Bütün dünyanın görmezden geldiği bu katliam sırasında bir otel müdürü olan Paul Rusesabagina, sayıları 1268'i bulan mülteciyi, müdürü olduğu Milles Collines otelinde saklamayı başardı. Bu olayı beyazperdeye taşıyan ödüllü "Hotel Rwanda" adlı film önümüzdeki hafta gösterime giriyor.
Yönetmenliğini Terry George'un üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Don Cheadle, Sophie Okonedo, Jaoquin Phoenix ve Nick Nolte yer alıyor. Olayın asıl kahramanı olan Paul Rusesabagina ise ekibe özel danışmanlık yaptı.
Filmde Paul Rusesabagina'yı canlandıran Don Cheadle'ın da en iyi erkek oyuncu dalında Oscar'a aday gösterildiğini hatırlatalım.
Yönetmen Terry George, olayın kahramanı olan Paul Rusesabagina'nın öyküsünü üç yıl önce dinlediğinde çok heyecanlanmış. "Bu öyle bir hikayeydi ki, tüm sinema camiasını içine çekebilecek kadar güçlüydü" diyerek anlatıyor George neler hissettiğini.
Ve devam ediyor: "Utanarak söylemek zorundayım, hiçbirimizin haberi bile olmayan, bir konuydu. Ancak bunların dışında daha da önemlisi, bu hikaye, izleyiciye, aşk, sevdiğini kaybetme, korku ve cesaret duygularını tattırabilecek, herhangi birimizin başına gelebilecek, tabii böyle bir cesareti gösterebilirsek, etkileyici ve insanı içine çeken bir olaydı."
Ruandalılar'ın müthiş mücadelesi 1990'ların en kanlı katliamı olarak Afrika tarihindeki yerini aldı. Hikayenin daha trajik olmasının nedeni ise dünyanın bu vahşeti gözardı edip, Ruanda halkını bu korkunç teröre mahkum etmesiydi. Dünya gazeteleri bu olayları, sadece alışıldık bir üçüncü ülke haberi olarak duyurmayı tercih etti.
Yüz günü aşkın bir süre içinde yaklaşık bir milyon kişi vahşi bir şekilde katledildi, öyle ki başkent Kigali'nin caddeleri ve nehirleri olduğu gibi kana bulanmıştı, ama kimse yardıma gelmedi. Ortada ne bir müdahale, ne askeri kuvvet, ne de anlaşma sağlamak isteyen birileri vardı. Ruandalı Hutular, kendi Tutsi komşularını, hatta onlara engel olmaya çalışan modern düşünceli Hutuları bile zalimce katlettiler.
George'u en çok zorlayan ise başaramama korkusu olmuş. "Duyduğum başaramam korkusu heyecandan daha yoğundu" diye anlatıyor yönetmen.