Bir ömrün serencamı: H.Hüseyin Varol

Ümit Savaş Taşkesen

BİR ÖMRÜN SERENCAMI: H.HÜSEYİN VAROL

 

Uzun bir aradan sonra selam ile başlayalım yazıya… Yazıya ara vermemi gerektiren gerekçeler geçerliliğini hala sürdürüyorsa da bu konunun yazılması gerektiğine olan inancım daha ağır bastı. Nedir bunca suskunluktan sonra suskunluğuma ara verip de beni tekrar köşe yazısı yazmak için bilgisayarın karşısına geçiren şey? Bu sorunun cevabı önceki gün TYB Konya Şubesinde düzenlenmiş –düzenlenmekte- olan huzur sohbetinde saklı.

Cumartesi günü teravih sonrası TYB’nin ışıklandırma ile bir başka görünen, gözüme öyle gelen evi ve bahçesinin yolunu tuttum daha önceki haftalarda olduğu gibi.

 

Bu kez konuşmacının adı var konusu yoktu. Anlamıştım zuhurat bir program olacak, bakalım nasibimize ne düşecek diye düşündüm. Konuşmacının adını daha önce duymuş ama hiç konuşma, tanışma, dinleme fırsatım olmamıştı. Huzur Sohbetinin konuşmacısı Hayra Hizmet Vakfı’nın kurucusu ve genel başkanı Hasan Hüseyin Varol Hoca idi.

 

Kapıdan girerken ağır adımlarla bahçeyi süzerek orada oturmakta olan bize doğru yaklaşan adamı görünce, bu o galiba diye konuştuk. Duruşunda ve yürüyüşünde bir ağırlık kendisini hissettiriyordu.

 

Varol hoca ile programa başlamadan önce gerçekleştirdiğimiz bir ön sohbet esnasında şekersiz içtiği çayını yudumlarken muhatabına karşı sağır değil açık bir kulağı olduğu dikkatimi çekti. Kimdi bu adam?

 

Sağdan soldan arkadaşlar çeşitli özelliklerini fısıldıyorlardı. “Hafız. Sayılı hafızlardan. Yüzlerce, binlerce öğrenci yetiştirmiştir. Önemli bir adamdır. Kur’an okumada Türk usulünü geliştirmiş saygıdeğer bir alim” vb. Merakım daha da kamçılanmış ve ne anlatacağını dinlemek için sabırsızlanmaya başlamıştım.

 

Hasan Hüseyin Varol hoca konuşmaya başladığında bahçeden girinceye kadar ne konuşacağı konusunda zihninde herhangi bir şey belirmediğini ancak program öncesinde gerçekleştirmiş olduğumuz ön sohbet esnasında Selçuk Üniversitesinden emekli ve TYB’nin Aydınlar Ocağının, Kültür programlarının müdavimi kütüphaneci Derviş Hasan Ağabeyin Hayra Hizmet Vakfının kütüphanesinin ilk kuruluşunu anlatmasından yola çıkarak kendisindeki kitap ve okuma sevgisinden başladı anlatmaya.

 

Anlatı da anlattı. O anlattı biz doyamadık. Kimi zaman güldük kimi zaman o anlatırken ağladı, bizim de gözlerimiz nemlendi. Duygulandık. TYB Bahçesinin şahit olduğu tarihi anlardan birisi gerçekleşmişti orada. O ramazan akşamında Varol hoca bizi aldı götürdü, zaman içinde yolculuk yaptık ve zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Anlatmaya devam etse sanırım o bırakıncaya kadar kimse yerinden kıpırdayamazdı, sahuru beraber yapardık. Her açıdan unutulmaz bir geceydi.

 

Bir çocuğun içine düşen okuma ateşinin kişiyi nerden nereye getireceğinin serencamının iki ikibuçuk saate sığan bir hikayesi idi. Elif ba görmeden babası tarafından doğrudan Kur’anı Kerim’den okumayı öğrenen sonra köyün imamından Osmanlıca öğrenen ve artık okumayı öğrendim derken bir gün yolda bulduğu bir gazete parçasını okumaya çalışan ve neden okuyamadığını anlayamayan, askerden gelen dayısından alfabeyi ve okumayı öğrenen, yazacak kağıt olmadığı için alfabenin ilk harflerini babasının nüfus cüzdanının arkasına yazan, oradan ezberleyen, üç yumurta ile çerçiden kalem ve kağıt takas eden, okuma merakının peşinde okuyacak kitap bulmak için köyün camisinden imamın evine kitap araştıran, bulunca da hazine bulmuş gibi sevinen bir hayat.

Hafızlık yaparken bir yandan da harçlığı ile gazete, dergi alan, onların eve girmesi ve okunması yasaklandığı için eve gidinceye kadar gazete ve dergileri okuyup bitiren ve eve girmeden parçalayıp dereye atan, günde iki yüz sayfa kitap okumazsa başı ağrıyan, çocuk yaşta ailesini korumak için muska kitabını altı ayda yazarak kopyalayan, evde çocukları yemek beklerken elindeki poşetin içinde yiyecek bulamaycınca ağlayıp yine kitap almış diyen çocuklarını anlatırken de kendisi ağlayan bir adamdı karşımdaki.

Kurduğu vakfın, Hayra Hizmet Vakfı, kuruluş senedini onaylatmak için gittiği noter parasını borç alan ve vakfın senedinde kayıtlı olarak sadece 3000 kitap ve masa sandalye bulunan, bunun için ömrünü harcayan, ilkokula dahi gitmemiş bir muhterem hoca efendinin hatıralarını dinledik. Kendisi Konya’da hafız iken ders alması için hocası tarafından İstanbul’a gönderilen ve orada 45 günde Sübhaneke duasını verebilen ekol bir hocayı dinliyorduk ağzımız açık, hayretler içinde. Bu sohbet esnasında Ahmet Muhtar Büyükçınar’dan Ali Emiri Efendiye birçok kişi ve okuma tutkusu geçti aklımdan. Kitabı çalacak kadar tutkuyla seven ve okuyan bir hoca Hasan Hüseyin Varol. Allah sağlık afiyet versin kendisine.

Diyeceğim o ki o sohbeti kaçırmış iseniz çok şey kaçırdınız demektir. Ancak bunun bir telafi imkânı var. Bildiğiniz gibi Konya TV, çok iyi bir iş yaparak TYB Konya Şubesinde gerçekleştirilen programları haftanın çeşitli günlerinde tam olarak yayınlıyor. Önümüzdeki günlerde Hasan Hüseyin Varol hocanın programının yayın saatini öğrenip oradaki yayını dinleyerek, izleyerek bu güzel sohbeti ve benim burada anlatamadığım ayrıntıları yakalama imkânınız olabilir. TYB’deki sohbeti kaçırdıysanız Konya TV’de yayınlanacak olan programı kaçırmayın diyebilirim.

Yorum Yap
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.