Beyşehir’den Güzel Atlar Ülkes

Beyşehir’den Güzel Atlar Ülkesine (Kapadokya) altın bir hilalin ortasında yaşıyoruz. Bir başka şansımız da bütün güzelliklere kolayca ulaşabilecek bir noktada duruyor olmamız.

ALTIN HİLAL


Zeki OĞUZ


 


Sıkça belirtiğim bir tesbitim var. Selçuk Üniversitesine gelen öğrencilerin büyük bölümü şehri tanımadan, böyle bir istek duymadan, zamanlarını yurt, Zafer meydanı, kampüs üçgeninde tüketip gidiyorlar.


Geçtiğimiz Pazartesi İletişim Fakültesinde açtığım “Bozkır Dedikleri Konya” adlı sergim bunu bir kere daha doğruladı. Zaten serginin adı da yukardaki tesbitimle ilgili bir ironiydi. Pazartesi ve Salı günleri de fakültede fotoğraf derslerine giren Metin Kasım hocanın öğrencilerine üç saydam gösteri yaptım. Yüz saydamdan oluşan gösteride üç-beş karenin dışında tamamı Konya görüntülerinden oluşuyordu. Sergiyi gezen, saydam gösterilerini izleyen öğrencilerin büyük bölümü “buralar gerçekten Konya’mı? diye, soruyorlardı.


Daha önce de yazmıştım. Antalya’da bir turizm şirketinde rehberlik yapan bir arkadaşım var. Grupları Kapadokya’ya götürüyor, dönüşte zaman bulabilirse Mevlana müzesine yönlendiriyor, bir gece otelde konakladıktan sonra Denizli tarafına götürüyor. Kendine böyle bir talimat verildiği için yolunun üzerinde olan Beyşehir bile yok programında. Tabi bu onun sorunu değil, şirketin talimatına uymak zorunda.


Öğrencilere saydam gösterisi yapıp çıktıktan sonra bizim Konya’daki turizm şirketleri Konya çevresindeki tarihi ve doğası güzel yerlere neden tur düzenlemezler, diye düşündüm. Kâr oranını biraz daha düşük tutsalar en azından yüzlerce öğrenci katılır bu turlara.


Beyşehir’den Güzel Atlar Ülkesine (Kapadokya) altın bir hilalin ortasında yaşıyoruz. Bir başka şansımız da bütün güzelliklere kolayca ulaşabilecek bir noktada duruyor olmamız.


Gölü, yaylaları, tarihi dokusu ile iki günde ancak gezilebilir Beyşehir, buna değer de. Oradaki sorun bir grubun geceleyebileceği bir konaklama tesisinin olmaması. Bunun için de belediyenin, turizm şirketlerinin bu yönde yatırıma yönelmeleridir. Aynı sorun torosların eteğinde bir cennet bahçesi gibi duran Ereğli’de de var. Bir görüşmemizde Ereğli Belediye Başkanı güzel bir otelin yapımı için harekete geçtiklerini belirtmişti. Umarım gerçekleştirirler.


Fele ile Kurucuova arası girintili çıkıntılı koyları, Anamasların eteklerindeki yaylaları, Kubadad Sarayı ile hem sıradan bir gezgine hem fotoğraf dostlarına görkemli güzellikler sunar. Ben hayatımda en lezzetli balığı Yeşildağ’ın iskelesinde yedim. En güzel suyu Deliktaş yaylasında içtim.


Eflatunpınar’da, Fasıllar’da dört bin yıllık bir tarihi solumak ve çok değişik duygulara sürüklüyor insanı.


Öyle farklı güzelliklerimiz var ki her kesimden insana hitap ediyorlar. Yerin yüzlerce metre altını, muhteşem doğal oluşumları görmek isteyenler için Seydişehir ve Derebucak çevresinde. Küpeli Dağı dağcılar için ideal bir dağ.


Sözettiğim altın hilalde neler yok ki. Bozkır’da binlerce yıllık Zengibar Kalesi, binlerce yılın ihtişamını sunar insana. Bütün toroslara hakim bir kartal yuvası gibidir. Dağın çevresindeki köyler de o yuvanın bekçileri. Bolat yaylasında binlerce yıllık bir tiyatro çıkar karşınıza. Yüzlerce yıllık ardıçların arasında binlerce yıl öncesinde sergilenen bir oyunu izliyorhissine kapılabilirsiniz. Bolat Deresinde binlerce yıldır avlanan avcılar çıkar karşınıza. Bir kayanın yüzeyinde öylece duruyorlardır binlerce yıldır. Dimdik kayalara oyulmuş barınakların altından adam beli gibi su çıkar. Geçtiği yerlerde bağlara bahçelere bereket saçarak Akdeniz’e doğru koşar. Koştuğu yerlerde yüzlerce güzellik yaratır. Kimi yerde bir düdenin içinde yiter, birkaç yüz metre sonra günyüzüne çıkar. Kimi yerde de Yerköprü’de düdene giren su beşyüz metre uzunluğunda bir mağaradan geçerek günyüzüne çıkar. Bu mağaranın güneyinden, bağların kıyısından çıkan Karasu ise asıl şelaleyi oluşturur.


Sekiz bin yıl öncesinin havasını solumak istiyorsanız gidilecek en uygun tarih Temmuz, Ağustos aylarıdır. Bu aylarda kazı yapıldığı için kazı başkanından etraflıca bilgi edinme imkanı olur.


Meke, Çıralı gibi onlarca obruk gölünün, bozkırın mavi gözleri gibi sıralandığı Karapınar bozkırında heran şaşırtıcı güzellikler çıkar karşınıza. Sizler gidinceye kadar tamamen kurumamışsa Ereğli Akgöl’de onlarca çeşit kuşu, gürül gürül bir yaban hayatını izleme şansı olur.


Buz gibi suda beslenen nefis alabalığı, binlerce yıldır tanrısına ürettiği üzümü sunan kralın görkemli günlerini düşünmeden edemezsiniz. Akıllı adamlarmış şu Hititler. Hep kaynak sularının başını mesken tutmuşlar.


Karacadağ ile Hasandağı karşılıklı muhabbet eder gibidirler. Karacadağın her zirvesinde bir kale var. Dağın altı onlarca yer altı şehriyle dolu.


Konya’dan Nevşehir’e kadar Selçuklu sultanlarının hatıraları ile yolculuk edersiniz. Yeni yol keşke Zazadın hanının, Obruk hanının dibinden geçselerdi de herkes görebilseydi bu ihtişamlı yapıları. Beş kilometrelik bir sapma ile bu yol oralardan geçebilirdi. Sultanhanı, Elikesik hanı, Ağzıkara hanı hepsi ayrı güzellikte.


En doyumsuz yürüşlerimi Ihlara vadisinde yaptım. Bu vadi güzel atlar ülkesine girişin kapısı gibidir benim için. Selime köyünden Ihlara’ya kadar on iki km’lik yürüyüşte Melendiz çayı eşlik eder yürüyüşcülere. Sakin sakin akar bir yanınızdan. En üzüldüğüm şey, kendi ülkemizde, kendi toprağımızda o güzellikleri yüklü bir para ödeyerek görüyor olmak.


Kapadokya bölgesinde benim rotam her zaman Ihlara, Derinkuyu, Kaymaklı, Göreme-Ürgüp güzergahı olmuştur. Derinkuyu’daki yeraltı şehri “binlerce yıl öncesinin ilkel şartlarında nasıl meydana getirildi?” dedirtiyor insana.


Biz bu Pazar üniversiteli gençlerle Beyşehir’de fotoğraf çekmeye gidiyoruz. Haydi siz de kendinizi ödüllendirin ve bir yerlere gidin. Yeni yerler keşfetmeye çıkın.

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?