Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında bölgede yaşanan gelişmelere bakıldığında, Siyonist ideolojinin hedefleri doğrultusunda en üst seviyede adımlar attığı yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Bu çerçevede öne çıkan bazı başlıklar şu şekilde sıralanabilir:
1. Türkiye’nin bölgesel yalnızlaştırılması iddiası:
Türkiye’nin uzun yıllardır komşularıyla çeşitli gerilimler yaşadığı, bu süreçte ABD desteğinin belirleyici rol oynadığı yönünde yorumlar yapılmaktadır. Türkiye’nin bölgesel etkisini sınırlamaya dönük stratejik hamlelerin devrede olduğu öne sürülmektedir.
2. Türk-Kürt meselesi ve terör sorunu:
Yaklaşık 50 yıldır süren terör sorununun Türkiye’yi iç meselelerle meşgul ettiği, özellikle PKK’nın ABD desteğiyle hareket ettiği iddiaları kamuoyunda sıkça dile getirilmektedir. Bu durumun Türkiye’nin enerjisini iç güvenliğe yönlendirdiği savunulmaktadır.
3. Bölgedeki diğer ülkelerin zayıflatılması:
Irak, Libya, Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerde yaşanan istikrarsızlıkların, İsrail karşıtı potansiyel aktörlerin etkisizleştirilmesine hizmet ettiği görüşü bulunmaktadır. Afganistan ve Pakistan arasındaki dönemsel gerilimler de bu çerçevede değerlendirilmektedir.
4. Rusya-Ukrayna savaşının sürmesi:
Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sürekli canlı tutulmasının küresel dengeleri değiştirdiği ve bölgesel güç odaklarını meşgul ettiği ifade edilmektedir.
5. Afrika ve Orta Doğu’daki istikrarsızlıklar:
Somali ve Yemen gibi ülkelerdeki karışıklıkların devam etmesi, bölgesel istikrarsızlığın sürdürülmesine yönelik stratejik bir yaklaşım olarak yorumlanmaktadır.
6. İran’a yönelik saldırılar ve rejim tartışmaları:
İran’a yönelik saldırıların, “rejim değişikliği” söylemi üzerinden meşrulaştırıldığı; buna karşı uluslararası toplumun etkili bir tepki ortaya koyamadığı yönünde eleştiriler yapılmaktadır.
7. ABD kamuoyunun savaş karşıtlığı:
ABD halkının uzun süredir “Ortadoğu savaşlarında neden varız?” sorusunu sorduğu ve asker gönderilmesine karşı çıktığı bilinmektedir. ABD yönetimlerinin iç siyasi baskılarla karşı karşıya olduğu ifade edilmektedir.
8. Türkiye’nin bölgesel rolü ve iç birlik meselesi:
İsrail’in en büyük endişelerinden birinin Türkiye’nin güçlü ve bütünleşmiş bir yapıya kavuşması olduğu öne sürülmektedir. Türkiye’de iç barışın sağlanmasının, bölgesel güç dengesinde belirleyici olacağı görüşü dile getirilmektedir. Oslo süreciyle başlayan temasların zaman içinde daha kapsamlı çalışmalara dönüştüğü ifade edilmektedir.
9. Liderlik anlayışı:
Türk siyasi geleneğinde liderin milletle güçlü bir bağ kurduğu, “başımız sağ olsun” ifadesinin bu bağın bir yansıması olduğu belirtilmektedir.
10. Sonuç ve vurgu:
Günümüzde dünyada yaşanan gelişmeler karşısında en temel kavramın özgürlük olduğu değerlendirilmektedir. Ülke menfaatlerinin basit siyasi hesaplara kurban edilmemesi gerektiği; iç barışın sağlanmasının, toplumsal huzur ve milli birlik açısından öncelikli olduğu vurgulanmaktadır.