Bir ezan, üç bin ezan oldu!

Prof. Dr. Ali Akpınar

Konya’mız, cami/mescid sayısı bakımından İstanbul’dan sonra en fazla mescidi olan vilayetimiz. Üç bin küsur camimiz var. Merkezî vaaz ve ezan sistemine son verilmekle, bir ezan yerine üç bin küsur ezan canlı canlı okunur oldu.

Aslında iyi ezan, kötü ezan ifadesi doğru bir söylem değil. Eskiler, tecvid ve ses-sedasıyla güzel Kur’ân okuyan biri için, Kur’ân’ı güzel okudu, yerine Güzel Kur’ân’ı okudu derlerdi. Tıpkı bunun gibi üç binden fazla camiden, güzel ezan sedaları yükseliyor Konya arzında.

Elbette her uygulamanın, olumlu olumsuz tarafları vardır. Bu yeni uygulamanın da bir kısım eksiklikleri ve aksaklıkları olacaktır. Önemli olan imam-cemaat, cami dernek başkanı-muhtar işbirliği içerisinde eksiklik ve aksaklıkları en aza indirmektir. Şehrimizde çok sayıda emekli yahut çalışan, bu işi bilen liyakatli insanlar var. Herkes üzerine düşeni, zamanında yerine getirirse, hem sorumluluğunu yerine getirmiş olur, hem de aksaklıklar en aza inmiş olur. Şöyle ki görevlisi olmayan cami içerisinde, müezzinlik için herkes birbirinin yüzüne bakmaz, liyakatli olanlar vakit geçirmeden kalkıp müezzinlik vazifesini ifa ederse, ehliyetsiz olanlara meydan kalmamış olur. Ancak kıraatiyle, ses-sedasıyla yetenekli olanlar, pasif kalmaya devam ederse, ehliyetsiz olanlara fırsat verilmiş olacaktır. Hani üstadın dediği gibi, kahraman kim var denildiğinde, sağına soluna bakmadan ben varım diyebilen kimsedir.

Ezan ve kamet etme sevabına nail olmak isteyen müminler de şayet bu konuda yetersiz iseler, bir fem-i muhsinden ders alarak kendilerini yetiştirmelidirler. Usulüne uygun bir şekilde müezzinlik yapabilecek seviyeye gelinceye kadar da bu işi liyakatli olanlara bırakmalıdırlar. Bir yerde liyakatli olanlar varken, onlardan önce davranıp müezzinlik yapmaya kalkmak doğru bir şey olmasa gerek.

Öte yandan görevli hocalarımız da bir yandan vaaz ve ezan okuma konusunda kendilerini geliştirmeli, bir yandan da gençlerimizi güzel ezanı okumaya hem hazırlamalı, hem de buna teşvik etmelidirler. İşte o zaman Peygamberimizin ezan okumada ve ön safta namaz kılmadaki sevabı bilseydiniz, birbirinizle yarışır ve aranızda kura çekerdiniz sözü hedefini bulmuş olur.

Bir hadiste şöyle buyrulmuştur: Ezan okuyan kimse, sesini ulaştırmak için ne kadar güç sarf ederse o kadar bağışlanır. Kuru yaş ne varsa onun lehine şahitlik eder.

Ezan okumak, asla bir müzik parçasına icra etmek değildir. Tam tersine ezan, İslam’ın temeli olan namaz ibadeti için müminleri Huzur’a çağırmaktır. Dolayısıyla ibadetin bir parçasıdır. Ezan, namaz vaktinin olduğunu bildiren ve müminleri cemaat halinde namaz kılmaya çağıran ibadettir. Bunun için ezan okunurken müezzine icabet, ezan cümlelerini saygı ile dinlemek, ezan cümlelerini müezzinden sonra tekrar etmek ve en önemlisi çağrının yapıldığı mescide gidip cemaate katılmaktır. Ezan okumak ve dinlemekteki asıl maksat da budur. Bu yüzden ezan konusu kaynaklarımızda namaz ünitesinin başında işlenir. Zaten farz namazlara, ezanın kardeşi kamet cümleleriyle başlanır. Onun için ezanı namazdan ayrı düşünmek mümkün değildir. Ezansız namaz eksiktir, namazsız ezan da öyledir. Onun için namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz denilmiştir.

Yüce Rabbimiz, gök kubbemizden ihlasla yükselen ezan sedalarını eksik etmesin. U ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli!

 

Yorum Yap
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (5)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.