Bizim belediyeler İslam dinine aykırı iş yapmazlar!”. Ağzını açmamaya söz verdiği için cevabı sineye çeken Ali enişte, meseleyi bana da sordu. Ben de belediyelerin evvelce çok sevilirken neden bu hale düştüğünü sordum, mesele öyle uzadı gitti. Bu keyfi uygulamalar bir çok ocak yaktı, yakmış, hala da yakmakta. Herkes “Biz yapmadık, evvelce olmuş” mazeretine sığınmakta ve iş öylece sürüp gitmekte.


Biz buraya kadar ne dedik: “Bir on sekiz varmış, bulduğu garibanın başını koparır, elinden malını alırmış. Sonra bu on sekiz o kadar akıllı imiş ki, gideceği yerleri çok iyi bilir ve oralardan geçer, oraları titizce seçermiş. Eşe dosta hiç dokunmaz, garip ve bikeslerin canına okurmuş. Ha bir de bunun ilanı ve itirazı varmış, ilanı belediyede metruk bir odanın kapısına asılan bir kağıtmış. Bu kağıdın da üstü çok kez peşkir ile örtülü olurmuş. Hani, “fiyatların kabardığı dönemde iş görmeyen fiyat listeleri gibi”.


Bu on sekize uğrayanın kârı ne olurmuş? Ona da Marmara veya Karadeniz üzerinden arsa ayrılırmış. Hatta bazen de Kızıldeniz’den. Kim yaparsa yapsın bu tür uygulamaları, eskiden “Ankara’dan böyle geldi” şeklinde savunulurmuş. Ankara’ya giden, başına gelen istimlakleri, hemen komşu alanlara kaydırırmış. Çünkü komşu alanlar, garip kimsesiz yetimlerin olurmuş... falan filan...


Bizim inancımıza göre, başkasına ait arazilerin, arsaların, hatta yolların herhangi bir yolla kendi mülkümüze katılması haramdır. Dünyada ve ahirette sorumluluğu gerektirir. Bu on sekiz uygulamaları da Allah korkusunu hatırlatmaz mı? Ahmet beyin gününde yapıldı, valla billa bizim haberimiz yok... gibi savunmalar, Allah korkusunu izale edebilir mi? Yoksa “Herkese dayanabildiği kadar ateş” mi diyeceğiz. Bunların kanuni yollarla giderilmesi ve yüz karası olan uygulamaların  bir an önce giderilmesi, her şeyden önce kulluk ve başarılı bir belediyecilik gereği olsa gerek.

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?